Sonbahardan kış aylarına geçişle birlikte gün ışığından yararlanma süresinin azalması, vücudun biyolojik ritmini ve uyku düzenini etkileyebiliyor. Sabahları yataktan kalkmakta zorlanma, gün içinde sürekli yorgun hissetme, dikkat dağınıklığı ve uyku isteği bu dönemde daha belirgin hale gelebiliyor.

Sağlıkta yeni dönem başladı: Ameliyat öncesi onay e-Nabız üzerinden verilebilecek
Sağlıkta yeni dönem başladı: Ameliyat öncesi onay e-Nabız üzerinden verilebilecek
İçeriği Görüntüle

Gün ışığının uyku ve uyanıklık döngüsünün düzenlenmesinde önemli bir rol oynadığını belirten Medicana Çamlıca Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Tanyolaç: "Kış aylarında günlerin kısalması ve güneş ışığından daha az yararlanmamız, vücudumuzun biyolojik ritmini etkileyebiliyor. Özellikle uyku düzeninin sağlanmasında görev alan melatonin ve ruh hâlinin düzenlenmesinde rol oynayan serotonin sistemleri, ışık ve karanlık döngüsüyle yakından ilişkili. Bu nedenle bazı kişiler kış aylarında kendilerini daha yorgun, uykulu ve isteksiz hissedebiliyor. Sabahları yataktan kalkmakta zorlanma, gün içinde enerji düşüklüğü yaşama ve konsantrasyon güçlüğü gibi şikayetler de bu dönemde belirginleşebiliyor. Ancak her yorgunluğu mevsim değişikliğine bağlamak doğru değil. Özellikle uzun süren ve günlük yaşamı etkilemeye başlayan şikayetlerin nedeninin araştırılması gerekiyor" dedi.

DAHA FAZLA UYUMA VE TATLI İSTEĞİ MEVSİMSEL DEPRESYON BELİRTİSİ OLABİLİR

Kış aylarında ortaya çıkan ruh hali değişikliklerinin her zaman geçici bir keyifsizlikten ibaret olmadığını belirten Doç. Dr. Sinan Tanyolaç, mevsimsel depresyonun fiziksel belirtilerle de kendini gösterebildiğini ifade etti.

Mevsimsel depresyonun genellikle sonbahar ve kış aylarında başladığını, ilkbahar ve yaz aylarında ise belirtilerin hafiflediğini aktaran Tanyolaç: "Mevsimsel depresyon, genellikle sonbahar ve kış aylarında başlayan, ilkbahar ve yaz aylarında belirtileri hafifleyen bir depresyon tablosudur. Bu kişilerde yalnızca mutsuzluk veya isteksizlik görülmez. Normalden daha fazla uyuma, buna rağmen dinlenmiş hissedememe, sürekli enerji düşüklüğü, dikkat toplamada güçlük ve özellikle tatlı ya da karbonhidratlı besinlere yönelme gibi belirtiler de ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde iştah artışına kilo alımı da eşlik edebilir. Burada önemli olan belirtilerin ne kadar sürdüğü ve kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediğidir. Sosyal ilişkileri, iş hayatını ve günlük aktiviteleri olumsuz etkileyen, süreklilik gösteren ruh hâli değişikliklerinin yalnızca 'kış geldi, normaldir' düşüncesiyle geçiştirilmemesi gerekir" dedi.

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ KAS AĞRILARI VE GÜÇSÜZLÜĞE YOL AÇABİLİR

Kış aylarında güneş ışığından daha az yararlanılmasının D vitamini üretimini sınırlandırabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Sinan Tanyolaç, bu vitaminin kemik sağlığı ve kas fonksiyonları açısından önem taşıdığını belirtti.

D vitamininin kalsiyum ve fosfor dengesinin düzenlenmesine katkıda bulunduğunu ve kasların normal işlevlerini sürdürmesinde rol oynadığını ifade eden Tanyolaç, kış aylarında güneş ışınlarının geliş açısının değişmesi, günlerin kısalması ve kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesinin ciltteki D vitamini üretimini azaltabileceğini kaydetti.

Tanyolaç: "D vitamininin temel görevlerinden biri, kalsiyum ve fosfor dengesinin düzenlenmesine katkıda bulunarak kemik sağlığını korumaktır. Aynı zamanda kasların normal fonksiyonlarını sürdürebilmesi açısından da önem taşır. Kış aylarında güneş ışınlarının geliş açısının değişmesi, günlerin kısalması ve kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi, ciltte D vitamini üretimini sınırlandırabilir. D vitamini eksikliği geliştiğinde bazı kişilerde kas güçsüzlüğü, kas ve kemik ağrıları gibi şikâyetler ortaya çıkabilir. Ancak halsizlik ve yorgunluk tek başına D vitamini eksikliğine özgü belirtiler değildir. Bu nedenle yalnızca kendini yorgun hisseden herkesin D vitamini eksikliği yaşadığını düşünmesi doğru olmaz" dedi.

D vitamini düzeyleriyle depresif belirtiler arasındaki ilişkiye ilişkin bilimsel çalışmalar bulunduğunu belirten Tanyolaç, bu durumun D vitamini eksikliğinin doğrudan depresyona neden olduğu ya da takviye kullanımının depresyonu tedavi edeceği anlamına gelmediğini vurguladı.

Uzman isim: "D vitamini düzeyleri ile depresif belirtiler arasında ilişki bulunduğunu gösteren bilimsel çalışmalar mevcut. Ancak bu ilişki, D vitamini eksikliğinin doğrudan depresyona neden olduğu veya D vitamini takviyesi almanın depresyonu tedavi edeceği anlamına gelmiyor. Mevsimsel depresyonun ortaya çıkmasında biyolojik ritim, gün ışığındaki değişiklikler ve bireysel yatkınlık gibi birçok faktör rol oynayabiliyor. Bu nedenle D vitamini eksikliği ile mevsimsel depresyonu aynı sağlık sorunu olarak değerlendirmemek gerekiyor" dedi.

BİLİNÇSİZ D VİTAMİNİ TAKVİYESİ SAĞLIĞI TEHDİT EDEBİLİR

D vitamini eksikliğine ilişkin farkındalığın artmasıyla birlikte kontrolsüz takviye kullanımına karşı da uyarıda bulunan Doç. Dr. Sinan Tanyolaç, yüksek dozda ve uzun süre hekim kontrolü olmadan kullanılan takviyelerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.

Tanyolaç: "D vitamini vücudumuz için gerekli olsa da ihtiyaçtan fazla alınması daha fazla yarar sağlayacağı anlamına gelmiyor. Özellikle yüksek dozda ve uzun süre kontrolsüz kullanılan D vitamini takviyeleri, kandaki kalsiyum düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum böbrek taşı ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Her bireyin D vitamini ihtiyacı aynı değildir. Yaş, mevcut hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve kişisel risk faktörleri dikkate alınarak takviye ihtiyacı hekim tarafından değerlendirilmelidir. Herhangi bir şikâyeti olmayan sağlıklı bireylerin tamamına rutin D vitamini testi yapılması da gerekli değildir. Önemli olan, eksiklik açısından risk taşıyan kişilerin uygun şekilde değerlendirilmesi ve gerektiğinde tedavi edilmesidir" diye konuştu.

KIŞ YORGUNLUĞUNA KARŞI GÜNLÜK ALIŞKANLIKLARINIZI GÖZDEN GEÇİRİN

Kış aylarında fiziksel ve ruhsal sağlığın desteklenmesinde günlük yaşam alışkanlıklarının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Sinan Tanyolaç, gün ışığından mümkün olduğunca yararlanılmasını, düzenli fiziksel aktivitenin sürdürülmesini ve uyku saatlerinin mümkün olduğunca sabit tutulmasını önerdi.

Yağlı balıklar ve yumurta sarısı gibi D vitamini içeren besinlerin dengeli beslenme düzeninde yer alabileceğini ifade eden Tanyolaç, sosyal ilişkilerin sürdürülmesinin ve kişinin kendisini iyi hissettiren aktivitelere zaman ayırmasının da ruhsal iyilik hâlini destekleyebileceğini söyledi.

Uzman isim: "Gün ışığından mümkün olduğunca yararlanmak, biyolojik ritmin korunmasına yardımcı olabilir. Hava kapalı olsa bile gündüz saatlerinde açık havada yürüyüş yapmak, düzenli fiziksel aktiviteyi sürdürmek ve uyku saatlerini mümkün olduğunca sabit tutmak önemlidir. D vitamini içeren yağlı balıklar ve yumurta sarısı gibi besinlere dengeli beslenme içerisinde yer verilebilir. Bununla birlikte beslenme veya güneş ışığından yararlanma konusunda herkese uygun tek bir yaklaşım bulunmadığını unutmamak gerekir. Kış aylarında sosyal ilişkilerin sürdürülmesi ve kişinin kendisini iyi hissettiren aktivitelere zaman ayırması da ruhsal iyilik halini destekleyebilir. Özellikle iki haftadan uzun süren düşük ruh hali, belirgin isteksizlik, uyku ve iştah değişiklikleri ya da günlük yaşamı olumsuz etkileyen yorgunluk durumunda profesyonel destek alınmalıdır. Kış aylarında yaşanan her değişim bir hastalığın belirtisi değildir; ancak vücudun verdiği sinyalleri sürekli olarak mevsime bağlamak da altta yatan bir sağlık sorununun gözden kaçmasına neden olabilir" dedi.

Kaynak: İHA