ELA SAĞLAM - EGE TELGRAF - Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin kararı, kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. AYM, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “süresiz olarak” ibaresini Anayasa’nın 2, 5 ve 17. maddelerine aykırı bularak iptal etti. Kararın 30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından “süresiz nafaka kaldırıldı” yorumları yapılırken, hukukçu Avukat Mustafa Bilgehan Çalık, kararın kapsamına ilişkin önemli ayrımlara dikkat çekti.

Çalık, “Öncelikle şunu net olarak ifade etmek gerekir: Anayasa Mahkemesi yoksulluk nafakasını kaldırmadı. İptal edilen, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ‘süresiz olarak’ ibaresidir. Dolayısıyla karardan mevcut nafakaların sona erdiği veya artık yoksulluk nafakasına hükmedilemeyeceği sonucu çıkarılamaz” dedi.

“SORUN NAFAKANIN VARLIĞI DEĞİL, SÜRESİZLİĞİ”

AYM kararının temelinde, boşanma nedeniyle ekonomik açıdan zor durumda kalan eşin korunması ile nafaka yükümlüsünün üzerindeki ekonomik yük arasında denge kurulması gerektiği değerlendirmesinin bulunduğunu belirten Çalık, kararın nafaka kurumunu ortadan kaldırmadığını vurguladı.

Çalık, “Anayasa Mahkemesi, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşin korunmasının gereksiz olduğunu söylemiyor. Tam tersine bu korumanın kişinin maddi ve manevi varlığının korunması bakımından önemini kabul ediyor. Ancak bu koruma sağlanırken nafaka yükümlüsüne getirilen külfetin de ölçülü olması gerektiğine işaret ediyor” diye konuştu.

Mevcut düzenlemede nafakanın süresi bakımından somut olayın özelliklerini dikkate alan yeterli bir kanuni çerçeve bulunmadığını belirten Çalık, “Kararın merkezindeki mesele, yoksulluk nafakasının varlığı değil, nafakanın süresinin herhangi bir somut ölçüt öngörülmeden kategorik biçimde ‘süresiz’ olarak düzenlenmiş olmasıdır” ifadelerini kullandı.

2012’DE AYNI İBARE İÇİN FARKLI KARAR

AYM’nin aynı “süresiz olarak” ibaresini 2012 yılında da incelediğine dikkat çeken Çalık, iki karar arasındaki farkın da önemli olduğunu söyledi.

Anayasa Mahkemesi’nin 17 Mayıs 2012 tarihli kararında söz konusu düzenlemeyi Anayasa’ya uygun bulduğunu hatırlatan Çalık, “2012 yılında AYM, süresizliğin nafakanın mutlaka ömür boyu devam edeceği anlamına gelmediğini değerlendirmiş ve iptal istemini reddetmişti. 2026 tarihli yeni kararda ise aradan geçen dönemde oluşan yargısal uygulama da dikkate alınıyor” dedi.

Çalık, yeni kararda uygulamada “süresiz” ibaresinin emredici biçimde yorumlandığına ve hâkimin somut olayın koşullarını dikkate alarak nafakayı belirli bir süreyle sınırlandırmasının mümkün olmadığı yönündeki uygulamaya dikkat çekildiğini belirtti.

“Bu yönüyle karar, yalnızca kanundaki bir ibarenin iptali olarak görülmemeli. Yoksulluk nafakasının süresinin nasıl belirleneceğine ilişkin sistemin yeniden düzenlenmesini gerektiren önemli bir anayasal değerlendirme söz konusu” diye konuştu.

“AYM, NAFAKANIN KAÇ YIL OLACAĞINI BELİRLEMEDİ”

Kararın ardından “nafaka artık belirli bir süreyle sınırlandırılacak” şeklindeki yorumların da erken olduğunu ifade eden Çalık, AYM’nin yeni sistemin ayrıntılarını belirlemediğini söyledi.

Çalık, “Anayasa Mahkemesi nafakanın bir yıl, üç yıl veya beş yıl ödeneceğine ilişkin herhangi bir süre belirlemedi. Mahkemenin yaptığı, mevcut kanuni düzenlemenin süresizliği hiçbir ölçüt öngörmeden kategorik biçimde düzenlemesini Anayasa’ya aykırı bulmak. Bundan sonraki düzenlemenin nasıl olacağı kanun koyucunun yapacağı çalışmayla ortaya çıkacak” dedi.

Yeni sistemde hangi kriterlerin dikkate alınacağının da henüz belli olmadığını belirten Çalık, evliliğin süresi, tarafların yaşı, ekonomik ve sosyal durumları, çalışma ve gelir elde etme imkanları ile çocukların bakımından kaynaklanan yükümlülüklerin nasıl değerlendirileceğinin yapılacak yasal düzenlemeyle netleşeceğini kaydetti.

“MEVCUT NAFAKALAR KENDİLİĞİNDEN SONA ERMİYOR”

Kararın en fazla yanlış anlaşılabilecek bölümünün mevcut nafakalar olduğunu vurgulayan Çalık, AYM’nin iptal hükmünün hemen yürürlüğe girmediğine dikkat çekti.

Hafta sonu Manisa'da  elektrikler yok! GEDİZ Elektrik duyurdu: İlçe ilçe kesinti saatleri belli oldu, işte detaylar...
Hafta sonu Manisa'da elektrikler yok! GEDİZ Elektrik duyurdu: İlçe ilçe kesinti saatleri belli oldu, işte detaylar...
İçeriği Görüntüle

AYM’nin hukuki boşluk oluşmaması amacıyla iptal hükmünün yürürlüğünü dokuz ay ertelediğini belirten Çalık, “Karar bugün itibarıyla mevcut nafakaların kendiliğinden sona ermesi sonucunu doğurmuyor. İptal hükmü 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar mevcut düzenleme yürürlükte kalacak” ifadelerini kullandı.

Çalık, nafaka borçlusunun yalnızca AYM kararını gerekçe göstererek ödemeyi tek taraflı biçimde kesmesinin de kararın doğrudan sonucu olmadığını belirterek, “Mevcut nafaka kararlarının AYM kararı yayımlandı diye otomatik olarak ortadan kalktığını söylemek mümkün değil” dedi.

GÖZLER YENİ YASAL DÜZENLEMEDE

AYM’nin kararının ardından gözlerin TBMM’ye çevrildiğini belirten Çalık, kanun koyucunun önünde önemli bir düzenleme süreci bulunduğunu söyledi.

Çalık, “30 Haziran 2027’ye kadar yeni sistemin oluşturulması gerekiyor. Nafakanın hangi kriterlere göre süreli veya uzun süreli belirlenebileceği, hâkime ne ölçüde takdir yetkisi verileceği, hangi durumlarda daha uzun süreli nafakaya imkan tanınacağı ve mevcut nafakalar bakımından nasıl bir geçiş düzenlemesi yapılacağı henüz belli değil” diye konuştu.

Yeni düzenlemenin yalnızca nafaka yükümlüsünün değil, boşanma sonrasında ekonomik olarak güç durumda kalan eşin de haklarını gözetmesi gerektiğini ifade eden Çalık, “Burada iki taraflı bir denge kurulması gerekiyor. Bir tarafta boşanma sonrasında ekonomik açıdan korunmaya ihtiyaç duyan eş, diğer tarafta ise nafaka yükümlüsünün hakları ve ekonomik durumu var. Yeni düzenlemenin bu dengeyi somut ölçütlerle kurması önem taşıyor” dedi.

Çalık, kararın bugünkü hukuki karşılığını ise şu sözlerle özetledi:

“Yoksulluk nafakası kaldırılmadı. Anayasa Mahkemesi, nafakanın herhangi bir süre ölçütü olmaksızın kategorik biçimde ‘süresiz’ olarak öngörülmesine ilişkin mevcut düzenlemeyi iptal etti. İptal hükmü de henüz yürürlüğe girmiş değil. Bundan sonraki süreçte asıl belirleyici olacak husus, kanun koyucunun 30 Haziran 2027’ye kadar oluşturacağı yeni yasal düzenleme olacaktır.”

Muhabir: ELA SAĞLAM