Küresel ticarette kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz hattında artan gerilim, özellikle çelik sektöründe dengeleri değiştirdi. Navlun maliyetlerindeki ani yükseliş ve Uzak Doğu kaynaklı lojistik tıkanıklıklar, alıcıları alternatif arayışına itti. Uluslararası ticaret ve çelik ihracat stratejisti Eftal Pehlivan, bu süreci “güvenli liman arayışı” olarak tanımlayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Küresel alıcılar artık sadece düşük maliyete değil, Tedarik Zinciri Dayanıklılığı kriterine odaklanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki darboğaz Uzakdoğu’nun lojistik hakimiyetini zayıflatırken, Yakın Kaynaktan Tedarik eğilimini zirveye taşıdı. Türkiye, fiziksel yakınlığı ve üretim hızıyla bu yeni dönemde en rasyonel seçenek haline gelmiş durumda.”

Hurmuz Krizi Dunyayi Sarsti Turkiye Icin Buyuk Firsat 2

TÜRKİYE “STRATEJİK ÜRETİM MERKEZİ”NE DÖNÜŞÜYOR

Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına yakınlığıyla öne çıkan Türkiye, özellikle demir-çelik sektöründe hızlı teslimat avantajı sayesinde rekabette öne çıkıyor. Pehlivan’a göre artık rekabet yalnızca fiyat üzerinden değil, tedarik güvenliği üzerinden şekilleniyor. Bu da Türkiye’yi kriz dönemlerinde tercih edilen bir üretim merkezi haline getiriyor.

AVRUPA’DAN “YEŞİL DUVAR” HAMLESİ

Avrupa Birliği’nin 4 Mart 2026’da duyurduğu Sanayi Hızlandırma Yasası, çelik sektöründe yeni bir dönemi başlatıyor. Bu düzenleme ile özellikle inşaat ve otomotiv sektörlerinde kullanılan çelik için “Made in EU” ve düşük karbon şartı getiriliyor. Pehlivan, bu gelişmeyi şöyle yorumladı:

“Avrupa pazarı artık sadece kaliteli ürüne değil, aynı zamanda şeffaf ve düşük karbonlu üretim süreçlerine kapı açıyor. ‘Made in EU’ şartının Türkiye’yi de kapsayacak şekilde ilerlemesi, Türk üreticileri Avrupa’nın iç tedarik zincirine daha yakın bir konuma yerleştiriyor.”

KÜRESEL REKABET ARTIK DEVLETLER ARASINDA

2026 itibarıyla çelik sektöründe rekabetin boyutu değişti. Artık yarış yalnızca şirketler arasında değil, ülkelerin uyguladığı sanayi politikaları arasında yaşanıyor. Karbon düzenlemeleri, enerji maliyetleri ve jeopolitik krizler piyasadaki fiyatları belirleyen ana unsurlar haline geldi. Pehlivan, İran’ın piyasadan çekilmesiyle aylık yaklaşık 230 bin tonluk arzın kaybolduğunu ve bunun küresel fiyatları yukarı yönlü baskıladığını vurguladı.

YENİ DÖNEM MALİYET DEĞİL DAYANIKLILIK

Körfez bölgesinde yaşanan tedarik aksaklıkları ve Süveyş hattındaki riskler, ticaret rotalarının yeniden şekillenmesine neden oluyor. Çin ve Endonezya gibi üreticilerin daha yüksek maliyetlerle devreye girmesi ise fiyatların kalıcı olarak yükselmesine yol açabilir. Pehlivan bu süreci şu sözlerle özetledi:

“Piyasa yeniden dengelenecek ancak aynı maliyet yapısıyla değil. Değişimi tehdit değil, öğrenme alanı olarak görmek gerekiyor.”

Gümüşte gözler 77 dolarda! Fiyatlarda kritik sıkışma: Yön hangi tarafa kırılacak?
Gümüşte gözler 77 dolarda! Fiyatlarda kritik sıkışma: Yön hangi tarafa kırılacak?
İçeriği Görüntüle

TÜRKİYE İÇİN TARİHİ FIRSAT

Uzmanlara göre Türkiye, üretim gücünü düşük karbonlu dönüşüm ve mevzuat uyumuyla birleştirebilirse Avrupa pazarında daha güçlü bir konum elde edebilir. Yeni dönemde başarı, hızlı adaptasyon ve stratejik esneklikle şekillenecek. Türkiye’nin bu avantajı sürdürülebilir ihracat modelleriyle desteklemesi, küresel ticarette kalıcı bir güç haline gelmesinin anahtarı olarak görülüyor.

Kaynak: Haber Merkezi