İlkay KIYAK/EGETELGRAF/ İzmir'in yüzölçümü bakımından en büyük ilçesi Bergama; tarih, kültür, turizm, tarım, gastronomi ve üretimi aynı potada buluşturmayı başaran Anadolu'nun en önemli merkezlerinden biri. Bakırçay Havzası'nın kalbinde yer alan bu kadim kent, kuzeyden esen meşhur rüzgârıyla serinlerken, binlerce yıllık medeniyetleri de bugünlere taşıyor.

Türkiye'nin ilk ve en uzun soluklu festivali olma özelliğini taşıyan, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün armağanı 90. Uluslararası Bergama Kermesi'nde bir kez daha görev almanın gururunu yaşadım. Geçtiğimiz yıl düzenlenen 89. Uluslararası Bergama Kermesi'nde de aynı heyecanı paylaşmış biri olarak, bu kadim kentin kültürüne ve tarihine yeniden tanıklık etmek benim için büyük bir onur oldu.

Bergama'da Dükkan Açmak Isteyenlere Müjde! Belediyeye Ait 25 Iş Yeri Kiraya Verilecek İşte Başvuru Detayları

UNESCO DÜNYA MİRASI

İki yıl üst üste bu köklü organizasyonun sahnesinde yer almak bana,güzelliği bir kez daha gösterdi: Bergama yalnızca İzmir'in değil, Anadolu'nun en önemli kültür hazinelerinden biri. Binlerce yıllık tarihi, UNESCO Dünya Mirası unvanı, eşsiz doğası, köklü gelenekleri ve sıcacık insanlarıyla Bergama, sadece gezilen değil; hissedilen, yaşanan ve hafızalarda iz bırakan bir yer. İyonlardan Romalılara, Bizans'tan Osmanlı'ya kadar birçok uygarlığın izlerini taşıyan Bergama, geçmişiyle olduğu kadar yaşayan kültürüyle de Türkiye'nin en değerli kentlerinden biri olmayı sürdürüyor. Yüzlerce medeniyetin izlerini taşıyan bu kadim kent, tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla, üretimiyle ve insanıyla Türkiye'nin en özel yerlerinden biri olmayı sürdürüyor. Buraya gelen herkes yalnızca bir ilçe değil, yaşayan bir açık hava müzesiyle karşılaşıyor. Bergama'yı anlatmak benim için büyük bir mutluluk ve aynı zamanda bir gönül borcu.

MEDENİYETİN BAŞKENTİ

Bergama'nın tarihi MÖ 3000'li yıllara kadar uzanıyor. Pergamon Krallığı'nın başkenti olan kent; Helenistik dönemde bilim, sanat ve kültürün merkezi haline geldi. İyonlar, Helenler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar... Hepsi bu topraklarda iz bıraktı. Bu nedenle Bergama'ya bakarken yalnızca taşları değil, medeniyetlerin ortak hafızasını da görürsünüz. 22 Haziran 2014 tarihinde Katar'ın başkenti Doha'da gerçekleştirilen UNESCO Dünya Miras Komitesi toplantısında Bergama, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren Türkiye'nin 999. mirası oldu. Bu karar yalnızca Bergama için değil, Türkiye'nin kültürel mirası adına da büyük bir gururdu.

Bergama Akropolü

AKROPOL

Bergama denildiğinde ilk akla gelen yer hiç kuşkusuz, Akropol. Kale Tepesi'nin zirvesinde yükselen Akropol, dünyanın en görkemli kentlerinden biri ve Bergama'nın kalbi… Dünyanın en dik antik tiyatrolarından biri burada bulunuyor. Zeus Sunağı, Athena Tapınağı, Dionysos Tapınağı, Demeter Tapınağı, Traian Tapınağı, Kral Sarayları, Antik Tiyatro, Gymnasion, Su yolları, Sarnıçlar, Dünyaca ünlü Pergamon Kütüphanesi, aynı medeniyetin büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Bir zamanlar 200 bin tomar kitaba sahip Pergamon Kütüphanesi, İskenderiye'den sonra dünyanın en önemli bilgi merkezlerinden biri olarak kabul ediliyordu. Bugün bu taşlara dokunduğunuzda yalnızca tarihi değil, insanlığın bilgiye verdiği değeri de hissediyorsunuz.

PARŞÖMENİN DOĞUMU

Bugün kitap sayfalarını çevirirken belki fark etmiyoruz. Ama tarihin en önemli buluşlarından biri, Bergama'da hayat buldu.Papirüs ithalatının durdurulmasının ardından Pergamonlu bilginler hayvan derisini işleyerek yeni bir yazı malzemesi geliştirdi. Bugün tüm dünyada "parchment" adıyla bilinen parşömen, adını Pergamon'dan aldı. Bu buluş yalnızca Bergama'nın değil, dünya kültür tarihinin dönüm noktalarından biri oldu.

ŞİFA MERKEZİ

Bergama yalnızca kültürün değil, sağlığın da başkentiydi. Antik dünyanın en büyük sağlık merkezlerinden biri olarak kabul edilen Asklepion, yalnızca hastaların tedavi edildiği bir yer değildi. Müzik, su sesi, tiyatro gösterileri, bitkisel ilaçlar ve psikolojik yöntemlerle insanların ruhu ve bedeni birlikte iyileştiriliyordu. Tıp tarihinin önemli isimlerinden Galen'in burada yetişmiş olması da Bergama'nın bilim tarihindeki yerini daha da anlamlı kılıyor.Şifa Tanrısı Asklepios'un adına kurulan bu merkez, bugün bile insanı hayran bırakan mimarisiyle ziyaretçilerini karşılıyor.

KIRMIZI AVLU

Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilen Bazilika, halk arasında "Kızıl Avlu" olarak biliniyor. Mısır tanrılarına adanan bu dev yapı, daha sonra kilise olarak kullanılmış ve Hristiyanlık tarihi açısından da önemli merkezlerden biri haline gelmiş.Kalın kırmızı tuğlalarıyla Bergama siluetinin en dikkat çekici yapılarından biri.

TARİHİ KÖPRÜLER

Antik Selinos Çayı'nın üzerinde yükselen tarihi köprüler, adeta Bergama'nın boynundaki bir gerdanlığı andırıyor.
Kentin içinden geçen antik Selinos Çayı, yalnızca su taşımıyor...Roma döneminden günümüze ulaşan tarihi köprüleri de yüzyıllardır ayakta tutuyor.Osmanlı döneminde onarılan bu taş köprüler bugün hâlâ kullanılıyor.
Bir köprünün üzerinden geçerken iki bin yıllık tarihin üzerinde yürüdüğünüzü bilmek ise Bergama'nın sunduğu en özel duygulardan biri.

BERGAMA EVLERİ

Kale Mahallesi. Sanki zaman burada biraz yavaş akıyor. Dar sokaklar… Taş döşeli yollar. Cumbalı evler… Ahşap Kapılar
18. yüzyıldan günümüze ulaşan Bergama evleri yalnızca mimari eser değil; yaşayan bir kültürün sessiz tanıkları. Rum evleri, Osmanlı Türk evleri ve Cumhuriyet döneminin ilk mimari örnekleri aynı mahallede yan yana yaşamaya devam ediyor. Tamamı tescilli olan Bergama Evleri, Anadolu sivil mimarisinin en güzel örnekleri arasında gösteriliyor. Bergama'nın ruhunu anlamak isteyen herkesin mutlaka bu sokaklarda yürümesi gerekiyor.

Ulu Cami̇ Bergama

ULU CAMİİ

Yıldırım Bayezid döneminde yaptırılan Bergama Ulu Camii, Osmanlı mimarisinin sade ama etkileyici örneklerinden biri. Ankara Savaşı öncesinde inşa edilen caminin avlusunda dolaşırken tarihin sessizliğini hissetmemek mümkün değil. Timur'un Ankara Savaşı sonrasında Bergama'da konakladığı da tarihi kaynaklarda yer alıyor.

Bergama Kozak Yaylası1

KOZAK YAYLASI

Bergama'nın kuzeyinde yükselen Kozak Yaylası, yalnızca bir yayla değil… Burası Anadolu'nun nefes aldığı yerlerden biri… Türkiye'nin en kaliteli çam fıstıkları burada yetişiyor. Çam ormanlarının arasında uzanan yollar, tertemiz hava, üzüm bağları, bal üretimi, dokuma tezgâhları ve doğal yaşam Kozak'ı benzersiz kılıyor. Ziyaretçilerine adeta nefes aldırıyor. Burada zaman, daha yavaş akıyor. Rüzgâr yalnızca ağaçların arasında dolaşmıyor... Binlerce yıllık geçmişi de bugüne taşıyor. Antik Perperene Kenti, Roma döneminden kalma kaplıcalar, doğa yürüyüşleri, kamp alanları, dağcılık rotaları ve köy yaşamı ziyaretçilere farklı bir deneyim sunuyor. Burada rüzgâr bile çam kokuyor.

DERTLİ 16 MAHALLE

Ancak bu eşsiz doğanın içinde yaşayan insanlar önemli sorunlarla mücadele ediyor. Kozak Yaylası'nda doğal sit alanı statüsü nedeniyle 16 mahallede yaşayan vatandaşlar yıllardır imar ve yapılaşma sorunuyla karşı karşıya. Kendi arazilerine ev yapamayan, çocuklarına yeni yaşam alanı oluşturamayan köylüler, kuruyan ağaçlarını bile kesebilmek için uzun bürokratik süreçlerle karşılaşıyor. Bölge halkı doğanın korunmasına karşı değil. Tam tersine, çam fıstığı ormanlarının gelecek kuşaklara aktarılmasını istiyor. Ancak ekolojik denge korunurken, insanların en temel yaşam hakkı olan barınma ihtiyacının da adil ve sürdürülebilir çözümlerle karşılanmasını bekliyor. Kozak'ın sesi, bugün daha çok duyulmayı hak ediyor.

Bergama Kızılavlu

BERGAMA'NIN GASTRONOMİSİ

Bergama mutfağı, Ege'nin doğal zenginliğini ve yüzyılların birikimini sofralara taşıyor. Zeytinyağlılardan Ege otlarına, Meşhur Bergama Tulum peynirinden doğal ballara, Kozak'ın dünyaca ünlü çam fıstığına, üzümden zeytine kadar bölgenin bereketi, her lokmada hissediliyor. Yörenin simge lezzetlerinden biri ise, közlenmiş ya da kızartılmış patlıcanın domates, biber, sarımsak ve zeytinyağıyla buluştuğu Çığırtma. Bergama sofralarının vazgeçilmezlerinden olan bu geleneksel yemek, Ege mutfağının sadeliğini ve doğallığını en güzel şekilde yansıtan özel tatlardan biri olarak öne çıkıyor. Doğallığın ön planda olduğu Bergama mutfağında mevsimsel otlar, ev yapımı erişteler, köy ekmekleri ve taş fırın kültürü de önemli bir yer tutuyor. Ancak son yıllarda Bergama'nın lezzet durakları arasına çok özel bir mekân daha eklendi.

Dikili'de girişi ücretsiz, ulaşımı çok kolay tatil yeri: Turkuaz renkli denizi, bembeyaz kumsalı ile görenleri büyülüyor
Dikili'de girişi ücretsiz, ulaşımı çok kolay tatil yeri: Turkuaz renkli denizi, bembeyaz kumsalı ile görenleri büyülüyor
İçeriği Görüntüle

Bergama1-1
KUŞ BAKIŞI BERGAMA

Önce Çamlıpark Kafe...
Sonra büyüyen ilgiyle birlikte hizmete açılan Çamlıpark Restaurant...
Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik tarafından hayata geçirilen bu sosyal tesis, kısa sürede kentin en gözde buluşma noktalarından biri oldu. Eşsiz manzarası, gün batımında sunduğu büyüleyici atmosfer ve modern mimarisiyle Çamlıpark, yalnızca bir restoran değil, Bergama'nın yeni yaşam alanlarından biri. Menüsünde özenle hazırlanan köfte, tavuk ızgara, karışık ızgara çeşitleri, taptaze salatalar ve müdavimlerinin özellikle tavsiye ettiği kendine özgü sosuyla hazırlanan makarna, damaklarda unutulmaz bir tat bırakıyor. Kaliteli hizmet anlayışı, uygun fiyat politikası, güler yüzlü çalışanı ve sıcak atmosferiyle hem Bergamalıların hem de kente gelen ziyaretçilerin uğrak noktası olmayı başarıyor. Lezzet ile manzaranın aynı masada buluştuğu ender adreslerden biri...

KENTİN RÜZGÂRI

Bergama denildiğinde akla gelen ilk özelliklerden biri de rüzgârıdır. Yazın serinleten, kışın sertliğini hissettiren kuzey rüzgârları yüzyıllardır bu toprakların iklimini şekillendiriyor. Belki de bu yüzden Bergama'nın havası hep ferah, gökyüzü hep daha açık geliyor insana.

BİR KENTTEN DAHA FAZLASI...

Bergama yalnızca geçmişi anlatan bir şehir değil. O, geçmişiyle geleceği aynı sokakta buluşturan yaşayan bir medeniyet. Bir yanda Akropol'de yükselen binlerce yıllık taşlar… Diğer yanda Kozak Yaylası'nın çam kokusu… Bir tarafta Asklepion'un şifa veren sessizliği… Diğer tarafta Selinos Köprüleri'nin zamana meydan okuyan kemerleri… Üreten insanıyla, bereketli topraklarıyla, rüzgârıyla, mevcut ve yeni eklenen festivalleriyle, gastronomisiyle ve kültürünü geleceğe taşıyan güçlü yapısıyla yaşamaya devam eden bir medeniyet. Bu kadim kentte gezerken yalnızca taşlara değil; binlerce yıllık bir hafızaya dokunuyorsunuz. Bergama, her gelişte yeniden keşfedilen; her ayrılışta insanda tekrar dönme arzusu bırakan kadim bir Anadolu şehri. Çünkü bazı şehirler yalnızca görülmez… Bergama gibi şehirler yaşanır, hissedilir ve hafızalarda sonsuza kadar yer eder. Belki de Bergama'nın en büyük zenginliği tam da burada gizli... Geçmişi korurken geleceğini de inşa etmeye devam eden, yaşayan bir yer olması…

Teşekkürler Bergama

89. ve 90. Uluslararası Bergama Kermesi'nde görev yaparken, yalnızca bir festivale tanıklık etmedim; binlerce yıllık bir medeniyetin hâlâ dimdik ayakta durduğunu, geçmişiyle gurur duyarken geleceğine umutla yürüyen bir kenti yakından tanıma fırsatı buldum.
Bu güzel organizasyonda beni en iyi şekilde ağırlayan, Bergama'nın kültürel değerlerine sahip çıkarak kente yeni sosyal yaşam alanları kazandıran Bergama Belediye Başkanı Prof. Dr. Tanju Çelik başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Ama en büyük teşekkürü; sıcacık gülümsemeleriyle beni karşılayan Bergamalı hemşehrilere etmek istiyorum. Çünkü bir şehri güzel yapan yalnızca tarihi eserleri, doğal güzellikleri ya da zengin mutfağı değildir. O şehrin ruhunu yaşatan, misafirini evinde hissettiren insanlarıdır.
Rüzgârıyla serinleten, tarihiyle büyüleyen, doğasıyla dinlendiren, bereketli sofralarıyla gönülleri fetheden Bergama'dan ayrılırken aklımda tek bir cümle kaldı...
Bergama sadece görülmesi gereken bir şehir değil; hissedilmesi, yaşanması ve tekrar tekrar dönülmesi gereken kadim bir medeniyet.
Teşekkürler Bergama... Tarihine, doğana, bereketine, kültürüne ve o sıcacık yüreğe sahip güzel insanlarına... Yeniden buluşmak dileğiyle...


Kaynak: EGETELGRAF