İzmir’in Menemen ilçesinde eczacılık yapan Yeliz Dermancı (49), mesleğini sürdürürken bir yandan da tarımsal üretimle ilgileniyor. Gün içinde eczanesinde hastalara hizmet veren Dermancı, mesai sonrasında, öğle aralarında, hafta sonlarında ve tatil günlerinde tarlasında çalışıyor. Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunu olan Dermancı, 2011 yılında Menemen’e taşınarak kendi eczanesini açtı. Aynı yıl çiftçiliğe de ilgi duymaya başlayan Dermancı, tarımsal üretim yapmaya başladı. Çiftçiliği daha profesyonel şekilde sürdürebilmek için Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Tarım Bölümü’nde eğitim alan Dermancı, “28 yıllık eczacıyım, 14 yıldır da tarımla iç içeyim. Amatör olarak tarımsal üretim yapmaya çalışıyorum. Profesyonelleşmek için ikinci üniversite olarak tarım okudum. Tarım teknikeriyim" dedi.

Sıcaklıklar yükseldi, gözler barajlara çevrildi! İzmir’de tablo yine değişmedi
Sıcaklıklar yükseldi, gözler barajlara çevrildi! İzmir’de tablo yine değişmedi
İçeriği Görüntüle

1300 AĞAÇ DİKTİ

Menemen’e taşındığı dönemde Emiralem köyüne de yerleşen Dermancı, ailesiyle birlikte burada tarımsal üretime başladı. İlk olarak satın aldıkları bahçede bulunan mandalina ağaçlarıyla üretim yapan Dermancı, boş alanlara zeytin ve farklı meyve ağaçları dikti. Çocuklarının sevdiği erikleri de bahçeye diken Dermancı, zamanla ağaç sayısının kendisine az gelmeye başladığını belirtti. Daha fazla üretim yapabilmek amacıyla dağlık alanda bir arazi satın alan Dermancı ve ailesi, burada 1300 ağaç dikti. Dermancı, üretim alanındaki çalışmalarını şöyle anlattı: “Menemen'e taşınarak 2011 yılında kendi eczanemi açtığını söyleyen Dermancı, “Aynı yıl Emiralem köyüne taşındık. Bir anda iki çocuğumuzun yanına yüzlerce ağacımız, bir sürü sokak hayvanımız oldu. Bahçeyi aldığımızda mandalina ağaçları vardı. Çok fazla boş alan vardı, o alanlara zeytinle ve meyve ağaçlarıyla doldurduk. Çocuklarımız seviyor diye erik diktik. Bahçede önce sayısı çok gelen ağaçlar yıllar geçtikçe az gelmeye başladı. Çiftçi olabilmek için daha çok ağaç dikmem gerektiğini düşündüm, dağda bir yer daha satın alıp oraya 1300 tane ağaç diktik. Bataklık olan kaynak suyu vardı, orayı kocaman bir gölet yaptık. Enerjimizi de güneş enerjisinden kullanıyoruz. Ağaç dikmek keyifli ve bütüne hizmet ettiğimizi hissediyorum” ifadelerini kullandı.

PESTİSİT KULLANMADAN ÜRETİME ÖNCELİK VERİYOR

Tarımsal üretimde doğa dostu yöntemleri tercih ettiklerini belirten Dermancı, pestisit kullanmadan üretim yapmaya çalıştıklarını söyledi. Mandalinalarda feromon tuzaklar kullandıklarını belirten Dermancı, eczacılık eğitiminin tarımsal çalışmalarına da katkı sağladığını ifade etti. “Pestisit kullanmadan tarımsal üretim yapmaya öncelik verdiklerini aktaran Dermancı, “Mandalinada feromon tuzaklar kurduk. Eczacı olduğum için zaten botanik, farmakognozi dersi aldım. Bitkisel ilaç yapmak ve denemek ayrı bir zevk, mandalina da başarılı olduk. Çilekte kurşuni küf hastalığında bakteriyel bir uygulama yaptım, çok başarılı oldu. Eczacılığımı da kullanarak yaptığım bitkisel formülasyonlarla denemeler yapabilmek çok keyif veriyor. Bunu sertifika sürecine de taşımak gerekiyor. Organik tarım sertifikası sürecindeyiz. Artık doğa dostu tarım yapmak seçenek değil, gelecek için sorumluluğumuz. Aile çiftliklerine çok önem veriyorum. Hepimizin temiz üretilmiş ürünler yiyebilmemizi sağlayabilecek bir sistem" diye konuştu.

“ÖNLÜĞÜYLE TARLAYA, ŞALVARIYLA ECZANEYE”

Köyde günün erken saatlerde başladığını belirten Dermancı, mesai öncesinde çiftlikteki işlerini tamamladıklarını söyledi. Eczanesi ile tarlasının birbirine yakın olması sayesinde gün içinde de üretim alanına gidebildiğini belirten Dermancı, iki işi bir arada yürütüyor. Kendisinin zaman zaman eczacı önlüğüyle tarlaya, şalvarıyla da eczaneye gittiğini söyleyen Dermancı, çalışma düzenini şöyle anlattı:

“Köyde hayatın çok erken başladığını, mesai öncesi saat 08.00'e kadar çiftlikteki işleri tamamladıklarını aktaran Dermancı, “Eczanemle tarla yakın olduğu için öğle arası da dahil her bulduğum fırsatta geliyorum. Hatta bazen önlüğümle tarlaya, şalvarımla eczaneye gidiyorum. Eczaneyi kapattıktan sonra tekrar tarlaya geliyorum. Hafta sonları da sürekli tarladayız. Tatillerimizde de çiftlikte olmayı çok seviyoruz” dedi.

HEDEFİ TAM ZAMANLI ÇİFTÇİLİK

Dermancı, tarımsal üretimle ilgili geleceğe yönelik hedefinin ise tamamen organik sertifikalı bir tesis kurmak olduğunu belirtti. Ürettiği ürünleri kendisinin değerlendireceği ve konserveleştireceği bir tesis kurmak isteyen Dermancı, bu sürece çocuklarını da dahil etmek istediğini söyledi. Dermancı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hayalim; uçtan uca tamamen organik sertifikalı bir şekilde bütün ürünlerini kendim ürettiğim ve konserveleştirdiğim bir tesisimizin olması. Buna çocuklarımızı da dahil etmek istiyoruz. Kızım Eczacılık Fakültesi kazandı. Bir hayalim de eczaneyi kızıma devredip tam zamanlı çiftçi olmak."

Kaynak: DHA