Nihat AK/EGE TELGRAF- Ege Telgraf’ın “35. Paralel” programına, yaklaşık 15 yıl boyunca Türkiye’nin üçüncü büyük kenti İzmir’i yöneten İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanlarından Aziz Kocaoğlu konuk oldu. Ege Telgraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aylin Suphandağlı ile gazeteci Cihad Taysi’nin sorularını yanıtlayan Kocaoğlu; CHP’den ayrılışından Yeni Parti’ye geçişine, belediyenin mali yapısından İzmir Körfezi’ne, Alsancak Limanı’ndan tüp geçit projesine, çöp sorunundan kent trafiğine kadar birçok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

‘AKLIMIN KIYISINDAN GEÇMEZDİ’
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önceki dönem başkanlarından Aziz Kocaoğlu, CHP’deki siyasi geçmişinin çocukluk yıllarına uzandığını belirterek, partiden ayrılmanın hiçbir zaman aklından geçmediğini söyledi. ““Benim Cumhuriyet Halk Partililiğim çok eski. 1948 doğumluyum; 1954 seçimlerinde henüz 6 yaşındayken oy pusulalarını seçmene ulaştırarak çalışmaya başladım. Ömrüm yettiğince de Atatürk ilke ve inkılaplarını savunmayı sürdüreceğim. CHP’den ayrılmak normal koşullarda aklımın kıyısından bile geçmezdi. Ancak parti, benim hayatım boyunca mücadele ettiğim CHP olmaktan çıktı. Yasaların zorlanmasıyla, siyaset literatüründe yeri olmayan yöntemlerle partinin ele geçirildiğini ve içeride siyaset yapma imkanının kalmadığını düşündüm. Bu karar benim için kolay olmadı; yıllarca emek verdiğim bir yapıdan ayrılmak ağırdı. Fakat ülkenin içinde bulunduğu şartlar, kişisel bağlılıkların ötesinde sorumluluk almayı zorunlu kıldı. Türkiye’nin bu iktidarı mutlaka değiştirecek güçlü bir siyasi iradeye ihtiyacı var. Bu nedenle istifa ederek YENİ Parti’ye geçtim. Benim için parti aidiyeti önemlidir; fakat devlete, millete hizmet etmek, ülkenin geleceğine karşı sorumluluk taşımak ve halkın çıkarlarını korumak da her türlü siyasi aidiyetin üzerindedir”” diye konuştu.
AKTİF SİYASETE NOKTA
Yeni Parti’nin kısa sürede Türkiye genelinde örgütleneceğine ve iktidar olacağına umutla baktığını, kendisinin ise siyasette aktif görev üstlenmeyi düşünmediğini belirten Kocaoğlu, “CHP’den ayrılarak Yeni Parti’ye geçen arkadaşlarımız, bir hafta içinde Türkiye’nin bütün illerinde yapılanmayı kurabilecek kadroya, inanca ve yüreğe sahiptir. Partinin örgütlenmesi konusunda hiçbir endişem yok. Ancak benim bundan sonra aktif bir siyasi görev almam mümkün değil. 15 yıl İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptıktan sonra, 2019’da 71 yaşındayken seçilme dönemimi kendi özgür irademle noktaladım. Bugün 80 yaşına yaklaştım; artık gençler ve yeni kadrolar sorumluluk almalı. Biz görevimizi yaptık. Bundan sonra kamu görevi ya da parti yönetiminde aktif görev düşünmüyorum. Fakat siyaset, belediyecilik, bürokrasi, sanayi ve ticaret alanlarında son derece önemli bir birikimimiz var. Yalnızca YENİ Parti değil, hangi siyasi parti ya da kişi hangi konuda görüşümü sorarsa, aklımın erdiğini ve bildiğimi açık yüreklilikle paylaşırım; ama hiçbir şekilde fiili görev kabul etmem. Çünkü bilgi ve tecrübe paylaşıldıkça ülkeye ve insanlığa katkı sağlar” diyerek, kendisinden istenmesi halinde bilgilerini paylaşabileceğini ifade etti.

‘MALİ DİSİPLİNİ SAĞLADIK’
Kendisinin döneminde ciddi bir mali disiplin sağladığını savunan Kocaoğlu, “Rahmetli Ahmet Piriştina’nın vefatının ardından meclis tarafından seçilerek iki ay Bornova Belediye Başkanlığı, sonrasında ise 15 yıldan iki ay eksik İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptım. Göreve geldiğimde belediyenin vergi dairesine, SGK’ye, müteahhitlere ya da herhangi bir kuruma tek kuruş borcu yoktu. Yalnızca geçmiş dönemlerde Hazine’den alınan kredilerin ödenmemesinden kaynaklanan 1 milyar 113 milyon Euro’luk borç bulunuyordu. İlk iki yıl bu borcun yükü altında çalıştık, ardından dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la yapılan görüşmeler sonucunda yeni bir ödeme takvimi oluşturduk. 15 yılın sonunda, bugünkü değerle yaklaşık 50-55 milyar liraya karşılık gelen 830 milyon liralık kamulaştırma gerçekleştirdik. Yol, yatırım ve fuar alanı için belediyeye önemli gayrimenkuller kazandırdık. Ayrıca yaklaşık 7 milyar Euro’luk fiili yatırım yaptık. Buna işletme giderleri ve diğer harcamalar dahil değildir. Yani borcu azaltırken belediyenin taşınmaz varlığını büyüttük, altyapıdan ulaşıma kadar İzmir’in geleceğine hizmet edecek kalıcı yatırımlar ürettik ve bütün bu süreç boyunca da mali yapıyı sürdürülebilir tuttuk. Görevi devrederken belediyenin 821 milyon Euro borcu vardı; bunun dışında herhangi bir Türk lirası borcu bulunmuyordu” diyerek 15 yıllık dönemine dair bilgiler verdi.
‘İNİSİYATİFİ KAYBETTİK’
Kendisinden sonra göreve gelen Tunç Soyer ve Cemil Tugay’la bazı konularda farklı düşündüğünü, özellikle İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Konak’taki ana hizmet binasının yıkılmaması gerektiğini belirten Kocaoğlu, “Tunç Bey döneminde Meslek Fabrikası’nın bir üniversiteye verilmesine ve Konak’taki binanın yıkılmasına karşı çıktım ve bunu kamuoyuna açıkça söyledim. Binanın deprem yönetmeliğine uygun güçlendirme projeleri hazırdı. Orası yalnızca bir bina değil, yerel yönetimin kentteki ağırlığının ve yönetme gücünün simgesiydi. Yıkılmasıyla bu inisiyatifi kaybettik. Cemil Bey’e de ihtiyaç duyduğu her konuda, bilgim ve tecrübem ölçüsünde yardımcı olurum. Tugay, göreve geldiğinde, benim devraldığıma yakın, toparlanabilecek bir mali tablo teslim aldı” dedi.

KÖRFEZ’E ÇÖZÜM
İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin devlet kurumlarının birlikte çözüme kavuşturabileceği önemli bir konu olduğunu dile getiren Kocaoğlu, “Körfez’in derinleştirilmesi ve temizlenmesi; üniversitelerin, bakanlığın ilgili birimlerinin, belediyenin, limanın ve Devlet Demiryolları’nın akıl ve bilim rehberliğinde ortak çalışmasıyla mümkündür. Körfez’de doluluk nedeniyle akıntı yavaşlıyor, sirkülasyon sağlanamıyor. Büyükşehir Belediyesi sirkülasyon kanalını, Devlet Demiryolları ise büyük gemilerin limana ulaşmasını sağlayacak navigasyon kanalını yapmalıydı. Biz ÇED sürecini tamamladık ve uygulama projesi ihalesine çıktık ancak Devlet Demiryolları kendi ihalesini gerçekleştirmedi. Büyük proje hemen yapılamıyorsa belediyenin römorkör, pompa, mavna ve şantiye imkânlarıyla temizlik kesintisiz sürdürülmelidir. Kanal sekiz metre değilse üç metre derinliğinde açılır; önemli olan kanamayı durdurmaktır. Arıtma yalnızca suyu temizlemek değildir; çamurun enerjisinin alınması, kurutulması ve bertaraf edilmesi de mutlaka gerekir. Atık su arıtma tesisleri de sürekli yenilenmeli, kapasiteleri artırılmalıdır. Bizim dönemimizde İzmir, yüzde 95 arıtma oranıyla Türkiye’de açık ara birinciydi” diyerek körfeze dair görüşlerini şu cümlelerle paylaştı.
LİMAN KALKINMA PROJESİDİR
Alsancak Limanı ile Pire Limanı arasındaki tezatlığa dikkati çekerek liman projesinin kentin ekonomik kalkınması anlamı taşıdığını vurgulayan Kocaoğlu, “Ege’ye gelen yüklerin yüzde 80-85’i İzmir’e yönelmesine rağmen büyük gemiler limana giremediği için konteynerler Pire’de boşaltılıyor, ardından küçük gemilerle yeniden İzmir’e taşınıyor. İzmir Limanı 14 metre drafta ulaştırılırsa okyanus gemileri doğrudan yanaşacak, yük kaybı sona erecek ve limanın kapasitesi büyüyecektir. Büyükşehir sirkülasyon kanalını, Devlet Demiryolları ise navigasyon kanalını açmalı; iki proje birlikte yürütülmelidir. İzmir, liman üstünlüğünü ancak bu yatırımla yeniden kazanabilir. Bu yalnızca çevre değil; ticaret, turizm, istihdam ve bölgesel büyüme projesidir” diyerek Alsancak Limanı’nın bir kalkınma projesi olduğu gerçeğinin altını çizdi.

‘TÜP GEÇİT KAMUYA YÜK’
Her projenin önceliği, rantabıllığı ve zamanlamasının önemli olduğunu vurgulayan Kocaoğlu, bugünün koşullarında İzmir Körfezi’ne tüp geçit yapılmasına ihtiyaç bulunmadığını şu sözlerle anlattı: “Tüp geçit, Körfez temizleme projesinin maliyetini yaklaşık yüzde 60 artırıyor. Yarımadadaki nüfus 1,5 milyona ulaşmadan bu yatırım ekonomik ve rantabl olmaz. Urla, Karaburun, Güzelbahçe, Çeşme ve Seferihisar’dan her gün karşıya geçecek yeterli yolcu ve araç potansiyeli bulunmuyor. Proje Aydın, Muğla, Denizli ve Uşak akslarına hizmet etmediği sürece beklenen faydayı sağlamaz. Yap-işlet-devret modeli uygulanırsa yüksek geçiş ücretleri ve araç garantileri nedeniyle kamuya yük doğabilir. İzmir’in bugün daha öncelikli ihtiyacı ikinci çevre yoludur. Tüp geçit, yatırım sıralamasında daha altlarda kalmalıdır. Bu nedenle kamu kaynakları öncelikle acil ulaşım yatırımlarına yönlendirilmelidir. Ayrıca askıda kalan proje, Körfez’in temizlenmesi ve derinleştirilmesi sürecindeki belirsizliği de büyütmektedir.” Kocaoğlu, tüp geçidin neden gerekmediğini tek tek anlattı.
ÇÖP BERTARAFINA İZİN VERİLMEDİ
Çöp bertarafının bir kentin sağlığı ve geleceği için kamusal bir zorunluluk olduğunu belirten Kocaoğlu, “İzmir’in coğrafi yapısı ve taşıma maliyetleri dikkate alınarak iki büyük bertaraf tesisi planladık. Bergama ve Ödemiş için de kendi bölgelerine hizmet edecek daha küçük tesisler öngördük. Çünkü Bergama’daki çöpü 100 kilometre taşıyarak merkeze getirmek ekonomik değildir. Meslek odaları, çevre mühendisleri ve şehir plancılarıyla Yamanlar’da uygun bir alan belirledik; Torbalı Taşkesik’te de alternatif saha bulduk. Ancak merkezi yönetimin izin vermemesi, yerel yöneticilerin ve bölge halkının itirazları nedeniyle projeler ilerlemedi. İlçeler çöpü Büyükşehir’e veriyor ancak kendi bölgelerinde tesis istemiyor. Oysa çöp mutlaka bir yerde çağdaş yöntemlerle bertaraf edilmelidir. İzin verilseydi, kim karşı çıkarsa çıksın bu tesisleri kentin yararı için yapar ve sorunu kalıcı biçimde çözerdim” diyerek kentteki çöpe yönelik çalışmalarla ilgili bilgilerini paylaştı.

BAŞKA ÇARE YOK
Kendi döneminde kent trafiğini azaltacak önemli çalışmalar yaptıklarını dile getiren Kocaoğlu, “Göreve geldiğimde 11 kilometre olan raylı sistemi 178 kilometreye çıkardık; Aliağa, Menderes ve Selçuk’a uzattık, Üçkuyular hattını ve tramvayları yaptık. Narlıdere Metrosu’nun temelini attık, kredisini bulduk. Bu yatırımlar kent merkezini rahatlattı. İzmir’in coğrafi yapısı geniş bulvarlar açmaya uygun değil; bu nedenle raylı sistemi büyütmekten başka çare yok. Konak Tramvayı inşaat sırasında eleştirildi ancak bugün bir gün çalışmasa trafik kilitleniyor. İZBAN için yaklaşık 450 milyon dolar harcadık. Aktarma sistemiyle hem yolcu hem gelir arttı. Deniz ulaşımını da yeni vapurlar ve araç gemileriyle yeniledik” sözleriyle kent trafiğine yönelik görüşlerini de ifade etti.





