in ,

‘Merkez Bankası bağımsız olmazsa piyasalar asla düzelmez!’

Yapısal reformların devreye girmesinin yanı sıra faiz artırımının gerekliliğini vurgulayan Ekonomist Murat Sağman, “Bundan sonra güven odaklı bir politika izlenmeli” diye konuştu

merkez-bankasi-bagimsiz-olmazsa-piyasalar-asla-duzelmez

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı (TCMB) Murat Uysal, geride bıraktığımız cuma gecesi yayımlanan kararname ile görevden alındı. Uysal’ın yerine Maliye eski Bakanı Naci Ağbal getirildi. Bu süreçte Berat Albayrak da istifa etti. Aylardır dolar karşısında eriyen Türk Lirası yüzde 2,5 değer kazandı. Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ekonomist Murat Sağman, “Faiz artırımı konusunda bir marj tanınacaktır” dedi.

‘FAİZ NORMALLEŞMEDİ’

İstifa öncesi ekonomik süreci değerlendiren Sağman ,“Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), gerçekleştirdiği toplantıda bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) yüzde 10,25’te sabit bıraktı. TCMB tarafından faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, politika faizinin yüzde 10,25 düzeyinde sabit tutulmasına ve para politikası operasyonel çerçevesinde değişikliğe giderek Geç Likidite Penceresi (GLP) işlemlerinde uygulanacak Merkez Bankası borç verme faiz oranı ile gecelik borç verme faiz oranı arasındaki farkın 300 baz puan olarak belirlenmesine karar verdiği bildirildi. Yani TCMB hem faiz artırmadı hem örtülü bir şekilde faiz artırdı. TCMB Geç Likidite Penceresini (GLP) 150 baz puan artırarak yüzde 13,25’den yüzde 14.75’e çekti. Politika faizini başka bir deyişle “politikacı faizini” değiştirememesin herkesin tahmin ettiği gibi siyasi bir nedeni var. Bununla birlikte TCMB’nin hiçbir şey yapmadığı eleştirileri de doğru değil. TCMB işgören ağırlıklı ortalama faizini ağustosta yüzde 7,50’den 23 Ekim’de yüzde 12,88’e getirdi. Yani TCMB son üç ayda örtülü bir şekilde 500 baz puandan fazla bir sıkılaştırma yaptı. Hepimizin bu son toplantıda yanıldığı nokta TCMB bir önceki toplantıda ağırlıklı ortalama faizi yüzde 10,50 civarındayken politika faizini yüzde 8,25’den yüzde 10,25’e getirmişti. Geçen haftaki toplantıda ağırlıklı ortalama fonlama yüzde 12,50 civarındaydı onun için biz dahil beklentiler 175-200 baz puan bir faiz artışı veya bizim deyimimizle bir “faiz normalleşmesi” gelmesi şeklindeydi. Tüm anketler politika faizinde artırım bekliyordu” diye konuştu.

24 EYLÜL’ÜN ARDINDAN…

Beklentilerin aksine politika faizini artırılmadığını vurgulayan Murat Sağman, “Piyasa beklentilerinin aksine TCMB sürpriz yaparak politika faizini artırmamış geç likidite penceresi aracını kullanmaya devam kararı vermiştir. Örtük faiz artırımı ile geç likidite penceresinin yüzde 14,75’e yükseltilmesi piyasalara net mesaj verilememiş, geçen ayki güçlü enflasyon vurguları azalmıştır. Piyasalarda dolar/TLkarardan önce 7,82 seviyesi karardan sonra 7,96’lara kadar yükselmiştir. TCMB’nin para politikasının tam net olmayan sinyallerle yürütülmesi etkinliğini maalesef azaltıyor. Çünkü para politikası ancak uzun vadeli faizleri yönlendirerek işleyiş kazanıyor. Elinizdeki kısa vadeli faizi kullanarak ve sözlü yönlendirme ile uzun vadeli enflasyon beklentilerini ve faizleri şekillendirmeye çalışıyorsunuz. 24 Eylül’deki faiz artırımının ardından kritik soru; bu duruşta uzun soluklu bir değişiklik olup olmadığı ve devam gelip gelmeyeceği şeklindeydi. Eğer faiz artırımları örtülü olmayan açık bir şekilde yapılabilseydi, faizlerin enflasyon beklentileri düşene kadar indirilmeyeceği sinyali verilebilseydi kurlar ve uzun vadeli faizler muhtemelen inişe geçecekti. Kalıcı olup olmaması daha önce defalarca bahsettiğimiz yapısal reformlar ve dış ilişkilerdeki gidişata bağlı olacaktı. Son olarak ekleyelim; iktisadi açıdan bakarsak, enflasyon kalıcı olarak düşmeden, fiyat istikrarı sağlanmadan faizler düşürülürse kısa vadede ekonomi canlanıyor gibi olsa da uzun vadede bu kazanımlar geri verilir ve son dönemde yaşadığımız dengesizlikler meydana gelir. Dolar/TL’deki yükseliş de bu belirsizliklerin ve dengesizliklerin yansıması olarak karşımıza çıkmıştı” değerlendirmesinde bulundu.

‘ARTIRMA BEKLİYORUM’

Faiz artırımı yapılmadığı takdirde hiç bir şeyin değişmeyeceğini söyleyen Sağman, “İki dönem Maliye Bakanlığı görevinde bulunan Naci Ağbal, Temmuz 2018’den bu yana Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı olarak görev yapıyordu. Ancak şu anda piyasaların başkan değişiminden ziyade faizlerin artırılıp artırılmayacağına odaklandığı görüşünde. Naci Ağbal’a faiz artırımı konusunda mutlaka bir marj tanınacaktır. TCMB’nin bir sonraki faiz kararını alacağı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı 19 Kasım’da düzenlenecek. Ya o tarihte yapacaktı faiz artırımını ama bugünden itibaren mutlaka sözel anlamda o gün faiz artırımı yapacağına dair piyasaları hazırlaması gerekecektir. Diğer bir yöntem de bugünlerde yapılacak olağanüstü bir faiz toplantısı yapacağı şeklinde olacaktır. Sayın Naci Ağbal’ın Sayın Cumhurbaşkanı onayı ile faiz artıracağını düşünüyorum. Faiz artırımı yapmadığı takdirde, hiçbir şeyin değişmediği ve piyasayla inatlaşmanın devam ettiğinin görülmesi ciddi tehlikeli olacaktır” açıklamalarında bulundu.

BAĞIMSIZ MB

Merkez Bankası’nın bağımsız karar alabilmesinin büyük önem arz ettiğini söyleyen Sağman, “TCMB eski Başkanı Sayın Uysal, 16 ay önce göreve başladıktan sonra toplam 1200 baz puanı (12 tam puan) bulan indirim kararlarıyla 2019 yılında dünyada en çok faiz indiren Merkez Bankası Başkanı oldu. En son bu yılın mayıs ayında politika faizi yüzde 8,25’e indirildi. Korona virüs krizinin patlak vermesiyle ve hem kur hem enflasyon artışı nedeniyle eylül ayında politika faizi iki tam puan artırılarak yüzde 10,25’e çıkarıldı. Aslında Sayın Uysal gerekenleri yapıyordu. Hem politika faiz artışı yapıp diğer bir yandan piyasa faizi olan ortalama fonlama faizini yüzde 14’e yükselmeye devam etti (ağustos da bu faiz yüzde 7,50 idi). Eylül’de politika faizini artıran Sayın Uysal en son 22 Ekim deki toplantıda siyasi baskı yüzünden politika faizini artıramadı. Sayın Uysal doğruları yapmayı çabalasa da Merkez Bankası’nı bağımsız olmadığı bir sistemde başarıları olmak neredeyse imkansızdır. Piyasalar güven ister. Piyasalar bağımsız hareket edebilecek bir Merkez Bankası ister” dedi.

‘GÜVEN VERMELİ’

Bundan sonraki süreçte güven odaklı bir politika izlenmesi gerektiğinin altını çizen Sağman, “Bu hafta yine bizi hareketli günler bekliyor. Bundan sonra güven veren bir ekonomi politikası izlenmeli. Devamlı kural değişikliği isteyen güven veren bir ekonomi politikası gerekiyor. Merkez Bankası’nın faiz toplantısı başlayacak, en az 400 ila 500 baz faiz artırması lazım ekonomi gerçekleri ile, ilk oradan başlayacak. Ardından tutarlı bir ekonomi politikası, yapısal reformların devreye girmesi daha uzun vadeli planlar. Yapılacak toplantıda Türkiye gerçekleri çok önemli. Artık en azından gerçeklerle paralel bir adım atmış oluruz” diye konuştu.

Rana Beyza Öztürk / Özel Haber

iznirde-virusun-bulasma-hizi-artti

İzmir’de vaka artışı: Meclis gündemine taşındı!

‘Evlerine giremeyenler eğitimi nasıl düşünecek?’