Nihat AK/EGE TELGRAF- Ege Telgraf'a değerlendirmelerde bulunan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Meriç, turizmde yüzde 25 ila 40 arasında düşüş beklendiğini belirtirken, "Rekor turist" söylemi ile boş kalan oteller arasındaki çelişkiye dikkat çekti.

YÜZDE 40 DÜŞÜŞ

Sezonun beklentilerin altında kaldığına dikkati çeken Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Kıvanç Meriç, “Sezon beklentilerin altında seyretmekte. Sezonun önemli başlangıç dönemlerinden biri olan Nevruz sürecinde beklenen hareketlilik sağlanamamış, ardından gelen Paskalya dönemi ve diğer yoğun sezon aralıklarında da istenen talep seviyelerine ulaşılamadı. Sektörün farklı bölgelerinden gelen değerlendirmeler, sezonun genelinde rezervasyonların ve turist hareketliliğinin geçen yıllara kıyasla daha düşük seyrettiğine işaret etmekte. Özellikle turizmin lokomotif destinasyonları arasında yer alan Antalya ve İzmir'de, sektör temsilcileri çift haneli kayıplardan söz ediyor. Yüzde 25 ile yüzde 40 arasında geçen yıla oranla bir düşüşün olacağını öngören arkadaşlarımız var. Sahadan gelen bilgiler, otellerin doluluk oranlarında beklenen seviyelerin yakalanamadığını ve sezonun istenilen tempoda ilerlemediğini göstermekte. Turizm sektöründe faaliyet gösteren birçok işletme, sezonun gidişatını dikkatle takip ederken, mevcut tablo talep açısından zorlu bir döneme işaret etmekte” dedi.

AVANTAJ KAYBEDİLDİ

Turizm sektörünün bugün yaşadığı en büyük sorunun maliyet baskısı olduğunu dile getiren Meriç, “Sorunun kaynağı Türkiye'nin fiyat rekabetindeki avantajını kaybetmiş olmasıdır. Yıllardır dile getirilen maliyet artışları artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaşmıştır. Türkiye bugün sadece turist ağırlayan bir ülke değil, aynı zamanda maliyet baskısı altında ezilen bir turizm ülkesi haline gelmiştir. Rakip ülkeler turist sayılarını artırırken, biz giderek daha pahalı bir destinasyon olarak algılanıyoruz. İşletmelerin personelden enerjiye, temizlik malzemelerinden gıdaya kadar her kalemde karşı karşıya kaldığı maliyetler sürekli yükselmektedir. Bu tablo karşısında sektörün rekabet gücü her geçen gün zayıflamaktadır. Artık sorun birkaç kalem giderde yaşanan artış değildir; sorun, turizmin tüm maliyet yapısının sürdürülebilir olmaktan çıkmış olmasıdır” ifadelerini kullandı.

EKONOMİ POLİTİKALARI

Bugün yaşanan sorunların merkezinde ekonomi politikalarının turizm sektörüne yansıması olduğunu savunan Meriç, “Sektör temsilcilerinin uzun süredir dile getirdiği temel konu, enflasyon ile döviz kuru arasındaki dengenin bozulmuş olmasıdır. Turizm, gelirini dövizle elde eden ancak giderlerinin büyük bölümünü Türk lirası üzerinden karşılayan bir sektördür. Son yıllarda enflasyon yüksek seyrederken döviz kurunun aynı ölçüde hareket etmemesi, işletmeler üzerindeki maliyet baskısını her geçen gün artırmıştır. Aradaki makas büyüdükçe sektörün gelir-gider dengesi daha da bozulmaktadır.

Bugün personel giderlerinden temizlik ürünlerine, gıdadan işletme maliyetlerine kadar her kalemde ciddi artışlar yaşanırken, turizm işletmeleri aynı hızda gelir üretememektedir. Sektörün temel itirazı da tam olarak budur. Sorun sektörün tamamını etkileyen ekonomik koşullardır. Turizmin sürdürülebilirliği için şirketlerin maliyet yükünü artıran ve rekabet gücünü zayıflatan bu tablonun artık açık şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

KALKINMA MODELİ

Türkiye turizminin rakipleri karşısında kan kaybettiğini dile getiren Meriç, “Rakiplerimiz olan Mısır, Yunanistan ve İspanya her yıl büyümesini sürdürürken, Türkiye aynı başarıyı gösterememekte. Özellikle Rus pazarındaki büyümeden dahi beklenen ölçüde pay alınamadığı sektör tarafından açıkça dile getirilmektedir. Türkiye'nin turizmdeki gücü yalnızca deniz, kum ve güneşten ibaret değildir. Kültür, gastronomi, doğa, tarih ve deneyim turizmi açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biriyiz. Buna rağmen turizm hareketi belirli bölgelere sıkışmış, ülkenin birçok destinasyonu potansiyelinin altında kalmıştır.

Artık yapılması gereken Türkiye'nin sahip olduğu tüm değerleri turizm ürününe dönüştürmektir. Turizmin ülke geneline yayılması, yeni turizm çeşitlerinin desteklenmesi ve her bölgenin turizmden hak ettiği payı alması sağlanmalıdır. Türkiye'nin turizmde ihtiyacı daha güçlü bir turizm vizyonudur. Çünkü rekabet artık turizmi sürdürülebilir ve ülke geneline yayılan bir kalkınma modeline dönüştürmektir” şeklinde konuştu.

VERİLERDEKİ TEZAT

Turizmde çok önemli bir çelişkiyle karşı karşıya olduklarını belirten Meriç, “Bir taraftan Türkiye’nin 60 milyonun üzerinde ziyaretçi ağırladığı ve dünyanın en fazla turist çeken ülkeleri arasında ilk sıralarda yer aldığı söyleniyor. Fransa ve İspanya gibi ülkelerle aynı ligde olduğumuz ifade ediliyor. Ancak diğer taraftan sektörün yaşadığı sıkıntılar ve ekonomik tablo, bu rakamların ne kadar sağlıklı değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Türkiye 170 ülkeye ürün gönderiyor! Cam üretimi 87 milyon metrekareye ulaştı
Türkiye 170 ülkeye ürün gönderiyor! Cam üretimi 87 milyon metrekareye ulaştı
İçeriği Görüntüle

Çünkü burada temel mesele, ülkeye giriş yapan herkesin turist olarak kabul edilmesidir. Oysa gerçek turizm hareketi, konaklayan turist üzerinden ölçülmelidir. Bulgaristan’dan gelip Edirne’de alışveriş yaptıktan sonra aynı gün geri dönen bir kişinin ya da Yunanistan ve Gürcistan’dan yapılan günübirlik girişlerin turizm rakamlarına dahil edilmesi, tabloyu olduğundan farklı gösterebilmektedir.

Bugün baktığımızda Kapıkule’den yapılan girişlerin bazı istatistiklerde İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nı geçtiğini görüyoruz. Benzer şekilde Gürcistan sınır kapılarındaki girişler de İzmir’in turizm verilerini zorlayacak seviyelere ulaşabiliyor. Bu durum, turist sayısından çok turist niteliğinin ve konaklama sürelerinin değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Turizmde gerçek başarıyı anlamak istiyorsak, sınırdan geçen kişi sayısını değil, ülkemizde konaklayan, harcama yapan ve turizm ekonomisine doğrudan katkı sağlayan ziyaretçi sayısını esas almak zorundayız” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi