Mevsim değişiklikleri birçok kişinin ruhsal durumunda dalgalanmalara neden olabiliyor. Özellikle gün ışığı süresindeki değişim ve sıcaklık farklılıkları, bazı bireylerde psikolojik etkiler oluşturabiliyor. Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Oya Bozkurt, mevsim geçişlerinin biyoritim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek bu süreçte bazı kişilerin uyum sağlamakta zorlanabileceğini belirtti.

BİYORİTİM VE MEVSİMSEL DEĞİŞİM

Bozkurt, mevsim değişimleriyle birlikte vücudun ısı, ışık ve çevresel koşullara uyum sağlaması gerektiğini ifade etti. Bozkurt açıklamasında, "Mevsim değişiklikleriyle birlikte ısı değişiyor, sıcaklık değişiyor, günün miktarı azalıyor veya artıyor. Bu duruma bizim uyumlanmamız gerekiyor. Bunun için de biyoritmimiz devreye giriyor. Biyoritmimiz buna uyumlanıyor ama bazı insanlarda bu ritimde bazı sorunlar olabiliyor. İşte o zaman bazı sorunlar ortaya çıkıyor. Bahar girişlerinde havadaki iyon dengesinin bozulması, bizim bu hava değişiklikleriyle birlikte yorgun ve bitkin hissetmemize sebep olabiliyor. Ama bu genellikle birkaç hafta sürüyor. Bu uzun sürmeye başlarsa daha ciddi bir şeyden bahsedebiliriz. Çünkü mevsim dönüşlerinde depresyon, iki uçlu duygu durum bozuklukları, panik bozukluk gibi anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları, uyku bozukluklarının arttığı görülebiliyor. Özellikle de bu biyoritimle ilgili sorunları olan kişilerde bunları daha fazla görme olasılığımız olabiliyor" dedi.

Mevsim Değişimi Ruh Sağlığını Etkiler Mi Uzmanı Uyardı Güneş Işığı Eksikliği Depresyonu Tetikleyebilir (1)

MEVSİMSEL DEPRESYONDA RİSK GRUPLARI

Uzman Bozkurt, mevsim geçişlerinde bazı grupların daha fazla risk altında olduğunu belirtti. Bozkurt, "Vardiyalı işlerde çalışanlarda, kadınlarda, D vitamini eksikliği, tiroid bozukluğu, demir eksikliği gibi anemisi olanlarda bu mevsim dönüşleriyle birlikte duygu durumlarında dalgalanmalar ve bozulmalar olabilir. Bunlardan en sık gördüğümüz, depresyon. Aslında bilinenin aksine depresyonu biz daha çok kış aylarında ve sonbaharda görüyoruz. Yazın ve ilkbaharda daha az görüyoruz. Bunun nedenini araştırmışlar. Çevresel faktörler, kalıtsal yatkınlık olabilir. Önceden depresyon öyküsü olanlar ya da ailesinde bipolar bozukluk öyküsü olanlarda daha çok görülüyor. Kış aylarında karanlığın artmasıyla birlikte melatonin (biyolojik saati düzenleyen hormon) salınımı artıyor. Bazı insanlarda bu salınım biraz daha fazla oluyor. Onlarda bitkinlik, yorgunluk, uykuya meyil gibi durumlar daha fazla görülüyor. Bu da bahar depresyonu olarak ortaya çıkıyor. Bahar depresyonunun özelliklerinden biri de biraz fazla uyumaktır. Ya da örneğin karbonhidratlara, şekerli gıdalara yönelme, isteksizlik, mutsuzluk, karamsarlık, uykuyla ilgili problemler hepsi bir arada depresyon olarak kendini gösterir" ifadelerini kullandı.

GÜNEŞ IŞIĞI VE RUH SAĞLIĞI İLİŞKİSİ

Bozkurt, güneş ışığının ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekerek kadınların mevsimsel depresyona daha yatkın olduğunu belirtti. Bozkurt, "Güneş ışığı depresyona karşı en önemli etkenlerden biri. Bu dönemde kadınlar, mevsimsel depresyona erkeklerden 4 kat fazla yatkınlık gösteriyor. Vardiyalı işlerde çalışanlar güneş ışığından daha az faydalanıyorlar, gece çalışıp gündüz uyumak zorunda kalıyorlar. Geçmişte depresyon ya da ailesinde bipolar bozukluk öyküsü olanlar ile D vitamini ve depresyon arasında ilişki olduğu saptanmış. Çünkü D vitamininin de serotonin metabolizmasına etki ettiği görülmüş. Serotonin mutluluk hormonudur. Serotoninin de güneş ışığında salınımının arttığı görülmüştür. O yüzden güneş ışığı bizim için çok iyi bir etken. Tiroid hastalıkları, demir eksikliği anemisi gibi ek hastalığı olan kişilerde de mevsimsel depresyon görülebilir. Ayrıca anksiyete ve panik atak gibi hastalıklara daha önceden yatkınlığı olan kişilerin de mevsim dönüşlerinde hastalıkları alevlenebilir" dedi.

Osteoporozda kritik uyarı: Sadece D vitamini ve kalsiyum yeterli olmayabilir
Osteoporozda kritik uyarı: Sadece D vitamini ve kalsiyum yeterli olmayabilir
İçeriği Görüntüle

MEVSİMSEL DEPRESYONDA TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Mevsimsel depresyonla başa çıkma yöntemlerine de değinen Bozkurt, erken müdahalenin önemini vurguladı. Bozkurt, "Bu dönemde hastalığı olanlar belirtilere dikkat etmeli. Ek hastalıkları varsa onların tedavilerini yaptırması gerekir. Mutlaka gün ışığından faydalanmalılar, egzersizler bu anlamda faydalı olacaktır. Eğer gerçekten daha ağır ve tedavi gerektiren bir durumsa fototerapi uygulanabilir. Fototerapide ışık verilerek ve uykusuz bırakılarak melatonin hormonunun salgılanması azaltılıyor. Psikoterapiler ve daha ağır durumlarda ilaç tedavisine geçmek gerekebilir" diye aktardı.

Kaynak: İHA