Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin çevresel etkileri, halk sağlığı üzerindeki etkilerini artırmaya devam ediyor. Uzmanlar, değişen iklim koşulları nedeniyle polen mevsiminin uzadığını, hava kirliliğinin arttığını ve bunun astım vakalarında ciddi yükselişe yol açtığını belirtiyor. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Galip Ekuklu, iklim değişikliğinin solunum yolu hastalıkları üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
POLEN MEVSİMİ DAHA UZUN SÜRÜYOR
Galip Ekuklu, küresel sıcaklık artışıyla birlikte polen mevsiminin geçmiş yıllara göre daha uzun sürdüğünü söyledi. Uzayan polen döneminin, astımı tetikleyen en önemli nedenlerden biri haline geldiğini belirten Ekuklu, özellikle gelişim çağındaki çocukların bu süreçten daha fazla etkilendiğini ifade etti.Uzmanlar, artan alerjen yoğunluğunun solunum yolu hastalıklarını daha yaygın hale getirdiğine dikkat çekiyor.
ORMAN YANGINLARI VE ÇÖL TOZLARI ETKİLİ OLUYOR
Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerini doğrudan hissettiğini belirten Ekuklu, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde artış gösteren orman yangınlarının hava kalitesini ciddi şekilde bozduğunu kaydetti. Yangınlardan atmosfere yayılan kül ve partiküllerin hava kirliliğini artırdığı, buna taşınan çöl tozlarının da eklenmesiyle birlikte solunum yolu hastalıklarının daha yaygın hale geldiği ifade edildi.
400 MİLYON KİŞİ ASTIMLA YAŞAYABİLİR
Galip Ekuklu, Avrupa’dan elde edilen verilerin de astım vakalarındaki artışı desteklediğini söyledi. Mevcut iklim koşullarının devam etmesi halinde dünya genelinde yaklaşık 400 milyon kişinin astım hastası olabileceği öngörülüyor. Uzmanlar, bu sayının ilerleyen yıllarda daha da artabileceğine dikkat çekiyor.
ÇOCUKLAR İÇİN ÖNLEM ÇAĞRISI
Potansiyel alerji riski taşıyan çocukların iklim değişikliğinin oluşturduğu yeni çevresel koşullara karşı daha savunmasız olduğunu belirten uzmanlar, koruyucu önlemlerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Bilim insanları, iklim değişikliğinin yalnızca çevreyi değil, insan sağlığını da doğrudan etkilediğini belirterek sağlık politikalarının iklim verileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.




