AHMET BUĞRA TOKMAKOĞLU – EGE TELGRAF/ Bugün cep telefonuyla birkaç saniyede çekilen bir İzmir fotoğrafı, bundan 186 yıl önce başlı başına bir keşif anlamına geliyordu. Fotoğrafın dünyaya ilan edilmesinden yalnızca üç ay sonra Doğu’ya doğru yola çıkan Avrupalı gezginler İzmir’e ulaştı. 1840 yılının şubat ayında kente gelen gezginler, gemilerinin güvertesinde dagerotip tekniğiyle çekimler gerçekleştirdi. Bu ilk denemeler, İzmir’in adını dünya fotoğrafçılık tarihinin erken kayıtları arasına taşıdı. İzmir’in fotoğrafla başlayan bu uzun yolculuğu, Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesindeki “İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası (1840-1922)” sergisinde anlatılıyor.
YAYIMLANMAYAN FOTOĞRAFLAR GÜN YÜZÜNE ÇIKTI
Sergi için farklı koleksiyonlarda ve aile arşivlerinde saklanan yüzlerce fotoğraf bir araya getirildi. Bu görüntülerin arasında daha önce kamuoyuyla paylaşılmamış albümler ve kent manzaraları da bulunuyor. Mert Rüstem, Nejat Yentürk, Ercüment Tahtakıran, Yavuz Çorapçıoğlu, Nazmi Şurgun ve Ömer Koç’un koleksiyonlarından seçilen eserler serginin önemli bölümünü oluşturuyor. Fabio Tito, Mark Giraud, Patrice Guiffray, Çevik Çullu ve Gökçen Adar’ın aile arşivlerinden çıkarılan albüm ve fotoğraflar da ilk kez ziyaretçilerle buluşuyor. APİKAM’ın kendi arşivinde bulunan ancak bugüne kadar yayımlanmayan görüntüler de serginin en merak uyandıran parçaları arasında yer alıyor.
KORDON’UN, SOKAKLARIN VE İNSANLARIN ESKİ HALİ
Sergide yalnızca İzmir’in tarihi binaları ve bilinen manzaraları görülmüyor. Kentte yaşayan insanların giyiminden aile portrelerine, fotoğraf stüdyolarından sokakların değişen görüntüsüne kadar günlük yaşamın pek çok ayrıntısı izlenebiliyor. Ziyaretçiler bugün her gün önünden geçtikleri bir sokağın geçmişte nasıl göründüğünü veya artık yerinde olmayan bir yapının kentin siluetinde nasıl yükseldiğini fotoğraflar üzerinden keşfedebiliyor. Sergi, 1840 ile 1922 arasındaki döneme odaklandığı için Osmanlı’nın son yıllarındaki İzmir’in sosyal yaşamına ve çok kültürlü yapısına da pencere açıyor.
İLK STÜDYOLARI KİMLER AÇTI?
19. yüzyıl boyunca İzmir’de fotoğrafçılık mesleği büyük ölçüde Levanten, Rum, Ermeni ve Yahudi fotoğrafçılar tarafından yürütüldü. Frenk, Rum ve Ermeni mahallelerinde açılan stüdyolar; aile fotoğraflarından kent manzaralarına, portrelerden günlük yaşam görüntülerine kadar İzmir’in görsel hafızasını oluşturdu. Farklı kültürlerden gelen fotoğrafçıların aynı kentte üretim yapması, İzmir’i Doğu Akdeniz’in dikkat çeken fotoğraf merkezlerinden birine dönüştürdü. Bugün sergide yan yana görülebilen kareler, kentin yalnızca binalardan değil farklı toplulukların bıraktığı ortak hafızadan oluştuğunu gösteriyor.
ŞİMDİ HATIRALARI KORUYOR
Serginin düzenlendiği APİKAM binası da İzmir’in yakın tarihinden önemli izler taşıyor. 1930-1932 yılları arasında inşa edilen yapı, 2001 yılının sonuna kadar yaklaşık 70 yıl boyunca İzmir İtfaiyesi Merkez Binası olarak kullanıldı. Erken Cumhuriyet Dönemi mimarisinin izlerini taşıyan bina; geniş hangar kapıları, itfaiye araçlarının hızla çıkabilmesine uygun yapısı ve kentte yükselen dumanı izlemek amacıyla kullanılan gözetleme kulesiyle dikkat çekiyor. Bir zamanlar İzmir’i yangınlardan koruyan yapı, bugün kentin yazılı ve görsel hafızasını koruyan bir müzeye dönüşmüş durumda. Bu nedenle ziyaretçiler sergiyi gezerken yalnızca eski fotoğrafları görmüyor; yaklaşık bir asırlık tarihi binanın koridorlarında da dolaşıyor.

GİRİŞ İÇİN ÜCRET ÖDENMİYOR
“İzmir Fotoğrafhanesi-Görsel Hafızanın İnşası” sergisi ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Sergi, 13 Aralık 2026 tarihine kadar açık kalacak. Güncel programa göre sergi hafta içi 09.00 ile 17.00, hafta sonu ise 10.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Pazartesi günleri müze kapalı tutuluyor. Ziyaret günleri ve saatleri özel etkinlikler nedeniyle değişebileceği için yola çıkmadan önce APİKAM’ın güncel duyurularının kontrol edilmesi öneriliyor.
METRODAN İNİP 7 DAKİKADA ULAŞILIYOR
Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi, Konak ilçesi Şair Eşref Bulvarı No:1/A adresinde bulunuyor. Metro kullanan ziyaretçiler Çankaya İstasyonu’nda indikten sonra yaklaşık yedi dakikalık yürüyüşle müzeye ulaşabiliyor. Basmane Garı’ndan gelenler için yürüyüş süresi yaklaşık 10 dakika sürüyor. 253, 470, 681 ve 691 numaralı ESHOT hatları da APİKAM’ın yakınından geçiyor. Pasaport İskelesi’nden gelen ziyaretçiler yaklaşık 13 dakikalık yürüyüşle müzeye ulaşabiliyor. Müzede engelsiz erişim imkânı da bulunuyor. Bu nedenle sergi farklı yaş gruplarındaki ziyaretçiler ve hareket kısıtlılığı yaşayan bireyler tarafından değerlendirilebiliyor. Dışarıdaki hava Kordon yürüyüşüne izin vermediğinde eve dönmek gerekmiyor. Metrodan inip bir zamanlar itfaiye araçlarının çıktığı kapılardan içeri girmek, İzmir’in daha önce görülmemiş yüzlerce fotoğrafına bakmak ve 186 yıllık bir görsel yolculuğa ücretsiz çıkmak mümkün.




