'Babasının kızı', 'Hakemin kızı adalet istiyor', 'Sporcu babadan evlada en büyük miras', 'Sanatçı duyarlılığı', 'Kaynana Zırıltısından Kadınların Çığlığına', onlarca başlık çıkar. Kaynanalar, kayınvalideler, kadın dünür, gelinin annesi, damadın annesi, baba dünürün eşi, kusura bakmasın. Hepsi aynı sıfata çıkıyor. Genelde damadın annesi 'kaynana' olur, gelinin annesi ise anneanne. Adı böyle, ses çıkartan minik aletin, böyle koymuşlar. Ne hikmetse. 1960lı yıllarda Eskişehirsporlu taraftarların kullandığı, yerli milli ses çıkartan aletin adıdır, Kaynana Zırıltısı. Sesi de zır zır diye dönerek çıktığı için zırıltıdır, aşağılamak için değil. Duymuşluğum, görmüşlüğüm vardır hayal meyal hatırlarım. Şimdinin davul sesinden iyidir, dan dan dun. Savaşı değil, yaygarayı çağrıştırır. Takımın galibiyetinde etkili olduğu da zaman zaman görülmüştür. 1932 yılı Osmaniye doğumlu Eskişehir'de yaşayan Eskişehirspor taraftarı, amigosu bir genç. Memleketinin, doğduğu doyduğu büyüdüğü ekmeğini yediği suyunu içtiğini yerin, ilin, ilçenin takımını tutanlardandır, Hüsnü Taşdelen. Emine hanımla evlenir, üç evladı olur. Leyla, Ayla ile Serdar. O zamandan bellidir. Sosyal bir insan olacağı, sanatçı olacağı içinde cevher vardır. Baba Taşdelen, Eskişehirspor'un maçına da götürür, 6-7 yaşlarındadır. Kaynana Zırıltısı'nı o gün görür, ilk kez. Çok da beğenmese de sesini ortam, sahne, alkış, tezahürat onu çok etkiler. İçinde yaşattığı biriktirdiği duygularını başkalarına aktarma isteği duyar, paylaşmak ister. İçindeki çığlığı duyurma gereği hisseder. 11 oyun yazar, yorumunu da katarak 12 oyunu da yönetir, sahne aldırır. Tekrara pek gerek duymaz, önem vermez. Yenilerine, yelken açar. Oyunları zırıltı olmaktan çıkar, pırıltı, parıltı, ışık olur. İstanbul'da olsa adını duymayan kalmazdı. İzmir'imin sanatçısıdır, başımızın tacıdır. Yazma, yorum tamam da sahne de olması gerek. Oyuncu gerek, görsel şov şarttır. Tıpkı ilkokul zamanındaki maçlar gibi, bir ortam hayaldir. Prof.Dr.Gülseren Budayıcıoğlu'nun yazdığı gibi 'Doğduğun yer kaderindir' tamam da 'Çocukken gittiğin yer annenin babanın götürdüğü yer kaderindir, yaşamına yön verir'. Bu da benim naçizane sözümdür. Belgeseli, filmi çekilecek kadındır Ayla Taşdelen, merhum Milli hakem Hüsnü Taşdelen'in, Eskişehirspor'un amigosu Hüsnü'nün ortanca evladıdır. Dinamik yönetmenlerimiz Ömer Gümüşer'e, Can Ulkay'a, Abdullah Oğuz'a Ekin Pandır'a itina ile duyururum. Asil bir Atatürk Kadını'dır, evladı olmakla gurur duyar her daim. O bir kadın, o bir kadın sanatçı. Sanat topluluğu kurar, gönüllülerden oluşan. Adını da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten esinlenerek Sarı Zeybek koyar. Dernekleşsin iyi olur denir, Sarı Zeybek Kültür Sanat Derneği'ni kurar. Mikrop'umuzu da kervana katar Hikmet Durmuş'u, Onursal Başkan olur. İki başkan da İzmir'i aşmıştır, ancak onlar kendilerini aşma gayretindedirler.

EFSANE FUTBOLCULAR DUAYEN HAKEMLER

Mümin Özkasap, Taşkın Yılmaz, Nihat Atacan, İsmail Arca, Vahap Özbayer, Fethi Heper, Abdurrahman Temel, Necdet Yıldırım, Kamuran Yavuz, İlhan Çolak, Nuri Toygün, Ender Konca, Ruhi Yavuz, İsmail Arca, Muzaffer Çil, Necdet Yıldırım, Canan Açıkgöz, Yusuf Şimşek, Ayhan Aşut, Mahmut Şölenişçi, Fethi Heper, Mehmet Dülger, Abidin Akmanol, Mustafa Yuvalar, Abdurrahman Temel, Vahap Özbayer Eskişehirspor efsane ekibi. Tribün lideri Hüsnü Taşdelen, hep destek olur Kaynana Zırıltısı ile. Hüsnü Özdemiroğlu, Doğan Babacan, Ertuğrul Dilek, Hilmi Ok, Orhan Cebe, Muzaffer Sarvan, Hakkı Gürüz, Talat Tokat, Halil Atalık, Müşfik Talaz, Yavuz Tunç, Ali İhsan Papatya, Ahmet Yalçın Gürgür, Oğuz Özden, Hilmi Özyarar, Orhan Gönül, Cezmi Başar, Faruk Talu, Semih Zoroğlu, Feyyaz Turgul, Cengiz Kaynak, Kemal Kayral, Necmi Temizel 1960lı yıllar, futbol hakemleri. Amigoluktan, hakemliğe hatta hakemliklere. Hüsnü Taşdelen bayrağı ve düdüğü ile aralarına katılır. Sahalar toz, toprak, hatta taşlı. En azından kanserojen etkisi olan yapay, suni, doğal olmayan, aşındıkça zımpara gibi olan adına bir de halı denen beton zemin yok. VAR yok, AVAR yok, kulaklık yok, dördüncü hakem yok, tekrarı da yok. Vicdan var, etik var, ahlak var, insanlık var. Envai çeşit bahis yok, satılan kulüp yok, forma aşkı var gerçek olan, menajer yok, kendi maçını tahmin etmek yok, reklamı bile gözümüzün önünde dördüncü hakemin omuzlarındaki panoda. O da yok. Görüntüsü var ama, defalarca aradaki reklam bile ondan gel de oynama dedirten cinsten. Herkes hakemlerin üstüne çullandı ama diğer unsurlara, sıfatlara da bakmak gerek. Halının altı, misali. Eskiyi methetmek şimdikileri yerin dibine sokmak değildir, derdim. Tersi de olmaz. Kocaman bir aile, koca sebze, meyve kasanın içinden çürükler de çıkar ayıklamak gerek. Kasanın altına koyarlar genelde. Bu zor süreçte, kasanın her yerine bakmak gerek, üstte de olabilir. 'Kaynana Zırıltısı'nı sallayan Eskişehirspor taraftarı Taşdelen, bırakır bu işler. Yenilere, gençlere. Astsubay okuluna gider, muvazzaf askerliğe başlar. Tribün biter, 'Zırıltıyı bırakır, düdükleri alır'. Boks, voleybol, atletizm, futbol hakemliğiyle dolu dolu günler başlar. 1969'da 37 yaşında, futbol hakemliğine başlar, adaylık biter bölge hakemi olur, lisans numarası da 2089'dur. 1975'te 'Milli futbol hakemi' sıfatını alır. Dönemin hakem işleri müdürleri Hazım Başaran ile Mesut Erçin imzalarını atar, mühürlerini basar. TFF'nin verdiği yetkiyle, maçlara çıkmaya devam eder. Hakemlik biter, 80li yılların sonunda gözlemci olarak tanıma fırsatım oldu İzmir'de. Böyledir hakemlik, sadece küfür yemek değildir. Çevren olur, insan tanırsın adam tanırsın, hanımefendi kadın tanırsın, unutulmazdır çoğu.

BU AKŞAM ŞİDDETE KARŞI, 8 KADIN SAHNEDE

Adalet dağıtan babanın, sanatçı kızı adalet istiyor. Kadın haklarına sahip çıkıyor, kadın çığlığını duyuruyor. Şiddete karşı geliyor. Hakem, asker kızı Ayla Taşdelen'in Gönül Sultanları'nda ustalarım, büyüklerim, başkanlarım Esat Erçetingöz, İbrahim Kılınç, Hikmet Durmuş, Âdem Aslan, Kemal Dağtekin, Zülfikar Kaya, Mehmet Arısoy, Harun Cici, Münir Tunç, Ahmet Dinç, Mustafa Erduran ile sahne almışlığım vardır, yazan yöneten Ayla Taşdelen. 'Geldikleri gibi giderler, Bu memleket bizim, İzmir ateşi, Elimi bırakma, Kuvayi Milliye Destanı, Biri evlilik mi dedi, Hamdım piştim yandım, Bir garip Orhan Veli, Halikarnas Balıkçısı, Nazım Hikmet, Cemre ile son olarak da 'Adalet istiyorum'. Yazdı, yönetti, sahne aldırdı. Elimi bırakma'yı Korkut Alp yazdı, Cemre'deki repliklerde yer alan şiirler de Kayıp Anahtar Ahmet Dinç'ten. Kadına şiddetini işliyor, kadın haklarını savunuyor, sahnede. Adalet arıyorlar, adalet istiyorlar. İzmir Yeşilyurt Mustafa Necati Kültür Merkezi'nde sahne alacaklar, bu akşam saat 20'de. Konu 'Kadın hakkı ve kadına şiddet' olunca da 7 kadın oyuncu var sahnede, 8 oldu. Hepsi de heyecan içinde. Şiddete uğrayan kadını oynamak, sahneye sunmak. Zordur, bu yolda sanat. Arzu Cengiz, Esra Kaya, Nevin Demirsahan, Nurhan Kurnaz, Saadet Zorluer, Sibel Çalıkdaş, Zehra Gökmen ile Ayla Taşdelen, sahnede emek verecekler. 8 kadın 1 erkek. Ses ve ışıkta 'davudi sesli sanatçı' Korkut Alp, tepeden destek olacak, görünmeyecek, sesi ile ışık saçacak. Bakmayın adına Korkut'an değil soyadı gibi Alp gibi yüce, gönüllü. 'Adalet istiyorum'da sahne alacak 7 kadından birçoğunun ilk sahne deneyimi olacak. Sahne tozunu yutmuş biri olarak, merak içindeyim. Olumsuz eleştirmek için filan değil, sahneye adım atmaları bile on üzerinden sekiz eder. Hüsnü Taşdelen hocam gözlemcim de oldu İzmir'imde. Merhumun sözüdür, 'Asil hakem forması giyip odadan çıkmak bile on üzerinden en az 7'dir, gerisi sahada belli olur' derdi. Şimdilerde Olimpik Yüzme Havuzu açılan, Atatürk Stadı 4 Nolu Yan Saha. Çalışkan, sporu, insanı, gençliği seven, saygı duyan spor insanları Dr.Mehmet Muharrem Kasapoğlu bakanıma, Murat Eskici müdürüme, Mehmet Sait Başdaş kaptanıma bir spor insanı olarak şükranlarımla, yeri vakti gelmişken, bir de 4 nolu demişken. Hizmet edenden, etmek isteyenden anlarız, çok şükür. İşimiz gücümüz bu, başka bir şey değil. Hakemlerle başlatılan, başlayan bu süreçte, herkes için hepimiz için adalet istiyorum. Sadece topunuzu oynayın ve de gelecek haftalara bakmaya devam edin, o kadar. Para her şey demek değildir. Ayla Taşdelen başkanım kutlarım, sanat yolunda devam. Yaşasın kadınlar, kadınlar yaşatılsın. İnsanlık, adamlık namına...