Sağlık

Kadınlarda kalp krizi böyle de gelebiliyor: Bu belirtileri hafife almayın!

Kadınlarda kalp krizi her zaman göğsün ortasında baskı veya ağrı şeklinde ortaya çıkmayabiliyor. Baş dönmesi, mide bulantısı, nefes darlığı, açıklanamayan yorgunluk, sırt ve çene ağrısı da kalp krizinin habercisi olabiliyor.

Abone Ol

Kadınlarda kalp krizi her zaman erkeklerde daha sık görülen göğsün ortasındaki baskı veya ağrıyla kendini göstermeyebiliyor. Baş dönmesi, mide bulantısı, nefes darlığı, açıklanamayan yorgunluk, sırt veya çene ağrısı gibi belirtiler de kalp krizinin habercisi olabiliyor.

Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hatice Bütül Erer, kadınlarda kalp hastalıklarının belirtilerinin erkeklerden farklı seyredebildiğine dikkat çekti. Erer, özellikle yeni başlayan veya tekrarlayan şikâyetlerin stres, yorgunluk ya da mide problemi olarak değerlendirilip geçiştirilmemesi gerektiğini belirtti.

Kalp krizinin tipi, tedaviye ulaşma süresi, yaş ve eşlik eden diğer hastalıkların da hastalığın seyrini etkileyen önemli faktörler arasında bulunduğunu belirten Erer, genç kadınlarda kalp krizi sonrası ölüm riskinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.

2011-2022 yıllarına ait verilerin incelendiği ve 2026 yılında yayımlanan bir çalışmada, ilk ani kalp krizi sonrasında hastane içi ölüm oranının 18-54 yaş grubundaki kadınlarda yüzde 3,1, erkeklerde ise yüzde 2,6 olduğu bildirildi.

DUYGUSAL STRES KADINLARDA KALP KRİZİNİ TETİKLEYEBİLİYOR

Kadınlarda koroner arter hastalığı ve kalp krizinin yanı sıra kalp yetmezliği, ritim bozuklukları, kalp kapak hastalıkları, kalp kası hastalıkları ve koroner mikrovasküler hastalığın da görülebildiğini belirten Erer, özellikle genç kadınlarda nadir ancak önemli bir kalp-damar problemi olan spontan koroner arter diseksiyonuna (SCAD) dikkat çekti.

Kalbi besleyen damar duvarında yırtılma meydana gelmesiyle ortaya çıkan SCAD'ın kadınlarda gebelik, emzirme dönemi ve yoğun fiziksel veya duygusal stres gibi durumlarla ilişkili olarak kalp krizine yol açabildiği belirtildi.

KALP KRİZİ HER ZAMAN GÖĞÜS AĞRISIYLA GELMİYOR

Kadınlarda kalp damarlarındaki tıkanıklığın belirtilerinin erkeklerde sık görülen klasik göğsün ortasındaki baskı tarzındaki ağrıdan farklı olabileceğini belirten Erer, göğüs ağrısının yerinin ve niteliğinin değişebileceğini söyledi. Yanma şeklinde bir ağrının da görülebileceğini ifade etti.

Erer, "Nefes darlığı, alışılmadık ve açıklanamayan yorgunluk, bulantı-kusma, sırt veya çene ağrısı, baş dönmesi, soğuk terleme ve mide rahatsızlığı gibi belirtiler de kalp hastalığının habercisi olabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Bu nedenle özellikle yeni başlayan veya tekrarlayan şikâyetlerin stres, yorgunluk ya da mide problemi olarak değerlendirilip geçiştirilmemesinin önem taşıdığı belirtildi.

MENOPOZ SONRASI ORTAYA ÇIKAN ŞİKAYETLER İHMAL EDİLMEMELİ

Efor sırasında tekrarlayan göğüs baskısı veya ağrısı, daha önce bulunmayan nefes darlığı, açıklanamayan çarpıntılar, bayılma veya bayılacak gibi olma, efor kapasitesinde belirgin azalma ya da sürekli tekrarlayan olağandışı yorgunluk gibi şikâyetlerde kardiyoloji değerlendirmesi yapılması gerektiğini aktaran Erer, kardiyovasküler risk faktörlerine de dikkat çekti.

Yüksek tansiyon veya kolesterol, diyabet, obezite, sigara kullanımı ve ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunan kadınların kalp-damar hastalıkları açısından değerlendirilmesinin önemine dikkat çekildi.

Menopoz sonrasında yeni başlayan kalp-damar şikayetlerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Erer, belirti göstermeyen ve düşük riskli genç kadınlarda rutin kardiyoloji kontrolünün her zaman gerekli olmayabileceğini ifade etti.

Ancak 40'lı yaşlardan itibaren tansiyon, LDL ve non-HDL kolesterol, diyabet, sigara kullanımı, obezite, fiziksel aktivite düzeyi ve aile öyküsünün birlikte değerlendirilerek kişisel kardiyovasküler riskin ortaya konması gerektiğini kaydeden Erer, güncel risk değerlendirme yaklaşımları ve PREVENT gibi risk hesaplayıcılarının tedavi ve takip kararlarının kişiye özel planlanmasına yardımcı olabileceğini söyledi.

GEBELİKTE YAŞANAN BAZI SORUNLAR İLERİDEKİ RİSKİ ARTIRABİLİYOR

Kadınlara özgü bazı gebelik komplikasyonlarının ilerleyen yıllardaki kalp-damar hastalığı riski açısından da önem taşıdığını belirten Erer, preeklampsi veya gebelik hipertansiyonu, gebelikte ortaya çıkan diyabet ve erken doğum öyküsü bulunan kadınların ilerleyen yaşamlarında kalp-damar hastalıkları açısından daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Özellikle menopoz döneminde kardiyovasküler risk faktörlerinde meydana gelebilecek değişiklikler nedeniyle risk değerlendirmesinin güncellenmesinin de önem taşıdığı belirtildi.

"KIRIK KALP SENDROMU" KALBİ GERÇEKTEN ETKİLEYEBİLİYOR

Kadınlarda daha sık görülen önemli kalp sorunlarından birinin de "Kırık Kalp Sendromu" olduğunu belirten Erer, yoğun duygusal veya fiziksel stres sonrasında kalbin özellikle sol karıncığında geçici kasılma bozukluğu gelişmesiyle ortaya çıkan bu tablonun özellikle menopoz sonrası kadınlarda daha sık görüldüğünü söyledi.

Sevilen birinin kaybı, ciddi korku veya üzüntü, boşanma gibi yoğun duygusal streslerin yanı sıra ameliyat, ağır enfeksiyon, travma ve bazı nörolojik hastalıkların da kırık kalp sendromunu tetikleyebildiğini ifade eden Erer, bu tablonun farklı belirtilerle ortaya çıkabildiğini belirtti.

Göğüs ağrısı veya baskı, nefes darlığı, çarpıntı, terleme, bulantı ve nadiren bayılma gibi belirtilerle görülebilen kırık kalp sendromunun başlangıçta kalp krizinden ayırt edilemeyebileceği aktarıldı.

Koroner anjiyografide kalp damarlarının açık olduğunun görülmesinin tanı sürecinde önemli bir bulgu oluşturduğunu belirten Erer, tedavinin hastanın klinik durumuna göre planlandığını söyledi.

Çoğu hastada kalp fonksiyonlarının haftalar içinde belirgin şekilde düzeldiğini belirten Erer, buna rağmen kırık kalp sendromunun tamamen masum bir tablo olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

KIRIK KALP SENDROMUNDA CİDDİ KOMPLİKASYONLAR GÖRÜLEBİLİYOR

Kırık kalp sendromunun akut döneminde kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları gibi ciddi komplikasyonların gelişebileceği, nadiren ölümcül sonuçların da ortaya çıkabileceği ifade edildi.

Prof. Dr. Hatice Bütül Erer, kadınlarda kalp hastalıklarının belirtilerinin erkeklerden farklı seyrettiğini belirterek olağandışı şikâyetlerin önemsenmesi gerektiğini vurguladı. Kalp-damar hastalıkları açısından risk faktörlerinin düzenli olarak değerlendirilmesinin yanı sıra yaş, menopoz, gebelik öyküsü ve eşlik eden hastalıkların da dikkate alınmasının kalp sağlığının korunması açısından önem taşıdığı belirtildi.