Egosu yüksek, her şeyi çok iyi bildiğini sanan laf ebesi megalomanlardan olmak istemem. Yanlış anlamayalım, lütfen. Bugün yazı günüm haliyle gittiğim yerlerden şahsi fotoğraflarımı da ekliyorum. O da her zaman değil. Oturduğum yerden ahkam kesmiyorum. Sahada mücadele edenler, maçı yönetenler, kenarda görev yapanlar ve de hava şartlarına aldırmadan maça gidenlerle empati yapıyorum, o kadar. Bunlar da görüntüsel ispatı. Şimşek çakmadı ama tam da İzmirspor havası. Kapalı, yağışlı, hafifçe serin. Tamam İzmirspor sevdalısıyız ama bu tek taraflı bir düşünce tarzı değil olmadı, hiçbir zaman. Kimseden bir şey beklemeden, içten gönülden sevmekle alakalı. Kazansa da kaybetse de. Ona buna bahane etmeden. Sen koş, çalış, emek ver, gerisi gelir zaten. Sahaları gezerim, çoğu zaman görünmek istemem, belli etmem. Amatör maçları da takip ederim. Karşıyaka'nın Atatürk Stadı'ndaki son maçına gidemedim. ETİSPOR Bandırma ile karşılaşan İzmirspor, Balçova'daydı. İzmirspor forması giyen Talip Taşkın abimle gittik. Dostlarımı, büyüklerimi gördüm. Hani derler ya, düğün dernek, cami avlusu da olmasa. Buna maçları da eklemek gerek. Efkan Muhtar, Ogün Yılmaz, Arif Tekinkap, Melike Noğay, Hasan Yüksel, Mehmet Yalçın görebildiğim, konuşabildiğim spor insanları. Güzel maç oldu, gol olmadı sadece. 17 yıldır amatör kümeden kurtulamayan çalışan İzmirspor'un, 16 yılın en iyi kadrosu diyebilirim. Gol yok sadece, o kadar. Şovmen yok, tribüne oynayan yok, yerden kalkmayıp hakemden medet uman da yok, hemen ayaktalar. Bu iyi bir şey. Seyirci de gaza gelmiyor. Öyle böyle olmaz bu işler, yeni başkan Avukat Mustafa Kılıç'ın etkisi çok diye tahmin ediyorum. Takıma çok iyi top çevirecek paslar atacak bir orta saha, muz ortalar yapacak kanat oyuncusu şart. Transfer yapılsın demiyorum, gerek yok. Türkiye 3.'sü olan U-17 var ya, kapı gibi. Alın ordan, sürün sahaya, üç beş hafta sabır sonra, bu takımı kimse tutamaz. Halil Bıçakçı, Doğan Emültay, Aydın Hepanıl hocalarım böyle yapmadı mı ?Yirmi yıla yaklaşan süredir bekliyoruz zaten. 'Muhteşem efsane kadrolar' mu göründü. Hadi hayırlısı. Bu takımdan olur, diyorum. Tribünden küfür çok azalmış, yok gibi. Eski günlerdeki gibi. Başkandan ötürü. Kadın olunca küfür olmaz, olmamalı. Gençler finallerinde de tribündeydi ama. İlk kez bir MHK Üyesi'nin eşi resmi maça geldi, yağmura rağmen hayat arkadaşının yanında yerini aldı. Yok diye biliyorum, anca hakem gecelerinde gördük de. Aslında vakt-i zamanının atlatma haberidir bu. Maşallah, mutluluğunuz daim olsun Selma-Sebahattin Şahin çifti.
FATMA GÜL KILINÇ'IN SUÇU NE ?
İzmirspor'u içerden, dışardan biliyorum, desem. Çok da ukalaca olmaz sanırım. Aynı grupta yer alan Manisaspor ile maçını yönettim. İki Manisa ekibi var. Süper ligde çok can yakan şimdi BAL'da oynayan Manisaspor'dan bahsediyorum. Tıpkı İzmirspor gibi, aynı yerdeler. Kadere bakın. Kentin de adını taşıyorlar. Bülent Kökten ve Murat Aslan hakem dostlarımla Manisa'daki hazırlık maçını yönettik de, oradan biliyorum. Her şey içerden daha net görünüyor. Kırk küsur yılın tecrübesiyle fikrimizi soran yok. Söz uçar yazı kalır, yazayım en iyisi. Emre Eren Elan, Serhat Arkaç, Fatma Gül Kılınç, Metehan Erkin hakem dörtlüsü görev yaptı. Uşak, Denizli ile Aydın hakemleri. Gözlemci de Çanakkale'den Özcan Öztürk. Cahit Göveren hocama selam söyledim, sevgilerimle. Hakem dörtlüsünü beğendim. Gol gelmeyince hemen başkalarına suçu, kusuru yüklememek gerek. O tip İzmirsporlu değilim. Hakemlerin avukatı değilim, neyse o. İyiydiler, hak yemediler. Ufak tefek kusur olacak tabi, o da bize göre. Uzaktan, yani. Hata mı dediniz, futbolcular, teknik adamlar yapmadı mı peki ? Şunu şurda oynat diye karışıyor muyum? 3-5-2 falan filan gibi. Akıl verip ayar çekiyor muyum, yoo. Herkes kendi işini yapsın. Denizli'den kadın bölgesel hakem Fatma Gül Kılınç. Ateşli tribünlerin önünde olmasına rağmen, fevkaladenin fevkindeydi. Dimdik durdu, eğilmedi, bükülmedi. Herkes kendine yontuyor. Önündeki pozisyonda ofsayt bayrağını kaldırdı, Elan da düdük çaldı. Hemen birkaç taraftar geldi, pozisyonu sordu. Yeri iyiydi bi kere Fatma Gül hocamızın. Geriye attı kendini. Ofsayt veya değil, on santim, 20 santim önde, geride filan, olabilir. Bilemem, o ayrı konu. Güvenmen şart. Asıl konu nedir biliyor musunuz? Rakip kaleye toptan ve de kendinden daha önde olduğunu bildiğin, gördüğün halde ne diye takım arkadaşına verirsin. Biraz derin nefes. Solda ofsayt olmayan bomboş arkadaşı var, hem de ceza alanı içinde. Yetenek mi, ön görü mü gerek. Daha gol olasılığı yüksek pozisyon olurdu, geçti gitti. Listemde sadece iki takım var. Kural dersi isteyen, o kadar. İzmirspor'un adı yok, neden niçin ? Neden TFF'den istenmedi. Bu pozisyonu gözünde canlandırsa, atmazdı o pası. Gel de merhum Halil Erdoğan hocamı, arama. Dürüstlük, asalet, adalet abidesi, mekânın cennet olsun. Alt yapı dahil tüm talkımlara futbol oyun kuralları dersi aldırırdı. Sahada da sorun çıkmazdı. Gereksiz yere atılan, sarı kart gören takımını yalnız bırakan olmazdı. Eski günlere dönülmek isteniyorsa, mazi unutulmamalı. Ders ve de örnek alınmalı. Her takıma aynı uzaklıkta ve yakınlıktayım. Dost acı söyler. Bu şahıs, sizlerin daha iyi olmasını ister, arzular. İzmir'imizi temsil ediyoruz sonuçta, sevgi ve saygılarımla iyi haftalar diliyorum, başarılar hakkıyla, alın teriyle, adaletle...