Zayıflamak isteyenler dikkat! Sandaloz sakızı zayıflatıyor mu? Uzmanından önemli uyarı
Zayıflamak isteyenler dikkat! Sandaloz sakızı zayıflatıyor mu? Uzmanından önemli uyarı
İçeriği Görüntüle

Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sanatın birey ve toplum üzerindeki iyileştirici etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sanatın insan psikolojisi üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çeken Yaşar, eğitim sisteminde analitik düşüncenin öne çıktığını ancak duygusal zekâ ve estetik gelişimin de önem taşıdığını belirtti. Yaşar, "Eğitim sistemimiz genellikle analitik düşünen sol beyni odaklar; ancak sağ beyin duygusal zekayı ve estetiği temsil eder. Okulların ve ebeveynlerin rutinlerine müze gezilerini ve sanatsal aktiviteleri dahil etmesi hayati önem taşır" ifadelerini kullandı.

SANAT DOPAMİNİ ARTIRIYOR

Sanatın nörobiyolojik etkilerine değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sanatla uğraşmanın beyindeki dopamin oranını artırdığını söyledi. Yaşar, "Sanatla uğraşmak, beyindeki dopamin oranını yüzde 15 oranında artırır. Bu artış, sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde hissettiğiniz hazla eş değerdir. Dopamin beynin ödül yolağı ve haz merkezidir" dedi. Sanatın aynı zamanda stres hormonu kortizolü düşürdüğünü belirten Yaşar, "Normal şartlarda dinlenirken vücudun gevşeme sistemlerinin aktif olması gerekir; ancak zihniniz kaygı doluysa farkında olmadan adrenalin sistemi tetiklenir. Bu durum kortizolü artırarak bağışıklık sistemini baskılar. Araştırmalar, sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenmenin kortizol seviyelerini net bir şekilde düşürdüğünü kanıtlamaktadır" diye konuştu.

ŞEHİR ESTETİĞİ RUHSAL SAĞLIĞI ETKİLİYOR

Şehir estetiğinin de psikoloji üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Yaşar, toplumsal aidiyet duygusunun önemine dikkat çekti. Yaşar, "Toplumda artan şiddet olaylarının temelinde, bireylerin hayata dair anlam arayışlarını kaybetmeleri yatar. Sokaklarda güzel eserlerin, estetik binaların ve sokak sanatının varlığı, kişideki ‘güzele dahil olma' isteğini uyandırır. Suç oranlarının yüksek olduğu bölgelerde toplumsal aidiyet duygusunun azaldığı görülür. Sanat ise insanları ortak bir paydada toplayarak aidiyet hissi oluşturur" şeklinde konuştu. Şehir mimarisine ilişkin, "Örneğin İspanyol mimar Gaudi'nin eserleri, doğaya yakın ve yuvarlak hatlı formlarıyla insan doğasına çok uygundur. Estetikten yoksun, köşeli binalar ruhumuzda mikro travmalar oluştururken; Barselona gibi şehirlerde sosyo-ekonomik düzey çok yüksek olmasa bile insanlar çevrelerindeki estetik doku sayesinde daha mutlu yaşarlar" ifadelerini kullandı.

DEPRESYON RİSKİNİ AZALTIYOR

Sanatla iyileştirme yönteminin özellikle post-travmatik stres bozukluğu tedavisinde sıkça kullanıldığını belirten Yaşar, "Travma ve yoğun kaygı yaşayan kişiler genellikle iç dünyalarına kapanır ve kendilerini ifade etmekte zorlanırlar. Sanat, bu dışavurumu sağlayan güvenli bir yoldur. Kişi, zihni bir şeyle meşgul olmadığında negatif düşünceleri ‘geviş getirir gibi' tekrarlamaya meyilli olabilir. Sanat, kişiyi bu sarmaldan çıkararak anda kalmasını sağlar" dedi.

GENÇLER İÇİN SANATIN ÖNEMİ

Özellikle 13-14 yaş grubunda sanatın önemli bir rol üstlendiğini belirten Yaşar, şu ifadeleri kullandı: "Beyinde sinaptik bağlantıları hızlandıran BDNF adlı bir protein vardır. Depresyonda bu proteinin seviyesi düşerken, sanatla ilgilenen gençlerde arttığı kanıtlanmıştır. Çocukluk ve gençlik yıllarında sanatla ilgilenen bireylerin, 30'lu yaşlara geldiklerinde depresyona girme riskinin yüzde 45 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle bazı ülkelerde artık ‘müze reçeteleri' yazılmaktadır"

“DAHA ÇOK SOKAK SANATINA İHTİYACIMIZ VAR”

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2019 verilerine göre şehir yaşamında anksiyete bozukluğunun yüzde 39, duygu durum bozukluklarının ise yüzde 40 daha fazla görüldüğünü hatırlatan Yaşar, sanatın tedavi süreçlerinde etkili olduğunu belirtti.

Kaynak: İHA