AHMET BUĞRA TOKMAKOĞLU- EGE TELGRAF/ İzmir’in dünyaca bilinen antik kentlerini görmek isteyenler genellikle rotasını Efes, Bergama ya da Teos’a çeviriyor. Ödemiş ilçe merkezinden yalnızca birkaç kilometre uzaklıktaki Günlüce’ye gelenleriyse tabelaların ve kalabalık ziyaretçi gruplarının bulunmadığı, çok daha sessiz bir tarih karşılıyor. Bugün köy yaşamının sürdüğü topraklarda bir zamanlar Lidya’nın önemli kentlerinden Hypaipa yükseliyordu. Yüzyıllar boyunca farklı uygarlıkların elinde büyüyen şehirden geriye kalanların önemli bölümü hala gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor.
KÖYÜN SESSİZLİĞİNİN ALTINDA BİR ŞEHİR UYUYOR
Hypaipa Antik Kenti, Ödemiş’e yaklaşık 5 kilometre uzaklıktaki Günlüce Mahallesi’nde bulunuyor. Yerleşim, Bozdağ’ın güney uzantılarıyla Küçük Menderes Ovası’nın buluştuğu stratejik bir noktaya kurulmuştu. Günümüzde antik kentin kalıntıları tek bir anıtsal alan içerisinde toplanmıyor. Geniş bir coğrafyaya dağılan mimari izler, modern yerleşim ve tarım arazileriyle iç içe bulunuyor.
LİDYA’DAN ROMA’YA DÖRT AYRI DÖNEMİN İZİ
Hypaipa, antik Lidya bölgesinin önemli kentleri arasında gösteriliyor. Araştırmalar, yerleşimin Lidya döneminden sonra Pers, Roma ve Bizans çağlarında da varlığını sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Her uygarlık kente kendi mimarisini, inancını ve yaşam biçimini taşıdı. Bu nedenle Günlüce çevresinde rastlanan kalıntılar, tek bir döneme değil yüzyıllara yayılan çok katmanlı bir geçmişe açılıyor.
EFES İLE SARDES ARASINDAKİ YOL
Kentin gelişmesindeki en önemli etkenlerden biri konumuydu. Hypaipa, antik çağın iki büyük merkezi Efes ile Sardes’i birbirine bağlayan ticaret yolu üzerinde bulunuyordu. Küçük Menderes Vadisi’nden geçen yol, yalnızca malları değil insanları, kültürleri ve inançları da taşıyordu. Hypaipa bu hareketlilik sayesinde sıradan bir yerleşim olmaktan çıkarak bölgesel bir merkez haline geldi.
TOPRAĞIN ALTINDA İKİ BÜYÜK GALERİ VAR
Antik kentteki en çarpıcı yapılardan biri, Roma dönemine tarihlenen sarnıç. Yaklaşık 1.600 yıllık olduğu değerlendirilen su yapısı, yan yana uzanan iki büyük galeriden oluşuyor. Kentin su ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanılan yapının mimarisi, Hypaipa’nın nüfusu ve şehir düzeni hakkında önemli ipuçları veriyor. Bir yerleşimin böylesine büyük bir su sistemi kurması, antik şehrin dönemindeki büyüklüğünü de ortaya koyuyor.
TİYATROSU, KALESİ VE SURLARI VARDI
Araştırmalarda Hypaipa’nın tiyatro, kale ve kent surlarına sahip geniş bir şehir olduğu belirtiliyor. Ancak yapıların büyük bölümü henüz Efes’teki gibi bütünüyle açığa çıkarılmış değil. Toprak üzerinde görülen mimari parçalar ve arazinin şekli, antik kentin sınırlarının tahmin edilmesine yardımcı oluyor. Yüzey araştırmalarıyla kayda geçirilen bulgular, şehrin planını yavaş yavaş belirginleştiriyor.
İLK KAZI 1892 YILINDA YAPILDI
Hypaipa’nın yeri 19. yüzyılda bölgeyi inceleyen araştırmacılar tarafından belirlendi. Antik kentin konumu, 1892 yılında Osmanlı yönetimi adına Demostene Baltazzi tarafından gerçekleştirilen kazılarla doğrulandı. Aradan geçen uzun zamana rağmen Hypaipa, İzmir’in geniş çaplı kazılarla bütünüyle ortaya çıkarılmamış antik kentlerinden biri olarak kaldı. Bu durum, Günlüce’de görülen her mimari izin henüz anlatılmamış büyük bir hikayenin parçası olabileceğini düşündürüyor.
PERS İNANCININ İZLERİ SİKKELERE YANSIDI
Hypaipa’nın Pers döneminde önemli bir inanç merkezi olduğu değerlendiriliyor. Kentte Anahita kültünün etkili olduğu, Artemis-Anaitis tasvirlerinin Hypaipa sikkelerinde yer aldığı akademik araştırmalarda aktarılıyor. Bu tasvirler, şehrin yalnızca ticaret yollarının uğrak noktası olmadığını gösteriyor. Hypaipa’nın farklı coğrafyalardan gelen inançların ve geleneklerin karşılaştığı kültürel bir merkez olduğu anlaşılıyor.
ÖRÜMCEĞE DÖNÜŞEN DOKUMACI
Antik kaynaklarda Hypaipa, mitolojinin en yetenekli dokumacılarından Arakhne ile de ilişkilendiriliyor. Efsaneye göre dokuma yeteneğiyle ünlenen Arakhne, tanrıça Athena’ya meydan okumasının ardından örümceğe dönüştürüldü. Mitolojik anlatının farklı aktarımları bulunsa da Hypaipa’nın Arakhne ile birlikte anılması, kentin dokumacılık kültürüyle bağlantısına işaret ediyor. Böylece Günlüce’nin altındaki geçmiş, yalnızca taş yapılara değil binlerce yıldır anlatılan bir efsaneye de uzanıyor.
BİZANS DÖNEMİNDE DİNİ MERKEZ OLDU
Hypaipa’nın önemi Roma döneminin ardından da sona ermedi. Kent, Bizans döneminde Efes’e bağlı bir piskoposluk merkezi olarak varlığını sürdürdü. Kaynaklarda Hypaipa’dan gelen din insanlarının önemli konsillere katıldığı belirtiliyor. Yerleşimin 13. yüzyıla kadar dini merkez niteliğini koruması, kentin tarih sahnesinde ne kadar uzun süre kaldığını gösteriyor.

GÜNLÜCE’NİN ESKİ ADI DATBEY’Dİ
Antik kentin üzerinde ve çevresinde gelişen bugünkü Günlüce Mahallesi, geçmişte Datbey adıyla biliniyordu. Eski kaynaklarda yerleşim adının farklı yazılışlarına da rastlanıyor. Bugün köyde hayat tarımın ritmiyle devam ederken birkaç adım ötede antik taşlar beliriyor. Geçmiş ile günümüzün bu kadar iç içe geçmesi, Günlüce’yi klasik ören yerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri oluyor.
BURASI HENÜZ KLASİK BİR ÖREN YERİ DEĞİL
Hypaipa, düzenlenmiş yürüyüş yolları, ziyaretçi merkezi ve belirlenmiş gezi güzergahları bulunan klasik bir ören yeri görünümünde değil. Kalıntıların önemli bölümü tarım arazileri ve yerleşim dokusu içerisinde bulunuyor. Bu nedenle bölgeyi ziyaret edenlerin özel mülklere izinsiz girmemesi, mimari parçalara dokunmaması ve hiçbir tarihî unsuru bulunduğu yerden kaldırmaması gerekiyor. Görülen olası arkeolojik bulguların en yakın müze müdürlüğüne veya güvenlik birimlerine bildirilmesi büyük önem taşıyor.
GÜNLÜCE’YE NASIL GİDİLİR?
Günlüce Mahallesi, Ödemiş ilçe merkezinin yaklaşık 4-5 kilometre kuzeybatısında yer alıyor. Özel araçla Ödemiş merkezden mahalle yoluna sapılarak kısa sürede ulaşım sağlanabiliyor. İzmir’den toplu taşımayla gelecekler, Basmane’den Ödemiş yönündeki bölgesel trenleri kullanarak ilçe merkezine ulaşabilir. Günlüce bağlantısı için güncel belediye otobüsü ve minibüs seferlerinin yolculuk öncesinde kontrol edilmesi gerekiyor.
KENT YENİDEN HATIRLANMAYI BEKLİYOR
Hypaipa bugün büyük sütunlarıyla ziyaretçilerini karşılayan gösterişli bir antik kent değil. Onun hikayesi toprağın yüzeyindeki parçalar, yamaçlara yayılan yapı izleri ve yerin altında uzanan su galerileri arasında saklanıyor. Günlüce’den geçenler karşılarında yalnızca sakin bir Ödemiş köyü görebilir. Fakat biraz daha dikkatli bakıldığında, bu sessizliğin altında Efes ile Sardes arasındaki yolun sesleri ve binlerce yıllık bir şehrin hafızası hala yaşamaya devam ediyor.



