Binlerce yıllık devlet geleneği ve medeniyet mirasına sahip Özbekistan, 35 yıllık bağımsızlık sürecinde ekonomik ve siyasi yapısında önemli değişimler yaşadı. Timurlular, Harzemşahlar, Şeybaniler ve Babürlüler gibi devletlere ev sahipliği yapan ülke, 19. yüzyılda Çarlık Rusyası tarafından devrilen Buhara Emirliği ile Kokand ve Hive Hanlıklarının da merkezi oldu. Sovyetler Birliği'nin dağılma sürecinde 31 Ağustos 1991'de bağımsızlığını ilan eden Özbekistan'da Yüksek Konsey aynı gün Devlet Bağımsızlığı Yasası'nı kabul etti ve 1 Eylül'ün "Bağımsızlık Günü" olarak kutlanmasına karar verdi. Sovyet döneminde ağırlıklı olarak pamuk üretimine dayanan ekonomi, bağımsızlığın ardından çeşitlendirilmeye başlandı. Tarım ve geleneksel sanayinin yanı sıra otomotiv, elektronik, tekstil, konfeksiyon, dokuma, gıda, eczacılık, kimya, metal, makine, seramik ve madencilik gibi alanlarda üretim geliştirildi. Ülkenin bağımsızlık dönemindeki ilk Cumhurbaşkanı İslam Kerimov, görev süresince kapalı ekonomik politikalar izlerken dış ilişkilerde temkinli bir yaklaşım benimsedi. Kerimov'un Eylül 2016'da hayatını kaybetmesinin ardından Cumhurbaşkanı seçilen Şevket Mirziyoyev ise ekonomik reformlar, diplomatik açılım ve iyi komşuluk politikasıyla yeni bir dönemin kapısını açtı. Mirziyoyev döneminde Özbekistan komşu ülkelerle ilişkilerini geliştirdi ve sınır sorunları dahil bölgesel meselelerin çözümüne yönelik adımlar attı. Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesi'ne 2001'den sonra ilk kez 2018'de cumhurbaşkanı düzeyinde katılan Özbekistan, 2019'da Türk Konseyi'ne üye oldu. Ülke, Kasım 2022'de yeniden yapılandırılan Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi'ne de ev sahipliği yaptı. Mirziyoyev döneminde ayrıca Orta Asya Devlet Başkanları İstişare Konseyinin kurulmasına öncülük edildi. Özbekistan'ın Gayri Safi Yurt İçi Hasılası 1990'da 17,7 milyar dolar seviyesindeyken 2025'te 147 milyar dolara yükseldi. Son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 6-8 büyüyen ülke, 2026'da GSYH'sini 180 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Yatırım ortamını iyileştiren reformlar ve turizme yönelik çalışmalar da ekonomik dönüşümün önemli başlıkları arasında yer aldı. Taşkent, Semerkant, Buhara, Hive, Kokand, Şehrisebz ve Margilan gibi tarihi kentlere sahip Özbekistan, vize muafiyeti ve kolaylıkların da etkisiyle turist sayısında önemli artış kaydetti. 2016'da ülkeyi yaklaşık 2 milyon turist ziyaret ederken bu sayı 2025'te 11,7 milyonun üzerine çıktı. 2026 sonunda turist sayısının 16 milyona ulaşması bekleniyor. Ülkenin 2016'da yaklaşık 4 milyar dolar olan yabancı yatırım miktarı ise 2025'te 43,1 milyar dolara yükseldi. Özbekistan yönetimi önümüzdeki yıllarda 450 milyar dolar yabancı yatırım çekmeyi ve 2030'da GSYH'yi 300 milyar dolara çıkarmayı amaçlıyor.
2016 SONRASI YENİ DÖNEM
Özbekistan'ın bağımsızlığını 16 Aralık 1991'de tanıyan ilk ülke Türkiye oldu. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler 4 Mart 1992'de kurulurken Türkiye, Özbekistan'da büyükelçilik açan ilk ülke olarak Nisan 1992'de Taşkent Büyükelçiliğini faaliyete geçirdi. Özbekistan'ın Ankara Büyükelçiliği ise Ocak 1993'te çalışmaya başladı. Bağımsızlığın ardından geçen ilk 25 yıllık süreçte iki ülke ilişkileri farklı nedenlerle inişli çıkışlı bir seyir izledi. İlişkilerdeki yeni dönem, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kasım 2016'da Semerkant'a gerçekleştirdiği ziyaret ve Şevket Mirziyoyev ile yaptığı görüşmenin ardından başladı. Mirziyoyev, Ekim 2017'de cumhurbaşkanı olarak 21 yıl aradan sonra Türkiye'yi ziyaret eden en üst düzey Özbek yetkili oldu. İki ülke arasındaki ilişkiler 2017'de stratejik ortaklık seviyesine yükseltilirken uzun süredir gerçekleştirilmeyen Türkiye-Özbekistan Karma Ekonomik Komisyon toplantıları yeniden yapılmaya başlandı. 2018'de iki ülke liderinin başkanlığında Türkiye-Özbekistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kuruldu. Konseyin ilk toplantısı Şubat 2020'de Ankara'da, ikinci toplantısı Mart 2022'de Taşkent'te, üçüncü toplantısı Haziran 2024'te Ankara'da, dördüncü toplantısı ise Ocak 2026'da yine Ankara'da gerçekleştirildi. Ticari ilişkilerde de 2016 sonrasında artış yaşandı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2016'da 1 milyar 242 milyon dolar seviyesindeyken 2025'te 3 milyar doların üzerine çıktı. Taraflar bu rakamı yakın vadede 5 milyar, uzun vadede ise 10 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyor. Türkiye, Özbekistan'ın dış ticaretinde yüzde 5'lik payla 4. sıradaki ticari ortağı konumuna geldi. Türkiye ayrıca Özbekistan'da en fazla şirket kuran ülkeler arasında ilk sıralarda yer aldı. İki ülke arasındaki ulaşım ve vatandaş hareketliliğinde de artış görüldü. Mirziyoyev döneminde vize konusunda atılan adımlar kapsamında Şubat 2018'de Türk vatandaşlarına 30 günlük vize muafiyeti getirildi. Türkiye'ye giden Özbek vatandaşlarının sayısı 2016'da yaklaşık 150 bin iken son yıllarda 500 bine yaklaştı. Hava ulaşımında da önemli bir genişleme yaşandı. 2016'ya kadar haftada 5 olan tarifeli uçuş sayısı bugün 100'ün üzerine çıktı.
EĞİTİMDE DE YENİ İŞBİRLİKLERİ
Türkiye ile Özbekistan arasındaki üst düzey ilişkiler eğitim alanında da yeni işbirliklerinin kurulmasına zemin hazırladı. 2025'te Taşkent'teki Alişir Nevai Üniversitesi bünyesinde Yunus Emre Enstitüsü faaliyetlerine başladı. Bunun yanı sıra iki ülkenin önde gelen üniversitelerinin işbirliğiyle Taşkent'te Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi kuruldu. Özbekistan'ın bağımsızlığının 35. yılında ekonomi, turizm, dış politika, ulaşım ve eğitim alanlarında yaşanan gelişmelerin yanı sıra Türkiye ile ilişkilerde de kapsamlı bir işbirliği süreci devam ediyor. ülke, önümüzdeki dönemde yabancı yatırımı artırmayı, yüksek büyüme oranlarını korumayı ve 2030'da 300 milyar dolarlık GSYH hedefine ulaşmayı amaçlıyor.





