Manşetiz haber sitesinde çalışan ve 14 Ekim'de işten çıkarılan 12 gazeteci, ödenmeyen maaşları ve diğer işçilik alacakları için Denizli'de basın açıklaması gerçekleştirdi. İzmir'den Denizli'ye giderek haklarını arayan gazeteciler, işverenler Tahir Aygün ve Mehmet Teke'nin arabuluculuk sürecine rağmen alacaklarını ödemediğini öne sürdü. Emekçiler, Kod 48 gerekçesiyle işten çıkarılmalarına tepki göstererek hukuki mücadele başlatacaklarını duyurdu.

Manşetiz emekçileri basın açıklamasının tamamı şu şekilde:
Denizli’den Tahir Aygün ve Mehmet Teke’nin sahibi olduğu Manşetiz adlı haber sitesinden, 14 Ekim’de akşam operasyonuyla haksız hukuksuz bir şekilde işten çıkarılan gazeteciler olarak, İzmir’den Denizli’ye geldik. Bizi Kod 48 ile işten çıkaran Tahir Aygün ve Mehmet Teke, arabuluculuk sürecini başlatmamıza rağmen hâlâ adaletsizliği ortadan kaldırmadı. Aygün ve Teke, maaşımızı, ihbar tazminatımızı, yemek kartı ücretlerimizi ödememek için kırk takla atıyorlar.
Geçen nisan ayında Manşetiz için İzmir’de dokuz, Denizli’de üç gazeteciyi harekete geçiren Denizli’den Pamukkale Haber’in sahiplerinden Tahir Aygün’dü.
Manşetiz geçen mayıs ayında yayın hayatına başlamadan önce İzmir’de yapılan yoğun görüşmelerde, biz gazetecilere hem mesleğimizi iyi şartlarda sürdürebileceğimizin hem de özlük haklarımızın güvencesini veren yine Tahir Aygün’dü.
Kimimiz başka iş tekliflerini reddederek, kimimiz de mevcut işlerinden istifa ederek Manşetiz’de çalışmaya başladı.
Yeni bir haber mecrasını hem teknik hem de gazetecilik açısından tutundurmak kolay değildir. Biz mayıs ayından itibaren Manşetiz’e çok emek verdik. Haberlerimizle, röportajlarımızla halkın haber alma hakkını ete kemiğe büründürmek için çok çalıştık.
Geçen ağustos ayında maaş ve yemek kartlarımızın geciktirilmesiyle Manşetiz’de başlayan krizin sorumlusu biz gazeteciler değil, patronlar Tahir Aygün ve Mehmet Teke’dir.
Ağustos itibarıyla her gün maaşların, yemek kartlarının ödenmemesinin ağırlığıyla işe devam eden editör ve muhabirler eylülde derin bir krizin içine çekildi. Eylül ayında maaşlarımız 15 gün geciktirildi. Yemek kartlarımız ise ödenmedi. Resmî tatil günlerinde fazla mesailerin adı bile anılmadı şirket yönetimince.
Mayıs ayında 12 gazeteciyi yola çıkaran Tahir Aygün, ağustosta başlayan kriz sürecinde Denizli’deki ikametinden bir kez olsun İzmir’de Manşetiz’in ofisine gelip personeli bilgilendirmedi. Kendisini çok davet ettik, toplantı yapılsın, şartlar konuşulsun, bir yol haritası belirlensin istedik. Fakat Aygün her davetimizi geri çevirdi.
Personel maaş ve yemek kartlarının ödenmesini talep ettiği her seferinde Aygün “Beceremedim, üzgünüm, öfkeliyim, kırgınım” demekle yetindi. Bu, gazeteci maaşlarının zaten çok düşük olduğu, ekonomik krizin yoksulu ezip geçtiği bir ortamda geçinmeye çalışan fikir işçisine verilebilecek bir yanıt değildir.
Muhasebe personeliyle birlikte 13 personelin sorumluluğunu üstlenen Tahir Aygün ve Mehmet Teke, maalesef personeline karşı sorumlu davranmadı.
Tahir Aygün, eylül ayında ise personele, ekim ayında şartların düzeleceğine inancının tam olduğunu söyleyerek namus sözü verdi.
Şartların düzeltilmesi bir yana, 14 Ekim akşamı, Kod 48 iftirasıyla işten çıkarıldık. Bir aylık maaşımız, birikmiş yemek kartı ücretlerimiz, resmî tatillerdeki fazla mesailerimiz ödenmediği gibi ihbar tazminatlarımız da gasp edildi.
Nerede kaldı şimdi o namus sözü!
Patronun namusu, alınteri döken personelinin maaşıdır.
Ortada bir mali kriz varsa bunun sorumlusu Manşetiz emekçileri değildir!
Telefonlarımıza gelen SGK mesajıyla işten çıkarıldıktan sonra haklarımız bir an evvel teslim edilsin, adaletsizlik ortadan kaldırılsın diye avukatımız Eren Selanik ile birlikte arabuluculuk sürecini başlattık.
Arabuluculuk görüşmelerinde Aygün ve Teke’nin avukatı, alacaklarımıza yönelik ödeme tablosunu istedi, ilettik.
Fakat Aygün ve Teke, son görüşmede, avukatı aracılığıyla bize ödeme yapmayacaklarını söyledi.
12 gazetecinin, 12 işçinin hakkını, alınterini ödememek bu kadar kolay mı?
Evet, İzmir’den buraya, patronlar Tahir Aygün’ün, Mehmet Teke’nin ikameti Denizli’ye hakkımızı aramaya geldik.
Biz buradayız Tahir Aygün!
Biz buradayız Mehmet Teke!
Haram lokma yemedik. Belediyelerde siyasetçilerle iş tutup ihale alarak kolay yoldan zenginleşmeye çalışmadık. Biz Manşetiz’de yıllarca eğitimini aldığımız gazetecilik mesleğimizi sürdürmek istedik sadece. Yüzümü ak, alnımız açık.
Sizden talep ettiğimiz, emeğimizden, işgücümüzden, çalışmaktan doğan haklarımızdır. Ne eksik ne fazla!
Madem personelin maaşını, yemek ücretini ödemeyecektiniz, o hâlde neden ta Denizli’den İzmir’e gelerek bu kadar insanın ekmeğiyle, umuduyla, onuruyla oynadınız.
Soruyoruz: Bu yaptığınızın dolandırıcılıktan ne farkı var?
Bizi Denizli’ye gelerek haklarımızı için mücadele vermeye siz zorladınız!
Tahir Aygün ve Mehmet Teke! Size bir kez daha sesleniyoruz:
Bizi neden Kod 48 ile işten çıkardınız?
Telefonlarımıza bildirim geldiği tarihten 10 gün önceye dönük işlem yaparak personeli işe gelmedi diyerek işten çıkarmak hangi vicdana sığar?
Kod 48, düpedüz iftiradır!
Bir aylık maaşlarımızı, ihbar tazminatlarımızı, yemek kartlarımızı ödememek için mi bizi Kod 48’le işten çıkardınız?
Haklarımız 212 sayılı Basın Kanunu’yla güvence altına alınan haklardır.
-Kod 48 lekesi derhâl kaldırılsın.
-Ekim ayı maaşımız kuruşu kuruşuna ödensin.
-Eylül ve ekim ayından yemek kartlarımız ödensin.
-Bazı arkadaşlarımızın mayıs ayından yemek kartı alacakları, resmî tatillerde çalışan arkadaşlarımızın fazla mesaileri derhâl ödensin.
-212 sayılı kanuna göre işveren işçiyi işten çıkarmadan bir ay önce personele bildirim yapmak zorundadır. Biz akşam operasyonuyla aniden işten çıkarıldık. İhbar tazminatımız derhâl ödensin.
Haklarımızı alana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
Buradan patronlar Tahir Aygün ve Mehmet Teke’ye duyuruyoruz:
Bize yaşattığınız adaletsizliği önümüzdeki günlerde yargıya taşıyacağız; kıdem tazminatlarımız da dahil tüm alacaklarımızı için sizi dava edeceğiz.
Manşetiz emekçileri, haklarını alabilmek için dava açacak!
Verdiğimiz mücadele sadece maaş ve alacak mücadelesi değildir.
Biz hakları gasp edilen gazeteciler olarak, hakları gasp edilen, maaşları geciktirilen tüm meslektaşlarımız için de onur mücadelesi veriyoruz. Biz gazeteciler bu ülkede emeğimizle, onurumuzla yaşamak istiyoruz.
En başından beri bizi yalnız bırakmayan avukatımız Eren Selanik’e, İletişim Emekçileri Ağına, teşekkür ederiz.




