Nihat AK/EGE TELGRAF- Son yıllarda olumsuz hava koşulları nedeniyle düşük rekolte beklentileriyle girilen hasat dönemlerinde, kuru gıdadan hububata, sebze meyveye kadar gıda fiyatları yukarı yönde hareketlenirken, bu yıl tablo tersine döndü. Hem ekim hem de hasat döneminde seyreden olumlu hava koşulları sonucu rekolte artışları gıda piyasasında dengeleri değiştirdi.

Ege Telgraf’a değerlendirmede bulunan piyasa uzmanları rekolte yüksekliği insanların yeme içme konusundaki tutumlarının da değişim gösterdiğini, fiyatların ise denetimler sayesinde piyasada etkili olabileceğini vurguladı.

RAFLARA YANSIDI

Kuru gıdadaki rekolte yükselişinin satış fiyatlarını düşürdüğüne vurgu yapan İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Mehmet Feyzi Başdaş,“Kuru gıda ve bakliyat sektöründe bu yıl üretim ve rekolte açısından son yılların en olumlu dönemlerinden biri yaşanıyor. İklim şartlarının elverişli seyretmesi hem verimi hem de ürün kalitesini artırdı. Serbest piyasada 44 liraya kadar çıkan Baldo çeltiğin kilogram fiyatı 35 liraya gerilerken, bu düşüş raflara da yansıdı. Son 2-3 ayda Baldo pirinç fiyatlarında yüzde 5 ila 10 arasında gerileme görüyoruz.
Geçen yıl 412 bin ton olan nohut üretiminin bu yıl yaklaşık yüzde 23 artışla 510 bin tona ulaşması bekleniyor. Özellikle İç Anadolu Bölgesi’nde üreticilerden gelen bilgiler ürün gelişiminin oldukça güçlü olduğunu gösteriyor. Nohutta hem verim hem de kalibre açısından geçen yıla göre çok daha iyi bir sezon bekliyoruz. Kırmızı mercimekte ise tablo daha da dikkat çekici. TÜİK verilerine göre üretimin yüzde 54 artışla 385 bin tona çıkması öngörülüyor. Yeni mahsulün piyasaya girmesiyle birlikte kırmızı iç mercimeğin dökme fiyatı 90 liranın üzerindeyken 70 liranın altına geriledi. Yeşil mercimek üretiminin de 48 bin tona ulaşması bekleniyor. Rekoltedeki artışın önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarına olumlu yansımaya devam edeceğini düşünüyoruz” dedi.

MEYVE VE SEBZEDE DURUM

Sebze ve meyvedeki rekolte artışına da dikkati çeken Başdaş, “Halkımızın haftada bir ya da iki gün kurulan semt pazarlarını beklemek zorunda kalmaması için market zincirlerimizdeki taze sebze ve meyve reyonlarına büyük önem veriyoruz. Tarlanın bereketiyle, seranın emeğiyle hasat edilen ürünleri aynı gün tezgâhlarımızla buluşturmayı önceliğimiz kabul ediyoruz.

Sebze ve meyve rekoltesine baktığımızda bu yıl toprağın cömertliğini açıkça görüyoruz. Yüksek üretim, fiyatlarımıza da olumlu şekilde yansıyor. Bu nedenle inanıyoruz ki, bu yıl milletimiz sofralarında meyve ve sebzenin bolluğunu her zamankinden daha fazla hissedecek; bereket, dört bir yana yayılan bir mevsim gibi evlerimize girecek” diye konuştu.

Emekli kök maaş hesaplaması: Temmuz’da emekli kök maaşı artacak mı, en düşük emekli maaşı ne kadar olur?
Emekli kök maaş hesaplaması: Temmuz’da emekli kök maaşı artacak mı, en düşük emekli maaşı ne kadar olur?
İçeriği Görüntüle

‘TENCERE BEKLENMİYOR’

Kuru gıda ve sebze yeme kültüründe önemli bir değişikliğin yaşandığına vurgu yapan Başdaş, “Kuru gıda ve bakliyat grubunda, fiyatları ne kadar aşağı çekmiş olsak da satışlarımızın geçmiş dönemlerin altında kaldığını görüyoruz. Meyvede daha sınırlı olsa da, sebzede de zaman zaman benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Yaptığımız araştırmalar bize, yurttaşlarımızın yeme alışkanlıklarında belirgin bir değişim yaşandığını gösteriyor. Sofraların ritmi değişirken, vatandaşlarımızın giderek daha fazla hazır gıdalara yöneldiğini gözlemliyoruz. Bakliyattan ya da taze sebzeden yemek hazırlamak; zaman, emek ve biraz da mutfak uğraşı gerektiriyor. Günümüzün hızlı akışı içinde birçok vatandaşımız bu zahmete girmek istemiyor; pratik ve hızlı çözümleri tercih ediyor. Böylece tencerenin ağır ağır kaynattığı geleneksel lezzetler, yerini zaman zaman hazır tüketimin hızına bırakabiliyor” şeklinde konuştu.

SON 20 YILIN ÜZERİNDE

Hububatta son 20 yılın en yüksek rekoltesinin yaşandığını belirten Kırkağaç Ziraat Odası Başkanı Emin Özarı, “Bu yıl hububat üretiminde son yılların en yüksek rekoltelerinden biriyle karşı karşıyayız. Yağışların düzenli ve iklim şartlarının olumlu seyretmesi nedeniyle buğdayda belki de son 20 yılın en yüksek verimi bekleniyor. Ancak tarımda üretim arttıkça fiyatların yükselmesi değil, tam tersine düşmesi gibi bir gerçek var. Hasat edilene kadar çiftçinin ürünü olan buğday, satışa sunulduğu anda ticari mala dönüşüyor ve burada arz-talep dengesi devreye giriyor. Arzın artmasıyla birlikte piyasa fiyatları da aşağı yönlü baskılanıyor. Türkiye buğday ithal edende ihraç eden de bir ülkedir. Bu gerçeğe rağmen bazı tüccarlar rekolte yüksekliğini fiyat düşürmek için bir koz olarak kullanmaktadır.

Bu noktada Toprak Mahsulleri Ofisi'nin açıkladığı kilogram başına 16,5 liralık alım fiyatı çiftçiyi koruma açısından önemli bir adım oldu. Üstelik ton başına verilen 3 bin liralık destekleme primiyle birlikte çiftçinin eline geçen rakam yaklaşık 19,5 liraya ulaşıyor. Buna rağmen üreticinin beklentisi kilogramda 20 lira seviyesindeydi. Çünkü Türkiye'de mazot, gübre, tohum ve diğer girdiler dünya ortalamalarının üzerinde maliyetlerle temin ediliyor.

TMO'nun açıkladığı fiyat dünya piyasalarının üzerinde olmasına rağmen, yüksek üretim maliyetleri nedeniyle Türk çiftçisinin beklentisini tam olarak karşılayamadı. Buna karşın serbest piyasada durum çok daha farklı. Bölgemizde tüccarın buğdayı 12 lira seviyelerinden aldığı görülüyor. TMO fiyatı ile tüccar fiyatı arasında yaklaşık 4,5 liralık fark bulunuyor.
Bu nedenle özellikle ÇKS kaydı bulunan üreticiler için TMO büyük önem taşıyor. Ancak küçük üreticiler, 2-3 tonluk ürünlerini uzak alım merkezlerine taşıyamadıkları için çoğu zaman mecburen tüccara satış yapmak zorunda kalıyor. ÇKS kaydı olmayan üreticiler de aynı sorunla karşılaşıyor” ifadelerini kullandı.

‘BEREKET YANSIR’

Beyaz etteki gibi sıkı bir denetim yapılırsa kuru gıda fiyatlarını düşebileceğini savunan İzmir Lokantacılar Odası Başkanı Doğan Kılıç, “Hububattan kuru gıdaya kadar birçok üründe rekoltenin arttığı söyleniyor. Biz lokantacılar da fiyatların düşeceği umudunu taşıyoruz. Çünkü kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya, pirinç ve bulguru kiloyla değil çuvalla alıyoruz.

Ancak öyle bir noktaya geldik ki artık fiyat sormuyoruz. Her hafta yeni zam geliyor. Piyasada birkaç büyük tedarikçi var ve fiyatlar birbirine çok yakın. Ne veresiye var ne vade; ya nakit ödüyorsunuz ya kartla alıyorsunuz.

Rekolte artsa da bunun fiyatlara yansıyacağından emin değiliz. Bu nedenle devletin hububat ve kuru gıda piyasasını çok daha sıkı denetlemesi gerekiyor. Üretimdeki bolluk sadece aracılara değil, esnafa ve vatandaşa da yansımalı. Beyaz etteki operasyon, kuru gıda sektörüne de uygulanmalı” dedi.

‘MÜŞTERİ YOK’

Meslektaşlarının artık 'Çek bir kuru, çek bir barbunya' demeyi özlediğini dile getiren Başkan Kılıç, “Kuru fasulye, nohut, mercimek yemekleri lokantaların temel ürünleridir. Ama maliyetler nedeniyle birçok işletme artık bu yemekleri gönül rahatlığıyla çıkaramıyor. Daha acısı şu; öğle saatleri eskiden lokantaların en yoğun zamanıydı. Şimdi en hareketli olması gereken saatte içeride iki masa müşteri var. Mutfak hazır, yemek hazır, personel hazır ama müşteri yok. Eskiden bu saatlerde koşturmaktan nefes alamayan çalışanlarımız bugün dükkânın önünde oturup güneşleniyor. Müşteri yoksa onların da suçu yok. Rekolte haberleri bizi sevindiriyor ama asıl sevineceğimiz gün, o bolluğun hem mutfağa hem de vatandaşın cebine yansıdığı gün olacak” şeklinde konuştu.

Kaynak: Haber Merkezi