Türkiye siyasi tarihinde görülmemiş gelişmelerle karşı karşıya. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Silkeleyin’ talimatıyla birlikte art arda gelen soruşturma, gözaltı, görevden alma, itirafçı olma aşamalarından sonra İzmir’de yeni bir boyut daha açıldı. Partisinden istifa eden bir Büyükşehir Belediye Başkanı gördük ahir ömrümüzde. Durun hemen ‘Siyasette daha öncede istifa edenler oldu. Hatta fırıldak lakabını alıp tarihe geçenlerde’ diyerek bana muhalefet olmayın! Bu istifa diğerlerinden ayrılan bir istifa. Partisine bağlı kalarak partiden ayrı haksızlıklara karşı mücadele etme kararı olarak bakılıyor. Şimdi bu süreci benim gözümle değerlendirmeye ne dersiniz? Öncelikle istifa günü yaşananlara bir göz atalım.

TOPLANTI ÜZERİNE TOPLANTI

Hazret önce belediye meclis üyeleri ile bir toplantı yapıyor. Onlara istifa ettiğini açıklıyor, tepkilerini ölçüyor. İkna edemiyor, sonra ilçe belediye başkanlarına geçiş yapıyor. Hoop uzun süren bir toplantıda onlarla. Sonra gün boyunca kendini izleyen basın mensuplarının emeğine bile saygı duymadan, ağzından zoraki çıkan ‘Yazılı açıklama yapacağım’ cümlesinden sonra hızla alanı terk ediyor. Yazılı açıklamanın saati de yok. Bekle ki ilham gelsin, sonra da kamuoyu aydınlansın. Bizler mesleğimizin kolay olmamasına alışığız da ciddiye alınmamaya pek alışık değiliz. Durun! Daha bitmedi. Gelelim Sayın Başkan’ın meşhur Amerikan filmi ‘Başkanın Bütün Adamları’nı hatırlatan ekibine. Baş danışmana yapılan telefonların açıldığına şahit olamasak da kendi seçtiklerine inandığım (Şahsi düşüncemdir) kurumlara önceden bilgi aktarmak, diğerlerini de ‘eh işte al bunu sus’ anlayışıyla idare etmek. Sürekli bir ayar verme mücadelesi. Gazetecilerin haberlerini çürütme, itibarsızlaştırma çabaları. Anladık basın artık 4. güç değil. Hatta 44. güç bile değil. Ama adaletten canı yanan sizlerin adil davranması gerektiğini bir ben mi düşünüyorum. Al gülüm ver gülüm anlayışı ile meslek örgütlerini de bağlamanız sizi haklı mı çıkarır?

BASIN DÜŞMANLIĞI

Düsturu önce hizmet olması gereken ve hizmetlerini halka, kamuoyuna doğru ve tarafsız şekilde aktarması gereken bir yerel idarecinin belediye meclislerinde görev yapan muhabirlere yönelik; ‘Ortalarda gezmeyin’e getirilebilecek sözlerini meclisi takip eden arkadaşım anlattığında ağzımdan gayri ihtiyari bir ‘Yok artık’ çıkmıştı. Ancak artık anlıyorum ki ‘VARMIŞ’.

Ben bunları basın düşmanlığı olarak değil ama çoğu zaman siyasilerde rastlanan ve teşhisi ‘Güç zehirlenmesi’ olarak konulan hastalığa bağlamak da istemiyorum. Belirli planlar odağında genel iktidar ile yerel iktidar arasında yaşanan mücadele beni seçmen olarak ilgilendirse de İzmirli olarak ilgilendirmiyor. İki başlı hale getirilen ana muhalefet partisi ile belediyelere operasyon üzerine operasyon düzenleyen, milletvekili dokunulmazlıklarını TBMM’ye getirmeye çalışan kısacası elinden geleni ardına koymayan iktidar partisi arasında yaşananlar bir kenara Körfez, çöp, ulaşım diye başlayarak sayısını artırabileceğimiz sorunlara bir an önce el atılmasını bekliyoruz. Herhangi bir partiden ya da partisiz!