Hayat…

Zeynep TANYERİ
10 Ağustos 2022

Eski Yunan filozofu Pluton diğer adıyla Eflatun, insanoğlunun en şaşırtan davranışlarını sorduklarında şöyle cevaplar:

İnsanoğlu çocukluktan sıkılır, büyümek için acele eder, sonra da çocukluğunu özler. Önce para kazanmak için sağlığını harcar, sonra da yitirdiği sağlığını geri kazanmak için parasını harcar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, sonra da hiç yaşamamış gibi ölür! Hayata hazırlanmaya o kadar zaman harcar ki, hayatını yaşamaya vakti kalmaz. Yarınını o denli düşünür ki, bugünün elinden kayıp gittiğini bile fark etmez. Oysa hayat geçmişte ya da gelecekte değil, şimdiki zamanda yaşanır.”

DERSİMİZİ ALMAK

Okullarda ‘hayat bilgisi’ diye bir ders vardır. İsmine bakınca çocukları hayata hazırlayan bir ders gibi algılanabilir. Evet o derste pek çok bilgiyi öğrendik ama hayatımızı nasıl yaşayacağımızı ne yazık ki öğrenemedik. Sınav odaklı okul hayatı ile hayat okulu arasındaki farkları anlayamadık, yaşadıklarımız karşısında şaşkınlaştık. Okul hayatında sınavlar önceden haber verilerek yapılır ve notumuz yüzümüze söylenirdi. Oysa hayat okulunda insanlar bizi habersizce ‘sınava çekiyor’ ve yargılarını içlerinde tutuyorlar. Okul hayatında anlatılmayan konudan soru sorulmazdı, hayat okulunda hangi soru veya sorunun ne zaman karşımıza çıkacağı belli değil. Okul hayatında soruların tek doğru cevabı vardı, hayat okulunda ise kişiye göre değişen doğru cevabı bulmamız bilmemiz gerekiyor. Okul hayatında başarısızsak sınıftan daha aşağıya düşmezdik, aynı sınıfı tekrar ederdik. Hayat okulunda başarısız olursak anında sınıftan düşeriz.

Okul hayatında önce dersimizi alır sonra sınava girerdik, hayat okulunda önce sınavdan geçiyoruz sonra “dersimizi alıyoruz!”

Okul hayatında tek dersten sınıfta kalanlara ‘ek sınav hakkı’ daha verilirdi, hayat okulunda ise fırsatı kaçırdığında o fırsatı tekrar yakalama şansın ne yazık ki yok.

Bir eşya aldığımızda yanında kullanma kılavuzu da verirler. Keşke yaşadığımız hayatın da bir kullanma kılavuzu olsaydı ve yanlış yapmamamız için bize rehberlik edebilseydi. Ama ne yazık ki yok. Nasıl yaşayacağımızı yaşarken öğreniyoruz. Yaşamak istediğimiz hayat, yaşadığımız hayat derken, yanlış ya da doğru kararlarla bir bakmışız ömür geçmiş…

“En güzel deniz, henüz gidilmemiş olanıdır.

En güzel çocuk, henüz büyümedi.

En güzel günlerimiz, henüz yaşamadıklarımız.

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz

Henüz söylememiş olduğum sözdür.”

Nazım Hikmet bu şiiri sevgilisi Piraye için yazdı ama sizin için de geçerli…

Şair-i Azam Yahya Kemal Beyatlı

6-li-masa

6’lı masanın adayı İlhan Kesici olmalı