Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunan Anne Müzesi, annelik kavramını farklı kültürlerin gelenekleri, tarihî eserler ve kişisel hikâyeler aracılığıyla ele alıyor. 29 Nisan 2024’te kurulan müze, anneliğin geçmişten günümüze uzanan yönlerini ziyaretçileriyle buluşturuyor. Annelikle ilgili çok sayıda eserin sergilendiği müzede, yaklaşık 62 ülkeden parçaların bulunduğu Dünya Anne Bebek koleksiyonu yer alıyor. Annelerin çocuklarıyla ilişkisini, farklı toplumlarda anneliğe verilen değeri ve annelikle bağlantılı gelenekleri konu alan müze, çeşitli bölümleriyle ziyaretçilerini ağırlıyor.

ANNELERLE YÜZLEŞME BÖLÜMÜ

Anne Müzesi yöneticisi Esra Eser, ziyaretçilerin en çok etkilendiği alanlardan birinin annelerle yüzleşme bölümü olduğunu belirtti. Bu bölümde, annelerin çocuklarına sık sık yönelttiği ancak çocukların annelerine sormayı çoğu zaman unuttuğu sorulara yer veriliyor. Eser, bölümün kuruluş amacını ve ziyaretçiler üzerindeki etkisini "Müzemiz, Türkiye'nin ilk ve tek anne müzesi olup, 29 Nisan 2024 tarihinde kurulmuştur. Anadolu'nun gelmiş, geçmiş ve gelecek tüm annelerine hürmeten kurulmuştur. Ziyaretçilerimizin müzemizde en etkilendiği yerlerden birisi annelerle yüzleşme bölümüdür. Annelerle yüzleşme bölümünde annemizin sürekli bize sorduğu ama bizim annemize sormayı unuttuğumuz sorularla ziyaretçilerimiz yüzleşiyor. Annelerimizden duyduğumuz ama bizim annelerimize sormayı unuttuğumuz sorular bu bölümde var ve bu bölüm ziyaretçilerimizi çok etkiliyor" sözleriyle anlattı.

TÜRKİYE'DE ANNE MADALYASI VERİLİYORDU

Müzede annelik ve aile politikalarının tarihine ilişkin eserler de sergileniyor. Esra Eser'in aktardığı bilgilere göre, Türkiye'de 1930-1948 yılları arasında altı ve daha fazla çocuk sahibi ailelere anne madalyası veriliyordu. Aynı uygulamanın farklı ülkelerde de örnekleri bulunuyordu. Eser, o dönemin ekonomik koşullarının madalya uygulamasına ilişkin tercihleri etkilediğini belirterek "Türkiye'de 1930-1948 yılları arasında 6 çocuk ve üzeri ailelere anne madalyası veriliyordu. O dönemde tabii ki bir yoksulluk olduğu için anne madalyası mı yoksa bunun eş değerinde nakli yardım mı diye bir seçenek sunuluyor. O dönemde çoğu aile nakli yardımı da kabul ediyordu. Çünkü savaş dönemi ve bir kıtlık dönemi vardı. Bu anne madalyasını nüfus politikası olarak diğer ülkelerde de görüyoruz. Bunlardan bazıları Fransa, İtalya ve Sovyetler Birliği olmak üzere anne madalyalarını müzemize gelen ziyaretçilerimiz görecekler" dedi.

“ÖKSÜZ SAÇINDAN BELLİ OLUR” ESERİ

Anne Müzesi'nde ziyaretçilerin ilgisini çeken eserlerden biri de “Öksüz Saçından Belli Olur” adıyla sergilenen, saçları farklı biçimlerde örülmüş kız figürü. Esra Eser, eserde kızın saçının bir tarafının düzenli, diğer tarafının ise daha dağınık örüldüğünü belirtti. Bu farklılığın, saçın annesi tarafından örülmesiyle annesi olmayan bir çocuğun saçının başka biri tarafından örülmesi arasındaki farkı anlattığını ifade etti. Eser, ziyaretçilerin bu çalışmayla karşılaştıklarında yaşadıkları duygusal etkiyi "Ziyaretçilerimizi en çok etkileyen bölümlerden birisi de aslında bahsettiğimiz gibi Öksüz Saçından Belli Olur eseri. Öksüz Saçından Belli olur eserini şöyle gözlerinizi kapattığınızda hayal edebileceğiniz gibi size tarif etmek isterim. Sağ tarafı nizami bir örgüyle örülmüş. Bizim tabirimizde annesinin örmüş olduğu bir saç bulunmakta, saçın sol tarafı daha dağınık bir şekilde örülen bir saç görüyoruz. Diğer tarafında ise annesi olmayan, babası olabilir ya da komşularının tarafından örülen saç olarak görüyoruz. Ve aslında ikisini yan yana farklı olarak gördükleri zaman ziyaretçilerimiz bayağı duygulanıyor" sözleriyle anlattı.

“ANA KOKUSU KOLYESİ” SERGİLENİYOR

Müzedeki eserler arasında, annelerin bebeklerinden ayrılmak zorunda kaldıkları zamanlarda kullanılan geleneksel bir uygulamayı anlatan “Ana kokusu kolyesi” de bulunuyor. Esra Eser, Kazakistan'dan gelen kolyenin kullanım amacını, Anadolu'daki kadınların gelenekleriyle de bağlantı kurarak açıkladı. Annelerin bebeklerinden bir süre uzak kalmaları gerektiğinde boyunlarına bağladıkları yemeni veya benzeri bir kumaşı bebeklerinin yanına bıraktıklarını, kumaşın kokusunun bebeğin sakinleşmesine yardımcı olmasının amaçlandığını söyledi. Eser, kolyenin hikâyesini "Ana kokusu kolyesi Kazakistan'dan gelen bir kolye. Amacı da Kazakistan'da ya da bizim Anadolu'daki kadınlarımız boyunlarına yemeniyi bağlarlar. Sonrasında eğer bir tarlaya gidecekleri zaman ya da herhangi bebekten uzaklaşacak bir aktivite yapacakları zaman, yemeniyi çıkarıp bebeğin yanına koyarlar ve o kokuyla bebek sakinler" şeklinde anlattı.

62 ÜLKEDEN ANNE-BEBEK FİGÜRLERİ VE NİNNİ ODASI

Dünya Anne Bebek koleksiyonunda yaklaşık 62 ülkeden eserler bulunuyor. Koleksiyon, farklı toplumlarda anneye nasıl hitap edildiğini ve annelik kavramının hangi kelimelerle ifade edildiğini ortaya koyuyor. Müzede ayrıca ziyaretçilerin farklı kültürlere ait ninnileri dinleyebildiği bir oda da yer alıyor. Esra Eser, koleksiyon ve ninni odası hakkında "Dünya Anne Bebek koleksiyonumuz var. Buradaki yaklaşık 62 ülkeden Dünya Anne Bebek koleksiyonunu görecekler ve o ülkelerde anneye hangi kelimeyle hitap ediyorlar, hangi kelime anneyi anlatıyor, o kelimelerle karşılaşacaklar. Aynı zamanda bir de ninni odamız mevcut. Ninni odamızda da o odaya girdikten sonra 8 tane ninniyi art arda dinleyebilecekler" bilgilerini verdi.

A W807895 01

VEFAT EDEN ANNESİNİN FOTOĞRAFI

Anne Müzesi'nde ziyaretçilerin yaşadığı kişisel deneyimler de öne çıkıyor. Esra Eser, müzeye gelen bir kadının vefat eden annesinin fotoğrafını yanında taşıyarak sergiyi gezdiğini anlattı. Müzenin girişinde yer alan “Annenizle el ele geziniz.” yazısının ardından yaşanan konuşmayı aktaran Eser, ziyaretçinin annesinin fotoğrafını çıkararak müzeyi onunla birlikte geziyormuş gibi hissettiğini söyledi. Eser, bu anıyı ve müzenin herkesi kapsayan bir anlayışla hazırlandığını "Girişte ‘Annenizle el ele geziniz.’ diye bir yazımız var. Ben de katta dolaşırken bir hanımefendi, ‘Girişteki yazıya ben uyuyorum’ dedi. Baktım sağımda solumda kimse yok. Dedim herhalde annesi üst kata çıktı. Çünkü bir üst katımız da var. ‘Annenizle el ele geziniz yazmışsınız.’ dedi. ‘Evet’ dedim. Bir tane fotoğraf çıkardı. ‘Ben de annemle el ele geziyorum.’ dedi. Vefat etmiş annesinin fotoğrafıyla gezdiğini söyledi. Bu müzede çok fazla bir anı birikintisi var. Bu da benim en son hatırladığım hikayelerden birisi. Ziyaretçilerimize ‘Herkes anne olmak zorunda değil, bu müze herkesi kapsıyor.’ diyorum. Çünkü ortak paydamız bir anneden dünyaya geliyor olmamız. Anne olmamız ya da anne olmamız değil, bir anneden dünyaya geliyor olmamız. O yüzden bence herkesin kendi payını düşeni alabileceği bir müze" sözleriyle ifade etti.

ZİYARETÇİ DUYGULARINI ANLATTI

Anne Müzesi'ni önce kızıyla, daha sonra annesiyle ziyaret eden Tuğba Ünal, müzede yaşadığı duyguları paylaştı. 34 yaşında olduğunu belirten Ünal, sergiyi gezerken annesinin kendisi için yaptığı fedakârlıkları yeniden düşündüğünü söyledi. Özellikle “Öksüz Saçından Belli Olur” eserinin kendisini etkilediğini belirten Ünal, müze ziyaretinin ardından annesiyle ilişkisine dair hissettiklerini "34 yaşındayım. Annemle kızımla müzeyi gezmeye geldim. İki gün önce kızımla gelmiştim, bugün ise annemle geldim. Hüzün hissettim, eksiklik hissettim. Anneme şimdi yapmadıklarımı hissettim. Annemin bana ne kadar emek verdiğini hissettim. Müzede gezerken beni etkileyen en çok şey, saçı örgülü ve örgüsü olmayan kız. Yani bir çocuğun ne kadar eksik ve tam olduğunu bir saçından bile anlayabiliriz. Bir annenin ne kadar yüce olup olmadığını hissettim" diye anlattı.

Çiğli’de ekim ayı sanatla başladı: Salonlar tamamen doldu
Çiğli’de ekim ayı sanatla başladı: Salonlar tamamen doldu
İçeriği Görüntüle

ANNESİYLE İLİŞKİSİ DEĞİŞTİ

Anne Müzesi'nde rehberlik yapan Ozan Kılıçkaya da müzenin kendi yaşamındaki etkisini anlattı. Müzedeki çalışmalarından önce annesiyle sevgi dolu ancak zaman zaman çatışmaların yaşandığı bir ilişkisi olduğunu belirten Kılıçkaya, burada çalışmaya başladıktan sonra annesini daha iyi anlamaya başladığını ifade etti. Kılıçkaya, müzenin annesiyle ilişkisine etkisini "Ben anne müzesinde çalışmadan önce annemle sevgi dolu ama biraz çatışmalı bir ilişkim vardı. Anne müzesi benim annemle olan ilişkimi de dönüştürdü. Annemin gözünden dünyayı görmemi, onunla empati kurmamı sağladı. Bu yüzden anne müzesine biraz da minnettarım. Anne müzesine gelmek isteyen herkesi bekleriz. Gelen ziyaretçilerle annesizlik ve annelik hakkında konuşalım" sözleriyle dile getirdi.

Kaynak: İHA