İzmir’in Torbalı ilçesinde bulunan Metropolis Antik Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazılar, bölgenin binlerce yıllık geçmişine ilişkin yeni bilgiler ortaya çıkarıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesinin de destek verdiği çalışmalarda bronz heykeller, mimari kalıntılar, yazıtlar ve gündelik yaşam eşyaları gün yüzüne çıkarılıyor. Bulgular, antik kentin ticaret, tarım, eğitim, spor ve kültür alanlarındaki geçmişine ışık tutuyor.

EFES’İN LİMANINA ULAŞTIRAN MERKEZ

Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Metropolis Kazı Başkanı Prof. Dr. Serdar Aybek, kentin antik dönemdeki stratejik konumu ve günümüze ulaşan arkeolojik mirasıyla önemli bir merkez olduğunu belirtti. Metropolis’in Torbalı Ovası’nın yakınında, Aydın Dağları’nın arkasına, Gediz Vadisi’ne ve İç Anadolu’dan Ege’ye uzanan güzergahlara erişim sağlayan bir noktada bulunduğunu ifade eden Aybek, kenti “yolların kesiştiği şehir” olarak tanımladıklarını söyledi. Aybek, antik kentin tarımsal üretim açısından verimli Torbalı Ovası’nı yöneten ve burada elde edilen ürünleri Küçük Menderes Nehri üzerindeki nehir limanı aracılığıyla Efes’in büyük limanına ulaştıran bir merkez olabileceğini belirtti.

ÜÇ ÖNEMLİ NOKTANIN KESİŞTİĞİ ROTA

Metropolis’in güneyde Efes’e, kuzeyde ise Smyrna’ya uzanan yollarla bağlantılı olduğunu anlatan Aybek, bölgedeki ulaşım güzergâhlarının antik dönemden günümüze önemini koruduğunu dile getirdi. Aybek, “Bugün de zaten İzmir-Aydın otoyolu güneye inen tek rota. Yani o dönemde İzmirliler, Torbalı sakinleri de aslında aynı güzergahı kullanıyordu. Ana tanrıça kenti olarak tanınan Metropolis, antik adıyla Gallesion Dağı'nın yamaçlarında kuruldu. Bugün Torbalı Ovası’nın büyük bir kısmını kaplayan alan antik dönemde aslında bataklık ve sulak bir arazi. Dolayısıyla antik dönem yolları, belki de Metropolis’in içinden veya tam önünden, o yamacın düzlükle birleştiği seviyelerden ilerliyor ve bugün olduğu gibi muhtemelen güneyde Efes'e, kuzeyde de Smyrna'ya bağlantı sağlıyor. Bu noktada Kemalpaşa'daki Karabel Geçidi de çok önemli, tarihsel bir önemi var. Bugün de hala Karabel Geçidi, İç Anadolu'dan Ege'ye ulaşımda en kısa alternatifi oluşturuyor. Antik dönemde Metropolis, işte bu üç önemli rotanın tam kesiştiği noktada yer alıyor” dedi.

HELENİSTİK DÖNEM'DE PLANLI KENT YAŞAMI

Metropolis çevresindeki en eski yerleşim izlerinin yaklaşık 6 bin yıl öncesine uzandığını belirten Aybek, kentin verimli arazileri, su kaynakları ve güvenli yerleşim alanları sayesinde uzun bir geçmişe sahip olduğunu söyledi. Metropolis’in modern bir kent olarak ortaya çıkışının MÖ 3. yüzyılda, Seleukos Krallığı döneminde ve sonrasında Pergamon Krallığı’nın, yani Attalosların hakimiyeti sırasında gerçekleştiğini aktaran Aybek, kentin MÖ 3. ve 2. yüzyıllarda yeniden planlandığını ifade etti. Aybek, “Metropolis verimli bir araziye, su kaynaklarına ve güvenli sahalara sahip olması sebebiyle yaklaşık 6 bin yıldır yerleşime sahne olan bir coğrafya. Modern bir şehir olarak ortaya çıkması MÖ 3. yüzyılda, Seleukos Krallığı zamanında ve sonrasında Pergamon Krallığı'nın (Attalosların) hakim olduğu dönemde oluyor. MÖ 3. ve 2. yüzyılda kent modern bir şehircilik anlayışıyla yeniden planlanıyor. Nasıl oluyor bu? Birbirini dik kesen sokaklarla ızgara şeklinde bir kent planı, kendisine ait bir meclis yapısı ile bir kent devleti haline geliyor. Zaten kentin adından da bunu rahatlıkla anlayabiliyoruz” diye konuştu. Kentte bulunan mermer yapılar ve heykellerin dönemin mimari ve sanatsal anlayışını yansıttığını belirten Aybek, Metropolis’in farklı tarihsel dönemlerine ait izlerin bugün de ziyaretçiler tarafından görülebildiğini kaydetti.

BRONZ HEYKELLERDE GERİ DÖNÜŞÜM İZLERİ

Metropolis kazılarında ortaya çıkarılan bronz heykel grubu, antik dönemdeki üretim ve yeniden kullanım uygulamalarına ilişkin bulgular arasında yer alıyor. Heykellerin parçalanmış ve eritilmek üzere bir araya getirilmiş halde bulunduğunu anlatan Aybek, bu durumun bronzun yeniden kullanılabilir bir malzeme olmasından kaynaklanabileceğini belirtti. Aybek, “Metropolis, hep sürprizlere açık bir kent. Geçen yıllarda bu bronz heykel grubu, özellikle antik dönemin bir ‘sıfır atık projesi’ diye tanımlayabileceğim bir proje şeklinde karşımıza çıktı. Biz Metropolis'te antik dönemde sergilenmiş bronz heykelleri bir grup hâlinde ve özellikle parçalanmış, eritilmek ve dönüştürülmek üzere toplanmış hâlde tespit ettik. Bu da aslında antik dönemde çok kullanılan bir yöntem. Bronzun geri dönüştürülmeye açık bir malzeme olması sebebiyle, muhtemelen bir ‘hurda atölyesi’ kentin bütün bronz heykellerini toplamış, parçalamış ve eritmek üzere bir köşede saklamış. Biz de onu artık o son haliyle arkeolojik kazılarda tespit etmiş olduk” dedi. 2025 yılı kazılarında bulunan mermer tanrıça başı da Helenistik Dönem heykeltıraşlığının teknik özellikleri bakımından önem taşıyor. Özellikle göz bölgesinde farklı malzemelerin kullanılmış olabileceğine işaret eden izler, dönemin heykel yapım teknikleri hakkında bilgi veriyor. Aybek, gözlerde renkli taşlar veya cam gibi malzemelerin kullanılmış olabileceğini belirterek tanrıçanın gövdesine henüz ulaşamadıklarını, devam eden kazılarda bu parçanın da bulunabileceğini söyledi.

Berlin Kentsel Doğa Paktı’nın yıllık toplantısı İzmir’de sona erdi
Berlin Kentsel Doğa Paktı’nın yıllık toplantısı İzmir’de sona erdi
İçeriği Görüntüle

KENTİN ÖLÇEĞİNİ ORTAYA KOYUYOR

Metropolis’te son iki yıldır üzerinde çalışılan bir yapının, antik kentin büyüklüğüne ilişkin yeni bilgiler sunduğu belirtildi. Yapının ortasında geniş kare bir avlu bulunduğunu, avlunun sütun sıralarıyla çevrelendiğini aktaran Aybek, yerinde devrilmiş sütunlar ve üst yapı bloklarının da ortaya çıkarıldığını söyledi. Aybek, “Son iki yıldır çalıştığımız yapı özellikle mimari anlamda Metropolis'in ölçeğini büyüten bir yapı. Ortasındaki geniş kare avlu, kare avluyu çevreleyen sütun sıraları ve hatta yerinde devrilmiş sütunların, üst yapı bloklarının çıkması bize burada görkemli bir yapının inşa edildiğini gösteriyor. Biz de merakla, özellikle bu mimari kalıntının tam olarak anlaşılabilmesi için çalışıyoruz” diye konuştu. Kazı alanında küçük dükkânların da tespit edildiğini belirten Aybek, antik dönemde avlu, sütunlu galeri ve dükkanlardan oluşan yapıların agora veya ticaret yapıları olarak tanımlanabildiğini ifade etti. Ancak Metropolis’te yapıların ve mimari parçaların farklı dönemlerde başka amaçlarla kullanılmış olabileceğine dikkat çeken Aybek, söz konusu alanın ticaret yapısı olarak kullanılmadan önce bir kutsal alan ya da kahramanlık anıtı olabileceğini düşündüren işaretler bulunduğunu söyledi.

“ÖNEMLİ BİR TEMSİLCİSİ”

Metropolis’in temel geçim kaynakları arasında tarım ve özellikle bağcılık bulunuyordu. Aybek, ünlü coğrafyacı Strabon’un da Geographika adlı eserinde kentin üzüm bağlarından ve bağcılığından övgüyle söz ettiğini aktardı. Bölgede üretilen ürünlerin Mısır’ın İskenderiye kentine kadar gönderildiğini gösteren bulgular bulunduğunu belirten Aybek, bölgede üretilen mühürlü seramik gruplarının İskenderiye’de de ortaya çıktığını düşünen uzmanlar olduğunu ifade etti. Aybek, “Ünlü coğrafyacı Strabon da Geographika adlı eserinde değiniyor; Metropolis'in üzüm bağlarından ve bağcılığından övgüyle bahsediyor. Bu bölgede üretilen ürünlerin Mısır'dan İskenderiye'ye kadar gönderildiğini gösteren deliller var. Bu bölgedeki mühürlü seramik gruplarının İskenderiye'de de ortaya çıktığını düşünen uzmanlar var. Dolayısıyla tarımın Metropolis için temel geçim kaynağı olduğunu söyleyebilirim. Metropolis belli ki barışçıl bir kent. Anadolu’da Roma hakimiyetinin etkinleştiği süreçlerde ortaya çıkan ayaklanmalarda çok ismi geçmiyor. Genel olarak Roma Dönemi'nden itibaren Efes'in, öncesinde Hellenistik Dönem'de de Pergamon Krallığının himayesinde yer alıyor. Eğitim Metropolis için çok önemli, bununla ilgili önemli yazıtlarımız var. Özellikle Attalos Krallığı döneminde Bergama'dan gençlerin eğitimi ve spor faaliyetleri için maddi destekler geldiğini görüyoruz. Metropolis'in meşhur sporcuları var; yarışmalara hazırlandıklarını gösteren yazıtlar bulunuyor. Mesela bir pankreas (serbest güreş) sporcusu ile ilgili yazıtta kendisinin Palaestradaki antrenman sırasında hayatını kaybettiğini gösteren ifadeler bulunuyor. Metropolis, sporun yanında kültür ve sanatın da kendi şartları içinde önemli bir temsilcisi” dedi.

KADINLARIN TOPLUMSAL YAŞAMI

Metropolis’teki arkeolojik bulgular, kadınların toplumsal ve ekonomik hayattaki rollerine ilişkin de bilgiler sunuyor. Aybek, kentte kadın yöneticilerin bulunduğunu ve bazı kadınların yaşadıkları kente maddi katkı sağladığını belirtti. Yazıtlarda adı geçen Alexandra Myrton’un, Metropolis’teki yukarı hamam yapısının sorumlusu olduğunu aktardı. Bir mezarda bulunan eşyaların da dönemin kadınlarının günlük yaşamına ilişkin ipuçları sunduğunu belirten Aybek, mezarın henüz orta yaşlarına ulaşmamış genç bir kadına ait olduğunu söyledi. Aybek, “Metropolis'te de özgüvenli, başarılı kadın yöneticiler var, Yazıtlarda geçen Alexandra Myrton isimli kadın yönetici Metropolis'teki yukarı hamam yapısının sorumlusu. Kadınlar hayırsever olup kentlerine maddi katkılarda bulunmuşlar. Bir diğer önemli buluntu da yine sosyal yaşama dair ipuçları veriyor. Bir mezardan gelen bu bulgu: Henüz orta yaşlarına varmamış genç bir kadının defnedilme biçimiyle ilgiliydi. Mezarda çok sayıda unguentarium dediğimiz koku şişesi, merhem kapları, aynalar ve küpeler bulundu. Ayrıca mezarda tespit edilen yün kirmeni ve ağırşaklar, bu kadının amatör olarak kendi ailesi için dokuma ve tekstille de ilgilendiğini gösteriyor. Antik dönemde ev içindeki tekstil ve kumaş üretimi kadınlar tarafından yürütülen bir uğraş. Günümüzde de Manisa ve İzmir çevresinde halısıyla meşhur olan pek çok yerleşimde kadınlar bu işte erkeklere göre çok daha etkinler” ifadelerini kullandı. Metropolis’te ticaret yapısı olarak değerlendirilen bir alandaki küçük mekânda, balıkçılıkla ilişkili olabileceği düşünülen buluntulara rastlandı. Balık biçimindeki çakı sapları, olta iğneleri, deniz kabukları ve balık kemikleri, antik kentteki günlük yaşam ve ekonomik faaliyetlere ilişkin bilgiler sunuyor. Uzmanlar, söz konusu buluntuların küçük mekânın balıkçılıkla ilgili bir dükkân olarak kullanılmış olabileceğine işaret ettiğini belirtiyor.

KAZI VE KORUMA ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR

Metropolis Antik Kenti’nde arkeolojik kazıların yanı sıra ören yerinin bakım ve onarımı, restorasyon, koruma ve bilimsel yayın çalışmaları da yılın 12 ayı boyunca devam ediyor. Çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras Projesi kapsamındaki izin ve destekleriyle, Dokuz Eylül Üniversitesi adına İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Sabancı Vakfının katkılarıyla yürütülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Metropolis’in yanı sıra İzmir sınırları içerisindeki diğer arkeolojik çalışmalara da destek veriyor. Kazılarda ortaya çıkarılan taşınabilir eserlerin bir bölümü Efes Müzesi’nde, İzmir Arkeoloji Müzesi’nde ve Alsancak’taki Kültür Sanat Fabrikası’nda sergileniyor. Antik kenti ziyaret edenler ise yapı kalıntılarını, kent planını ve farklı dönemlere ait izleri yerinde inceleyebiliyor.

Kaynak: BÜLTEN