Nihat AK-EGETELGRAF GAZETESİ/ Ege Bölgesi’nde art arda yapılan yanlış ve bilinçsiz zirai ilaçlamalar, arıcılık sektörünü sarsıyor. Kovanlardaki arı ölümleri yüzde 70’lere kadar yükseldi. Yanlış ilaçlama saatleri ve zehirli kimyasallar, arı kolonilerinde kitlesel çöküşe yol açarken, tarım ve ekosistemde büyük yıkım kapıda. Kriz, yerel ekonomiyi sarsmakla kalmayıp, doğanın dengesini de tehdit ediyor. Bilim adamları arıların yok olmasının dünyanın sonunu da hazırlayacağı görüşünde.
ARI KAYBI ALARMI
Manisa Arıcılar Birliği Saruhanlı Temsilcisi İsmail Oral, “Arılarımız, tarımın en önemli destekçilerinden biri. Ne yazık ki, yanlış zamanlarda yapılan gündüz zirai ilaçlamalar nedeniyle arılarımızın yaklaşık yüzde 70’ini kaybettik. Bu sadece arıcıların değil, tüm tarım sektörünün geleceğini etkileyen ciddi bir sorun. Tarım ve arıcılık birbirinden ayrılamaz. Çiftçilerimiz ürün yetiştirirken, biz arıcılar da polinasyonla verimin artmasına katkı sağlıyoruz. Ancak, ilacı doğru zamanda kullanmazsak, hem arılar zarar görüyor hem de bu durum üretimimizi olumsuz etkiliyor. Ekonomik kayıplar kaçınılmaz hale geliyor. Ziraat mühendislerimizin ve çiftçilerimizin sadece kendi ürünlerinin değil, arıcılık sektörünün de ihtiyaçlarını gözeterek hareket etmeleri çok önemli. Özellikle çiçek balcılığı yapan bizler için, ilaçlamaların arıların aktif olmadığı akşam veya sabah erken saatlerde yapılması, hem arılarımızın sağlığını korur hem de tarımda sürdürülebilirliği destekler. Hep birlikte bilinçli hareket edersek, arılarımızı korur, üretimimizi artırır ve geleceğe daha güvenle bakarız. Tarımın her dalı, birbirini tamamlayan bir zincirin halkalarıdır. Bu zinciri birlikte güçlendirelim” dedi.
EKOSİSTEME DARBE
Arıcı Oral, “Arılarımız sadece kendileri için değil, tüm kovanları için can taşıyor. Gündüz yanlış yapılan zirai ilaçlama, bir arının ölümünden ibaret kalmıyor; o arı, kovanına dönüp zehri beraberinde getiriyor. Böylece bir damla zehir, tüm kovanı sarıyor, kardeşlerini de etkiliyor, zincir halkaları kopuyor. Kaybedilen arı sayısı, bireylerden koloniye yayılan sessiz bir felakete dönüşüyor. Bu yüzden ilaçlama sadece zamanı değil, bütün bir ekosistemi koruma bilinciyle yapılmalı. Çünkü arılar ölürse, sadece biz değil, tarım da susar” ifadelerini kullandı.

Yıllardır bakanlık uyarılarından kalıcı bir çözüm alamadıklarını vurgulayan İzmir Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hüseyin Şengül “Son 10-15 yıldır yanlış yapılan zirai ilaçlamalar nedeniyle arıcılık ciddi bir tehdit altında. Geniş bir bölge için defalarca Tarım ve Orman Bakanlığı’na dilekçelerle durumu anlattık, çözüm talep ettik ama henüz somut bir adım göremedik. Gündüz yapılan ilaçlamalar arılarımızı büyük ölçüde yok ediyor, kovanlara dönen arılar ise diğer arıların ölümüne de sebep olarak zararı katlıyor.
Arılar, tarımın en önemli destekçileridir; verimi artırır, doğanın dengesini korur. Ancak yanlış uygulamalar hem arıları hem de tarımsal üretimi zayıflatıyor, ekonomik kayıplara yol açıyor. Çiftçilere ve ziraat mühendislerine kapsamlı eğitimler vermesi, ilaçlamaların arıların aktif olmadığı saatlerde yapılmasını sağlaması artık kaçınılmaz. Arıcılık sadece bal üretimi değil, tarım ekonomisinin temel taşlarından biridir. Arılarımızı koruyabilirsek, hem doğayı hem geleceğimizi kurtarırız. Bu konuda daha etkin ve kalıcı çözümler bekliyoruz” dedi.
‘SÖZDE KALMASIN’
Sözde yasaklarla sorunun aşılamayacağını belirten Başkan Şengül, “Bilinçsiz ve yanlış zamanlarda yapılan zirai ilaçlamalar, bal arılarımızın sağlığını ve dolayısıyla tarım sektörümüzü büyük ölçüde tehdit ediyor. Bu sorunun önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın etkin ve kararlı adımlar atması şarttır.
Arıların aktif olduğu saatlerde gündüz yapılan zirai ilaçlamalardaki yasaklar sözde yasak olmaktan çıkarılmalıdır. Bu yasak sözde var ama ne yazık ki uygulamasına neredeyse şahit olan yok. Bu yasaklara uyulmadığı takdirde, caydırıcı ve hızlı cezalar uygulanmalı. Böylece, bilinçsiz uygulamaların önüne geçilerek bal arılarının yok olmasının önlenmesi mümkün olur.
Fransa gibi birçok gelişmiş tarım ülkesi, arıların korunması için benzer yasal düzenlemeler ve sıkı denetimler uyguluyor. Arı dostu ilaçlama saatleri belirleniyor, çiftçilere bilinçlendirme eğitimleri veriliyor ve denetimler sıkılaştırılıyor. Bakanlığımız da bu tür başarılı uygulamalardan ilham alarak, arıların korunması için kapsamlı bir politika geliştirmelidir. Arılar sadece bal üreticilerinin değil, tüm tarım ekonomisinin can damarıdır. Onları korumak, sürdürülebilir tarım ve sağlıklı bir gelecek için olmazsa olmazdır. Bakanlığımızın bu konuda güçlü yasalarla, etkin denetimlerle ve bilinçlendirme çalışmalarıyla sahada varlık göstermesi, arıcılığın ve tarımın geleceğini garanti altına alacaktır” ifadelerini kullandı.

UZMAN ÖNERİLERİ
İlaçlama zamanlaması: Bal arıları sabah erken ve akşamüstü aktiftir. Pestisit uygulamaları, arıların dışarıda olmadığı gece veya çok erken sabah saatlerinde yapılmalıdır. Böylece doğrudan temas ve kovanlara bulaşma riski azalır.
Düşük toksisiteli pestisitler: Arılar için daha az zararlı olan organik veya biyolojik pestisitler tercih edilmelidir. Pestisit etiketlerindeki arı koruma uyarılarına dikkat edilmelidir.
Çiçeklenme döneminde ilaçlamadan kaçınılması: Çiçek açan bitkilerde ilaçlama, arıların topladığı nektar ve polene zarar verir. Bu nedenle, ilaçlama çiçeklenme dönemleri dışında yapılmalıdır.
Arıcı ve çiftçi koordinasyonu: Kovan yerleri ve arıların aktif olduğu zamanlar çiftçilerle paylaşılmalı, ilaçlama planları buna göre düzenlenmelidir. Kovanlar ilaçlama yapılan yerlerden uzak tutulmalıdır.
Entegre zararlı yönetimi: Kimyasal ilaçlara bağımlılık azaltılarak biyolojik mücadele ve kültürel yöntemler kullanılmalıdır. Böylece pestisit kullanımı ve arı maruziyeti düşer.
Eğitim ve bilinçlendirme: Çiftçi ve arıcılar pestisitlerin arılara etkileri ve doğru uygulamalar konusunda eğitilmelidir.
Denetim ve yasal düzenlemeler: İlaçlama saatlerine uyulması için denetimler artırılmalı, kurallara uymayanlara cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.






