Türk-İş Ege Bölge Başkanı Hayrettin Çakmak, basın mensuplarıyla düzenlenen toplantıda çalışma hayatının gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sendikal örgütlenmenin önündeki engellere dikkat çeken Çakmak, Ege Bölgesi’nde yürütülen grev ve toplu iş sözleşmesi süreçleri hakkında da bilgi verdi. Çakmak ayrıca vergi adaleti, iş kanununun yeniden düzenlenmesi, stajyer ve çırakların sigorta hakları, yüksek hakem kurulu uygulamaları ve sanayideki maliyet baskısına ilişkin taleplerini sıraladı.

EGE’DE 23 ŞUBENİN KONGRE SÜRECİ TAMAMLANDI
Bu yılın kongre dönemi olduğunu belirten Hayrettin Çakmak, Ege Bölgesi’ndeki 23 şubenin kongre sürecinin tamamlandığını, kalan kongrelerin de kısa süre içerisinde gerçekleştirileceğini söyledi. Sendikal faaliyetler kapsamında farklı sektörlerde mücadele yürüttüklerini aktaran Çakmak, Temel Conta’daki grevin 595 gün sürdüğünü belirtti. Çakmak, sürecin dava aşamasına taşındığını ancak tarafların masaya oturması konusunda sonuç alınamadığını ifade etti. Digel Tekstil’deki mücadelenin ise 690 gündür devam ettiğini söyleyen Çakmak, toplu iş sözleşmesi sürecinde arabulucu aşamasına geçildiğini belirtti. Muğla ve Bodrum’da turizm sektöründe ilk kez greve çıktıklarını kaydeden Çakmak, 11 günlük mücadelenin ardından toplu iş sözleşmesinin sonuçlandığını söyledi. Soma’da maden ocakları ve termik santrallerde yaşanan sorunlar nedeniyle 88 gün mücadele ettiklerini belirten Çakmak, Soma Termik Santrali’nin yeniden açılmasına katkı sunduklarını ifade etti. Ege Üniversitesi’nde Sağlık-İş Sendikası tarafından yürütülen alacak mücadelesinin de işçiler lehine sonuçlandığını belirten Çakmak, “Kazanan emekçiyse mutluluk da bize aittir” dedi.
“ÖRGÜTLENMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALKMALI”
Çalışmalarını sahada sürdürdüklerini vurgulayan Çakmak, örgütlenme faaliyetlerinin ise çeşitli engeller nedeniyle kolay ilerlemediğini söyledi. Özellikle özel sektörde örgütlenme konusunda sorunlarla karşılaştıklarını belirten Çakmak, Manisa’daki bir iş yerinde 600 günün ardından toplu iş sözleşmesinde sonuca ulaştıklarını aktardı. Korsini, DHM ve Konak Belediyesi’nde örgütlenme çalışmaları gerçekleştirdiklerini söyleyen Çakmak, Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’nde (ALOSBİ) de iki iş yerindeki çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Çakmak, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirterek işçilerin hak arama süreçlerinde daha güçlü bir yapıya ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.
YENİ YASAMA DÖNEMİ İÇİN TALEPLERİNİ SIRALADI
Yeni yasama yılı öncesinde Türk-İş Genel Merkezi ve Başkanlar Kurulu ile çalışma hayatındaki sorunları değerlendirdiklerini aktaran Çakmak, öncelikli taleplerinin başında vergi adaletinin geldiğini söyledi. Verginin kazanca göre düzenlenmesi gerektiğini belirten Çakmak, çalışanların fazla mesai ücretlerinden de yüksek oranda vergi kesilmesinin işçilerin gelirini azalttığını ifade etti. İşverenlerin sendikal yetki süreçlerini engellemesine, iş yerlerindeki mobbing ve işten çıkarmalara da dikkat çeken Çakmak, iş kanununun yeniden düzenlenmesini istedi. Çıraklık ve staj dönemlerinde yalnızca iş kazalarını kapsayan sigorta uygulamasının değiştirilmesini talep eden Çakmak, banka primlerinin yasalaşması ve çalışanlara ödenmesi gerektiğini söyledi. Yüksek Hakem Kurulu uygulamasına da eleştiri getiren Çakmak, toplu sözleşmelerin kurul aşamasında işçilerin taleplerinin yeterince karşılanmadığını savunarak sistemin değiştirilmesini istedi.
ÇAKMAK’TAN OTOYOL VE KÖPRÜ ÖZELLEŞTİRMELERİNE TEPKİ
İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın Otoyolları başta olmak üzere bazı otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine yönelik kararı da değerlendiren Çakmak, uygulamadan duydukları endişeyi dile getirdi. Otoyollarda Türk-İş’e bağlı Yol-İş Sendikası’nın örgütlü olduğunu hatırlatan Çakmak, Ege Bölgesi’nde yaklaşık 300 sendika üyesinin bulunduğunu söyledi. Türk-İş Başkanlar Kurulu’nun konuyu değerlendireceğini belirten Çakmak, Yol-İş Sendikası’nın alacağı eylem kararına destek vereceklerini ifade etti. Çakmak, otoyolların yalnızca ulaşım güzergâhlarından ibaret olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Bu otoyolları sadece yol olarak görmeyin, üzerimizdeki giysiden soframıza gelen ürünlere kadar bu otoyollardan geçiyor. Otoyollar halkındır.” Özelleştirme sonrasında çalışanların durumuna ilişkin de endişelerini paylaşan Çakmak, otoyollarda görev yapan kalifiye personelin kolay yetişmediğini belirtti. Özellikle teknik personelin deneyiminin önemli olduğunu vurgulayan Çakmak, otoyolların kamu hizmeti olarak korunması gerektiğini savundu.
“BÜYÜMENİN DURAKSADIĞINI GÖRÜYORUZ”
Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çakmak, ekonomik göstergelerdeki gelişmelerin kendilerini endişelendirdiğini söyledi. Büyümenin yavaşladığını savunan Çakmak, enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve enflasyonla daha etkili mücadele edilmesi gerektiğini belirtti. Çakmak, Türk-İş’in öncelikli gündemlerinden birinin de vergi adaleti olacağını ifade etti.
“BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET ÇALIŞMA HAYATINI MAHVEDER”
Bölgesel asgari ücret uygulamasına da karşı çıkan Çakmak, farklı bölgelerde farklı asgari ücret belirlenmesinin çalışma hayatında yeni sorunlara yol açacağını söyledi. İzmir’de yaklaşık 110 bin, Ege Bölgesi’nde ise 220 bine yakın üyelerinin bulunduğunu belirten Çakmak, sanayide özellikle enerji ve girdi maliyetlerinin ciddi baskı oluşturduğunu ifade etti. Yabancı sermayeli şirketlerin üretimden çekilmesinin çalışanlar açısından büyük sorunlara yol açabileceğini söyleyen Çakmak, sanayi sektörünün korunması gerektiğini vurguladı. Çakmak, çalışanların yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini belirterek, “Biz de bu ülkede yaşamak ve geçinmek zorundayız” mesajını verdi.
TGS’DEN YEREL BASIN VURGUSU
TGS İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu ise basın sektöründe yaşanan sorunlara dikkat çekti. Gazetecilerin yalnızca sorunlar gündeme geldiğinde bir araya gelebildiğini belirten Kahramanoğlu, basın çalışanlarının yaşadığı problemlerin çözümü için dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Yerel basının desteklenmesi gerektiğini ifade eden Hayrettin Çakmak da yerel yönetimlerin basın kuruluşlarına ayrım yapmadan destek vermesi gerektiğini söyledi. Çakmak, yerel basının kentler açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek emek dünyasının mevcut süreçte yalnız bırakıldığını savundu.




