Nihat AK/EGE TELGRAF- Çalışma hayatındakilerin yaklaşık olarak yüzde 65'i asgari ücret alıyor. Bu denli geniş kesimi taban maaşa indiren ekonomik koşullar her geçen gün kötüleşiyor. Son yapılan asgari ücret zamlarını eleştiren ihracatçılara emekçi kesimden sert yanıtlar geldi. İhracatçıların kolaycı yaklaşımlarıyla Türkiye’yi ucuz emekçi cennetine çevirmeye çalıştığı vurgulandı. Ege Telgraf’a konuşan sektör temsilcileri çalışanlara hak verdi.
‘YİNE DE KURTARMAZ’
Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği önceki dönem Başkanlarından Fikret Mısırlı, “Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde esas olanın birliğin standartlarını yakalamak olduğunu söylemiştik. Her kesim birliğin kendi işine gelen yönünü örnek gösterir de diğer tarafını görmezlikten gelirse bu doğru bir yaklaşım olmaz. Ülkemizdeki emekçilerimizin yaşam standartlarının da en az Avrupalı emekçi kadar olması için samimi yaklaşımlar ortaya koymalıyız. Geçtiğimiz yıllarda ihraç ürünlerimizin satış fiyatının yüzde 30-40’lık bölümü işçilik giderleri oluşturuyordu. Günümüzde bu oran yüzde 10’lara kadar düştü. Sektörüne göre değişim gösterse bile ortalaması yüzde 15. İhraç edilen ürünün satış fiyatından yüzde 20-25 oranında maaş alabilen emekçilerin sayısı ise çok az. İhracatta sadece işçilik giderlerinin düşürülerek rekabet gücünün artacağını hesap etmek bizi doğru bir sonuca ulaştırmaz. Emekçilere ‘Vurun abalıya’ mantığıyla yaklaşım ihracatımıza katkı sağlamaz. Bir süre sonra işçilik maliyeti tamamen sıfır olsa bile ihracatımızın rekabet gücünün olmadığını görürüz” dedi.

SORUN SİSTEMDE
Rekabet gücü yüksek ihracat için iş insanları ve devletin yapması gereken çalışmalar olduğunu vurgulayan Mısırlı, “Günümüzde her alanda önem kazanmış olan sürdürülebilirlik, ihracat yapan işletmelerin devamlılığı için de oldukça önemli bir yere sahip. İhracatçı firmalarımız rekabet stratejileri oluşturarak rekabet üstünlükleri sağlaması gerekir. Marka imajı ve kimliği, kullanılan teknoloji ve özellikler, müşteri hizmetleri ve bayi ağı gibi ürün işlevleri yüksek kalitede belirleyici olacak şekilde geliştirilir. Müşteriler bakımından algılanan katma değer, yüksek fiyatın sebep olduğu etkiyi dengeler. Markalaşmak, tasarım ve ürün geliştirmek yerine ihracatçının çalışan maaşlarını daraltma eğilimi kolaycılık olur. Ticaretin daha rekabetçi, hızlı ve güvenli olmasını sağlayarak ve yüksek teknolojili, yüksek katma değerli ihracatı teşvik ederek sürdürülebilir ekonomik büyümeye öncülük etme hedefini ilgili bakanlıkların yerine getirmesi gerekir. İhracatçıların girdi maliyetlerinin düşürülmesi yönünde merkezi yönetimin önemli adımlar atması gerekir. İhracatçı ve merkez yönetim elini taşın altına koymadan sadece fedakarlığın çalışanlardan beklenmesi işin kolaycılığı olur. Asgari ücretle çalıştırılacak emekçilerden ürün ve strateji geliştirmesini beklemek ham hayaldir” ifadelerini kullandı.
KURUMSALLIK VURGUSU
Nitelikli iş gücünün düşük maaşlarla elde edilemeyeceğine dikkati çeken İzmir Mobilyacılar Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Özkoparan, “Mobilya sektöründe ihracat yapacak bir kurum dünya standartlarının üzerinde bir kalitede üretim yapmak durumunda. Ürün geliştirmesinden kurumsallığa kadar bir çok gelişmeyi kat eden işletmeler ihracat yapmaya daha yatkın oluyor. Kalifiye yani nitelikli iş gücü bu işletmeler için önemli bir faktör. Nitelikli iş gücü olan kurumlar çalışanlarına asgari ücret veremezler veya vermemelidirler. Mobilya sektöründe ihracatçı kurumlarımızın ithal girdi yönünden ciddi sıkıntıları var. Dünya piyasa fiyatlarından girdi temin edilmesi suretiyle ihracatı artırmak, ihraç ürünlerine uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazandırmak, ihraç pazarlarını geliştirme ve ihraç ürünlerini çeşitlendirmektir. Veya ithal girdilerin devlet eliyle ülkemizde üretiminin sağlanması sektörümüze ciddi katkı sağlar. İhracatçı kurumlarımızın tasarım ve Pazar araştırması yoluyla rekabet gücünü artırması gerekir. Günümüz şartlarında ihraç edilen mobilyanın yüzde 60 girdisinin ithal edilmesi, markalaşmaya gerektiği kadar önem verilmemesi halinde işletmelerimizin daha fazla yol alması beklenemez. Girdi ve katma değer sorunlarına çözüm üretmeden işçi maliyetleri üzerinden ihracat sürdürülebilir güvenli bir liman olmaz” ifadelerini kullandı.

‘GELİR ADALETSİZLİĞİ’
Gelir adaletsizliğinin düzeltilmesi gerektiğini belirten DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, “Her asgari ücret artışında iş dünyası sözde endişelerini paylaşıyor. Yok efendim asgari ücret arttığında enflasyon da artar. Yok efendim ihracat yapılamaz. Veya asgari ücret arttıkça işten çıkarmalar artarmış. Şimdi bu üçünün de asgari ücretin artışına bağlanması gerçek dışıdır. İhracatçılar maaş artışlarına yersiz tepki gösteriyor. Asgari ücretlinin zamlı maaşları öyle abartıldığı miktarda işverene yansımıyor. Bu ihracatçının teşvik ve destek istemek için her zaman kullandığı bir argüman oldu. Eskiden ihraç ürünlerinin maliyetinde işçi giderleri yüzde 30 ile yüzde 50 arasında değişirdi. Şimdi geldiği seviye yüzde 10’lar. Maksat gelişmiş ülkelere işçimizin emeğini ve kaynaklarını ucuza peşkeş çekmek olmamalıdır. Emekçinin gelirlerinden aldığı pay yükseltilmelidir. Yüzde 10’luk işçi maliyetlerini bile çok gören ihracatçılarımız işletmelerini kapatsın. Hiç değilse ülkemizin iş gücü ve kaynakları yok yere heba edilmesin. Gelir adaletsizliği bir an önce giderilsin” şeklinde konuştu.





