Ahmet Buğra TOKMAKOĞLU - EGE TELGRAF/ Kalabalık tatil beldelerinden uzaklaşıp Ege'nin dinginliğini hissetmek isteyenlerin yolu çoğu zaman Çeşme'nin kuzeyindeki Ildırı'ya düşüyor. Sessiz sokakları, kıyıya bağlı balıkçı tekneleri, denizden yükselen iyot kokusu ve zamana meydan okuyan huzuruyla ilk bakışta küçük bir sahil mahallesi gibi görünen Ildırı'nın altında ise binlerce yıllık olağanüstü bir tarih yatıyor. Bugün balıkçıların ağ attığı, ziyaretçilerin sahilde gün batımını izlediği bu topraklar, antik çağın en önemli İyon kentlerinden biri olan Erythrai'nin mirasını taşıyor.
KIZIL KENTİN BİNLERCE YILLIK HİKAYESİ
İzmir'in Çeşme ilçesine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan Ildırı Mahallesi, antik dönemde Erythrai adıyla biliniyordu. Karaburun Yarımadası çevresindeki önemli İyon yerleşimlerinden biri olan kent, tarih boyunca Lidyalılardan Perslere, Helenistik dönemden Roma İmparatorluğu'na kadar pek çok büyük uygarlığın egemenliğine tanıklık etti. Erythrai adının kökeniyle ilgili iki farklı anlatım bulunuyor. Bunlardan ilki, Yunancada "kırmızı" anlamına gelen "erythros" sözcüğüne dayanıyor. Bölgedeki kızıl renkli toprakların, kente "Kızıl Kent" adının verilmesine neden olduğu düşünülüyor. Bir diğer rivayete göre ise kent adını, ilk kurucusu kabul edilen Giritli Rhadamanthes'in oğlu Erythro'dan aldı.
KESİNTİSİZ YAŞAM
Erythrai'de gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar, bölgedeki yerleşim tarihinin İlk Tunç Çağı'na kadar uzandığını ortaya koyuyor. İkinci Kolonileşme döneminde Atina Kralı Kadros soyundan gelen Knopos'un yönetimine giren kent, başlangıçta krallık sistemiyle idare edildi. Daha sonraki yıllarda ise yine kral soyundan gelen ancak halk tarafından seçilen vasileuslar yönetimde söz sahibi oldu. Kent, İyon şehirlerinin oluşturduğu dini ve siyasi birlik olan Panionion'un önemli üyelerinden biri haline geldi. Bir dönem Payhagoras yönetiminde kısa süreli bir tiranlık dönemi yaşayan Erythrai, özellikle ürettiği ve çevre bölgelere ihraç ettiği değirmen taşları sayesinde ekonomik açıdan büyük güç kazandı.
FIRTINALI TARİH
Erythrai önce Lidya Krallığı'nın, ardından Pers İmparatorluğu'nun hakimiyetine girdi. Pers yönetimine karşı diğer İyon kentleriyle birlikte başlatılan ayaklanmada yer alan kent, Büyük İskender'in MÖ 334 yılında bölgeyi fethetmesiyle yeniden bağımsızlığına kavuştu. Ancak Büyük İskender'in ölümünün ardından başlayan siyasi mücadeleler nedeniyle kent defalarca el değiştirdi. Sonrasında Pergamon Krallığı'nın yönetimine geçen Erythrai, MÖ 133 yılında Roma İmparatorluğu sınırlarına katılarak özgür kent statüsüne ulaştı. Bu dönemde özellikle kaliteli şarabı, keçileri, değirmen taşları ve kadın kahinleriyle ün kazandı. Kentin en dikkat çeken isimlerinden biri ise Sibyl olarak anılan bilici kadınlardan Herophile oldu.
DEPREMLER VE SAVAŞLAR
MÖ 1. yüzyılda yaşanan depremler, savaşlar ve Romalı komutanların yağmaları Erythrai'yi ağır biçimde etkiledi. Kent zamanla eski ihtişamını kaybetmeye başladı. Bizans döneminde önemini büyük ölçüde yitiren yerleşim, 1366 yılında Türk egemenliğine girdi. Yüzyıllar boyunca Erythre, Rhtyrai ve Lythri gibi farklı isimlerle anılan bölge, 16. yüzyıldan sonra İlderen, daha sonraki süreçte ise bugünkü adı olan Ildırı olarak anılmaya başladı.
HER ADIMDA TARİHİN İZLERİ
Bugün Erythrai Antik Kenti'ni gezen ziyaretçiler, binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan çok sayıda yapıyı yakından görme fırsatı buluyor. Antik tiyatro, Athena Tapınağı kalıntıları, akropol, anıtsal mezar yapısı ve kilometrelerce uzanan surlar, antik kentin hem dini hem sosyal hem de askeri yaşamına ışık tutuyor. Kazılarla gün yüzüne çıkarılan bu yapılar, Erythrai'nin yalnızca güçlü bir yerleşim olmadığını, aynı zamanda döneminin önemli kültür ve ticaret merkezlerinden biri olduğunu da ortaya koyuyor.

TOPRAĞIN ALTINDAN YÜKSELEN TİYATRO
Kentte yapılan ilk kazılarda ortaya çıkarılan en dikkat çekici yapılardan biri antik tiyatro oldu. Akropolün kuzey yamaçlarında bulunan tiyatronun MÖ 3. yüzyılın sonlarında inşa edildiği tahmin ediliyor. Çift diazomalı planıyla dikkat çeken yapıda seyirci oturma alanlarını ayıran bölümler hâlâ seçilebiliyor. Sahne binası olarak kullanılan skene bölümünden günümüze yalnızca temel kalıntıları ulaşmış olsa da tiyatronun ihtişamı ziyaretçileri etkilemeye devam ediyor. Tiyatroya çıkan yol üzerinde ise kentin önemli isimlerinden biri adına inşa edilen anıtsal mezar yapısı, yani heroon bulunuyor.
ATHENA TAPINAĞI'NDA ARKAİK ÇAĞIN İZLERİ
Erythrai'nin en yüksek noktası olan akropolde gerçekleştirilen kazılar, Athena Tapınağı'nın kalıntılarını ortaya çıkardı. Yapının duvar özellikleri incelendiğinde tapınağın MÖ 8. yüzyılın ikinci yarısında inşa edildiği değerlendiriliyor. Daha sonraki dönemlerde yapılan eklemelerle genişletilen tapınak, Arkaik Çağ mimarisinin en dikkat çekici örnekleri arasında gösteriliyor. Tapınağın doğusunda gerçekleştirilen kazılarda MÖ 6. ve 7. yüzyıllara tarihlenen çanak çömlekler, taş eserler, pişmiş toprak figürler ve özellikle tanrıça figürinleri gün yüzüne çıkarıldı.
SURLAR GEÇMİŞİN GÜCÜNÜ GÖSTERİYOR
Kazılar sonucunda antik yerleşimin yaklaşık 5 kilometre uzunluğunda surlarla çevrili olduğu belirlendi. Surların ilk bölümlerinin MÖ 4. yüzyıl Geç Klasik döneme kadar uzandığı, büyük kısmının ise Helenistik dönemde, MÖ 3. ve 2. yüzyıllarda inşa edildiği tespit edildi. Özellikle Ildırı-Barbaros karayoluna paralel uzanan surlar günümüzde de görülebiliyor. Bazı bölümlerde duvar yüksekliği 5 metreye kadar ulaşıyor.
TARİHİ AYDINLATMAYA DEVAM EDİYOR
Erythrai'de ilk bilimsel kazılar 1963-1966 yılları arasında Prof. Hakkı Gültekin ile Prof. Ekrem Akurgal tarafından gerçekleştirildi. Daha sonra Ankara Üniversitesi'nin yürüttüğü araştırmalarla antik kentin farklı alanları incelenmeye devam etti. 2007 yılından bu yana sürdürülen kazılar ise Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşe Gül Akalın Orbay başkanlığında devam ediyor. Çalışmalarda kentin mimarisi, günlük yaşamı ve farklı dönemlere ait arkeolojik buluntular ayrıntılı biçimde araştırılıyor.

EGE'NİN EN HUZURLU KIYILARINDAN BİRİ
Ildırı yalnızca tarihiyle değil, denizi ve balıkçı kültürüyle de dikkat çekiyor. Mahallede Azmak olarak bilinen kıyı bölgesi sakin deniziyle öne çıkarken, Su Kooperatifi çevresi balıkçı tekneleri ve her gün denizden çıkan taze balıkların satıldığı noktalarla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Tarih boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapan bu kıyılarda bugün balıkçıların günlük yaşamını izlemek, deniz kenarında vakit geçirmek ve Ege'nin huzurunu hissetmek mümkün oluyor.
EKRANLARIN SEVİLEN DİZİLERİ
Ildırı'nın doğal güzelliği ve tarihi dokusu televizyon yapımcılarının da dikkatini çekti. Fatmagül'ün Suçu Ne?, Hayat Sevince Güzel ve Kalbim Ege'de Kaldı dizilerinin bazı İzmir sahneleri bu eşsiz mahallede çekildi. Dizilerde bölgenin sahil dokusu, köy yaşamı ve tarihi atmosferi izleyicilere yansıtıldı.
ÜCRETSİZ ZİYARET EDİLEBİLEN HAZİNE
Erythrai Antik Kenti, Çeşme merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta, Ildırı Mahallesi sınırlarında yer alıyor. İzmir'den özel araçla gelenler İzmir-Çeşme Otoyolu üzerinden Ildırı tabelalarını takip ederek bölgeye ulaşabiliyor. Toplu taşımayı tercih eden ziyaretçiler ise önce Çeşme'ye ulaşıp ardından Ildırı yönüne giden yerel ulaşım araçlarını kullanabiliyor. Antik kentte ziyaret saatleri mevsime göre değişiyor. Ekim-Mart döneminde 09.00-18.00 saatleri arasında, Nisan-Eylül döneminde ise 08.00-21.00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Antik tiyatro ve ören yeri bölgesine giriş tamamen ücretsiz. Açık hava ören yeri olması nedeniyle özellikle yaz aylarında sabah erken saatlerde ya da akşamüstü ziyaret edilmesi tavsiye ediliyor. Rahat yürüyüş ayakkabılarıyla gezildiğinde hem antik kentin tarihi atmosferi daha keyifli yaşanıyor hem de gezinin ardından Ildırı sahilinde balıkçı restoranlarında Ege mutfağının lezzetlerini tatmak mümkün oluyor. Çeşme'nin hareketli tatil anlayışından uzak, zamanın yavaş aktığı bu kıyı köyü; binlerce yıllık Erythrai Antik Kenti, denizi, balıkçı kültürü ve doğal güzellikleriyle tarih ile doğayı aynı gün içinde bir arada yaşamak isteyen herkes için unutulmaz bir keşif rotası olmaya devam ediyor.



