İlayda ŞAHİN/EGE TELGRAF- Türkiye’nin nüfus açısından üçüncü büyük kenti İzmir’de, sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha fazla hissedilir hale geldi. Kentin dört bir yanındaki hastaneler, her gün muayene olmak, kontrole gitmek ya da tedavisini sürdürmek isteyen binlerce kişiyi ağırladı. Nüfus arttıkça hastanelerin yükü de büyüdü, kentin sağlık yatırımları da yıllar içinde çeşitlendi. Bu süreçte en büyük yatırımlardan biri Bayraklı ‘da yapıldı ve İzmir Şehir Hastanesi 2023 yılında hizmete girdi. Binlerce yatağı ve çok sayıda sağlık birimini aynı yerleşkede buluşturan ilk şehir hastanesinin hizmete girmesinin üzerinden yaklaşık üç yıl geçti. Bu kez kentin güneyinde yeni bir yatırım gündeme geldi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Buca Tınaztepe’de bin 800 yataklı ikinci şehir hastanesinin yapılacağını açıkladı. Ancak yeni hastanenin duyurulmasının ardından değerlendirmelerde bulunan sağlık meslek örgütü temsilcileri, İzmir’in ikinci bir şehir hastanesine ihtiyacı olmadığını savundu. Dev sağlık kompleksleri yerine mevcut hastanelerin yenilenmesi ve güçlendirilmesi gerektiğini belirten sağlıkçılar, vatandaşların yaşadıkları yere yakın ve kolay ulaşabilecekleri hastanelerde sağlık hizmeti almasının daha doğru olacağını ifade etti.

“ŞEHİR HASTANELERİNE KARŞIYIZ”
İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gül Ergör, ikinci şehir hastanesini değerlendirirken Tabip Odaları ve Türk Tabipleri Birliği’nin şehir hastanesi modeline karşı olduğunu belirtti ve gerekçesini “Çünkü bunlar terk edilmiş hizmet biçimleri. Bu kadar büyük hastanelerin yönetiminde ve hekimlerin birbiriyle iletişiminde sorunlar oluyor. Hastaların yer bulması, bir hastanenin bir yerinden diğer yerine gitmesi hem sorun hem de çok pahalıya mal oluyor. Ayrıca buraların ısıtılması, aydınlatılması, soğutulması, temizlenmesi yani her biri de ayrıca korkunç büyük insan gücü, enerji gerektiriyor. Çoğu kullanılmayan boş alanlar var oralarda. Yani koridorlar, büyük alanlar, yok alışveriş alanları. Gereksiz bir israf olduğunu düşünüyoruz. Birinci şehir hastanesinin daha tam sorunları tükenmeden, ikinci bir şehir hastanesine başlanmasının kaynak israfı olarak düşünüyoruz” sözleriyle açıklayarak şehir hastaneleri yerine tüm temel branşları barındıran ancak daha küçük ölçekteki hastanelerin tercih edilmesi gerektiğini savundu.

MEVCUT HASTANELER?
“Bu şehir hastanelerinin açılması var olan, kullanılan, toplumun alıştığı, hekimlerin hizmet vermeye alıştığı hastanelerin kapatılmasını getiriyor” diyen Ergör, “Öyle olmayacağı söylense de sonuçta mutlaka o yola gidiliyor. Hekimlerin ve bütün personelin yer değiştirmesi gerekiyor. Toplumun alıştığı semtlerde hizmet artık verilmiyor. Yani bütün bu nedenlerden dolayı sakıncalı olduğunu düşünüyoruz. Eğer hastanelerin yenilenmesi gerekiyorsa var olan hastanelerde bu tür değişiklikler yapılabilir” dedi.
BUCA TRAFİĞİ UYARISI
Ergör, ikinci şehir hastanesinin Buca’ya yapılması halinde ulaşımın da önemli bir sorun olacağını savunarak “Bayraklı'da sorunlar var. Şimdi bu hastaneyle Buca'da bir de yani tek bir tane olan çevre yolunu çok tıkayacak. Buca, Bornova, Bayraklı hepsini birleştiriyor. Yani aynı yola yüklenilmiş olacak. Zaten Buca trafiği çok korkunç durumda” açıklamasını yaptı.
“MESLEK ÖRGÜTLERİNE SORULMUYOR”
Son olarak Sağlık Bakanlığı’nın yatırımları planlarken meslek örgütlerinden görüş alıp almadığıyla ilgili de konuşan İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gül Ergör, “Maalesef. Yani hiçbir zaman meslek örgütlerine ya da uzmanlık derneklerine genellikle hiçbir fikir alışverişi yapılmıyor. Belki bakanlığın kendi danışma kurulları var bazı alanlarda ama yani oralara da kimleri davet edeceğini kendisi belirliyor zaten ve genellikle uzmanlık dernekleri ya da meslek örgütleri ile bir görüş alışverişi olmuyor. Ancak randevu istersek bizim merkez örgütümüz randevuya cevap aldı ve Bakanlıkla görüştü” diyerek sözlerini tamamladı.
‘KOLAY ULAŞILABİLMELİ”
Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol da şehir hastaneleri yerine vatandaşın yaşadığı bölgeye yakın sağlık kuruluşlarının güçlendirilmesi gerektiğini savunarak “Bizim Türkiye'de şehir hastanelerine ihtiyacımız yok. Ülkemizde vatandaşın kolay ulaşabildiği, vatandaşın evine yakın, ikametine yakın yerlerden alabileceği sağlık hizmetine ihtiyaç var. Bu sağlık hizmeti de devlet hastanelerimizin nüfusa göre yaygınlaştırılmış, vatandaşın kolay ulaşabildiği yerlere devlet hastanelerinin yapılmasıyla sağlanmalı” dedi.

“EKONOMİYE KÜLFET”
“İzmir'de zaten bir tane şehir hastanesi var” diyen Doğruyol, “Bu hastaneye giden vatandaş içinde kayboluyor. O kadar büyük. Ben yani kaç yıldır sendikacıyım. Yıllardan beri sağlık kuruluşlarına giderim. Ben gittiğimde bile gideceğim yere 10 sefer sorarak arkadaşlara gidiyorum. Üstelik şehir hastanelerinde doluluk garantisi var ve ihale şartnameleri sır gibi saklanıyor. O şehir hastanesinde her bir metrekareye kira ödüyoruz. Bu Türkiye ekonomisine külfet. Üstelik İzmir merkezdeki hastanelerimizin pek çoğu depreme dayanıksız. Bu hastanelerin öncelikle yenilenip pırıl pırıl hastanelerin yapılmasında fayda var. Bu hastaneler yenilenmeden şehirlerin kenarlarında, vatandaşın oraya gideceği zaman 2-3 araç değiştirerek gidebildiği yerlerdeki hastanelere bizim ihtiyacımız yok” ifadelerini kullandı.
“RANT SAĞLANDI”
Doğruyol, mevcut hastanelerin kapatılması veya yıkılmasının ardından yaşananlara örnek olarak Konak’taki hastaneyi göstererek “Konak Hastanesi yıkıldıktan sonra ne oldu? Bir sürü sıkıntı çekti o bölgedeki insanlar. Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi o yükü kaldıramıyor. O bölgedeki özel hastanelere bir şekilde rant sağlandı” diye açıkladı.

“DÜNYADA VAZGEÇİLDİ”
Şehir hastanelerinin geçmişte farklı ülkelerde denendiğini ve büyük hastane modelinden vazgeçildiğini söyleyen Doğruyol, “Dünyada 90'lı yıllarda denenmiş olan bir sistem. Şehir hastaneleri ve vazgeçilmiş. Neden vazgeçilmiş? Çünkü kolay yönetilebilen, verim alınabilen hastanelerin yatak sayıları 300-350’dir. Dünya bunu böyle kabul etmiş. Biz hale binden fazla yataklı şehir hastanesi yapıyoruz. Bu hastanelerin zaten yönetilmesi zor” dedi.
Şehir hastaneleri yerine geçmişte gündeme getirilen Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin daha kapsamlı hale getirilmesini desteklediklerini belirten Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol,“Eski Sağlık Bakanlarımız Sağlık Hayat Merkezleri yapacağız demişti. Sağlık Hayat Merkezleri var ama bizim istediğimiz gibi olmadı. Oralar butik hastane gibi küçük laboratuvar hizmetleri, röntgen hizmetleri, poliklinik hizmetleri olabilirdi. Türkiye'deki sağlık planlamalarımız çok daha sağlıklı olması lazım. Yani bu planlamalar yapılırken STK'larla bir şekilde bir araya gelip kararlar alınmasında büyük fayda var” ifadelerini kullandı.



