İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) İletişim Fakültesi Sinema ve Dijital Medya Bölümü öğrencisi Ömer Nakay, kişisel deneyimlerinden yola çıkarak hazırladığı “Özge” adlı filmiyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde finale yükseldi. Yönetmenliğini de üstlendiği 15 dakikalık deneysel kurmaca film, İstanbul’dan memleketi İzmir’e dönen bir gencin duygusal değişimlerini ve kendi şehrine karşı hissettiği yabancılığı konu alıyor.
Bu yıl 63’üncüsü düzenlenecek festivalde öğrenci filmleri kategorisinde birincilik için yarışacak olan Nakay, yaklaşık beş yıl önce üniversite eğitimi için İstanbul’dan İzmir’e geldiğini anlattı. İzmir’e zamanla alıştığını belirten genç yönetmen, çocukluğunun geçtiği yerlere döndüğünde bile kendisini zaman zaman yabancı hissettiğini söyledi. Nakay, “Yaklaşık 5 yıl önce üniversite okumak için İstanbul’dan İzmir’e gelerek kendime yeni bir yol seçtim. İzmir’e o kadar alıştım ki İstanbul doğumlu olmama rağmen şimdi çocukluğumun geçtiği yerlere döndüğümde kendimi bazen yabancı gibi hissediyorum. Ben de yaşadığım değişimleri, kendi şehrime hissettiğim yabancılığı filmde anlattım” diye konuştu.
FİLMİN ÇEKİMLERİ İZMİR VE İSTANBUL’DA YAPILDI
“Özge” filminin çekimleri yaklaşık iki hafta sürdü. İzmir ve İstanbul’da gerçekleştirilen çekimlerde Nakay’a arkadaşları da destek verdi. Filmin konusuyla uyumlu olduğunu düşündüğü için “başka” ve “farklı” anlamlarına gelen Özge ismini hem filme hem de ana karaktere veren genç yönetmen, çalışmasını kişisel deneyimlerinden besledi. Filmde Duygu Ürkmez, Ömer Yıldırım, Zeynep Apsin ve Ali Berk Özkan rol aldı. Filmin yardımcı yönetmenliğini ise aynı bölümde eğitim gören Dila Şengezer üstlendi.
“ÖYLE ÇOK SEVDİM Kİ ASLEN İZMİRLİ GİBİ OLDUM”
24-31 Ekim tarihlerinde düzenlenecek Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde birincilik için yarışacak olan Nakay, böylesine önemli bir organizasyonda yer almaktan mutluluk duyduğunu söyledi. “Özge”nin kendi hayatından izler taşıdığını ve unutamayacağı bir çalışma olduğunu belirten genç yönetmen, İzmir’e ilk geldiği dönemde yaşadığı tereddütleri ve zamanla değişen duygularını anlattı. Nakay, “İzmir’e üniversite okumaya gelirken bazı tereddütlerim vardı. Acaba sever miyim, uyum sağlar mıyım, doğru mu yapıyorum diye düşünüyordum. Yeni bir şehrin yeni bir hayat olduğunu biliyordum. Ama İzmir’de öyle güzel arkadaşlıklar edindim, burayı öyle çok benimsedim ki, bu tereddütlerin hepsi geride kaldı. İstanbul doğumluyum ama sanki aslen İzmirli gibiyim. İşte bu süreçte yaşadıklarımı da mutluluklarımı da filme aktarmak istedim. Bir açıdan hayatımın bir kısmını filme çektim. Çekimler sırasında yoğun bir emek harcadık, aynı zamanda filmin her aşamasında büyük bir heyecan da yaşadık. Şimdi o emeğin böylesine önemli bir festivalde karşılık bulduğunu görmek, mutluluğumu daha da artırıyor. Üstelik kendi hikâyemden yola çıkarak anlattığım duyguların başkalarına da ulaşacak olması benim için çok anlamlı” ifadelerini kullandı.
“SİNEMANIN DİLİYLE ANLATTIM”
Filminde yeni başlangıçları, değişimleri ve insanın kendini yeniden keşfetme sürecini deneysel bir anlatımla ele aldığını belirten Nakay, festivalde yer almanın yeni projeler için de kendisine cesaret verdiğini dile getirdi.Nakay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepimizin hayatında yeni başlangıçlar, değişimler ve kendimizi yeniden keşfettiğimiz dönemler oluyor. Ben de bunları sinemanın deneysel diliyle anlatmaya çalıştım. Şimdi filmimin Türkiye’nin dört bir yanından sinemaseverlerle buluşacak olması beni hem heyecanlandırıyor hem de yeni projeler üretmek için cesaretlendiriyor. Festivalde birbirinden değerli filmlerle yarışacak olmak bile başlı başına çok önemli bir deneyim. Elbette ödül kazanmayı çok isterim ancak bugün geldiğim nokta bile benim için büyük bir başarı. Filmin ortaya çıkmasında emeği olan tüm arkadaşlarıma, bana destek veren hocalarıma çok teşekkür ediyorum.”




