DERYA GÖNÜLLÜ: THERMOFORM TEKNOLOJİLERİNDE KADIN GÜCÜ VE YENİLİKÇİ VİZYONUN SİMGESİ

İstanbul doğumlu Derya Gönüllü, Türkiye’de makina ve kalıp sanayi alanında öncü çalışmalarıyla adından sıkça söz ettiren bir iş kadını. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlayan Gönüllü, Süleyman Demirel Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü mezunu.
Eğitimini tamamladıktan sonra 2000’li yılların başında gıda ambalaj makineleri ve kalıpları üreten bir firmada sektöre adım attı. Bu dönemde, tek kullanımlık “kullan-at” ambalajların Thermoform teknolojisiyle üretimini yakından inceleyerek alandaki teknik eksiklikleri fark etti. Thermoform; ısı, basınç ve vakumun mükemmel birleşiminden doğan, plastik levhaların üç boyutlu formlara dönüştüğü ileri bir üretim yöntemiydi. Derya Gönüllü, bu teknolojinin Türkiye’de sistematik üretim altyapısına kavuşması için öncü adımlar atan ilk mühendislerden biri oldu.
Kadın mühendis olarak sektörde ilklere imza attı
2000’li yıllarda Politeknik Makina Kalıp Sanayi Tic. Ltd. Şti.’nin kurucu ortağı olarak iş hayatına atılan Gönüllü, Türkiye’nin önde gelen markalarından Ülker ve Eti gibi birçok firmanın ambalaj ürün tasarımlarını, üretim makinelerini ve kalıplarını üretti.
O yıllarda bilgisayar destekli CAD/CAM programlarıyla üretim yapan ilk firma ve bu alanda çalışan ilk kadın mühendis olarak sektörde çığır açtı. Ayrıca yüksek teknoloji üretimlerinde kullanılan CNC makineleriyle üretim yapan ilk girişimci kadın olma unvanını da kazandı.
Kendi markasını yarattı: 3Eksen Makina Kalıp Sanayi
2007 yılında girişimcilik yolculuğuna kendi markasıyla devam eden Gönüllü, 3Eksen Makina Kalıp Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’yi kurarak profesyonel üretim süreçlerini uluslararası standartlara taşıdı.
2013 yılına gelindiğinde şirketi, Türkiye’nin alanında en başarılı iki firmasından biri haline geldi ve ilk ihracatını Almanya’ya gerçekleştirdi. Ardından Bulgaristan, Rusya, İran, Suudi Arabistan, Kanada ve Almanya gibi ülkelere ihracat yaparak global pazarda yerini aldı.
Bugün Derya Gönüllü’nün liderliğinde 3Eksen Makina, Avrupa standartlarında üretim yapan, Ar-Ge ve patentli ürünleriyle sektörde güvenilirliğiyle öne çıkan bir marka konumunda.
Marka dönüşümü: 3Eksen’den Derya Thermoform Teknolojileri’ne
Sektördeki 20 yılı aşkın deneyimini yeni bir kimlik altında geleceğe taşımak isteyen Gönüllü, 2024 yılı itibarıyla 3Eksen Makina Kalıp Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’nin faaliyetlerini “Derya Thermoform Teknolojileri” markası altında sürdürme kararı aldı.
Bu dönüşüm, yalnızca bir isim değişikliği değil; aynı zamanda markanın küresel vizyonunu, teknolojiye dayalı üretim anlayışını ve sürdürülebilirlik hedeflerini yeniden tanımlayan stratejik bir adım oldu.
Yeni dönemde Derya Thermoform Teknolojileri, kendi üretim tesisine sahip olmak yerine, inovatif projelerin niteliğine göre seçilen modern üretim merkezleriyle stratejik iş birlikleri kurarak çalışmalarını sürdürüyor.
Merkez ofisinden yürütülen planlama, Ar-Ge ve tasarım süreçleriyle, markanın küresel ölçekte rekabet gücünü artıracak esnek, yenilikçi ve sürdürülebilir bir iş modeli benimsendi.
Derya Gönüllü, bu yeni yapılanmayla markasını dünya standartlarında bir Thermoform teknolojileri inovasyon merkezi haline getirmeyi hedefliyor.
KOBİ’ler için çözüm odaklı bir lider
Gönüllü, yalnızca üretim sektöründe değil, aynı zamanda iş dünyasının gelişimi için de aktif bir rol üstlendi. 2020’li yıllarda kurucuları arasında yer aldığı İOSİD (İstanbul Organize Sanayi İş İnsanları Derneği) ile sahada sorun yaşayan KOBİ’ler için çözüm üretmeyi ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemeyi hedefledi.
Bireysel gelişim ve yaşam dengesiyle örnek bir rol model
Kariyerinin yanı sıra bireysel gelişime de büyük önem veren Gönüllü, sayısız bireysel gelişim ve mental yönetim workshopuna katıldı. Hayat felsefesinde “çalışma kadar ruhun gelişimi”ne de yer veren Gönüllü, fitness, pilates, yoga, tenis, atletizm, tango ve salsa gibi alanlarda da aktif olarak kendini geliştirdi.
Güçlü iletişimi, çok yönlü birikimi, özgün projeleri, vizyoner yaklaşımı ve enerjisiyle dikkat çeken Derya Gönüllü; sanayi, teknoloji ve bireysel gelişimi bir arada yürütebilen nadir kadın liderlerden biri olarak öne çıkıyor.

DYNAMİTE 7, TEKK ONE VE ELMAS'TAN “SİN CİTY – GÜNAHLAR ŞEHRİ” YAYINDA!

Dynamite 7, Tekk One ve Elmas’ın ortak imzasıyla hazırlanan “Sin City – Günahlar Şehri” isimli RAP/HIP HOP parçası, MüzikOnair etiketiyle yayınlandı. 4K çözünürlüğündeki iddialı video klibiyle netd müzik’te yerini alan şarkı, dinleyicilerden yoğun ilgi görüyor.
Youtube linki: https://www.youtube.com/watch?v=9W67Qmpsh3g&list=RD9W67Qmpsh3g&start_radio=1
Almanca ve Türkçenin güçlü harmanıyla öne çıkan parça, dinleyiciyi “günahların şehrine” yani karanlık sokakların atmosferine sürüklüyor. Sert ritimler, çarpıcı sözler ve güçlü görselliğiyle “Sin City” rap severlere farklı bir deneyim sunuyor.
Şarkının söz ve müziği Dynamite 7 (Fatih İşler), Tekk One (Fatih Çakır) ve Elmas’a (Emre Bayrak) ait. Beat altyapısı Semih Gökdeniz tarafından hazırlanırken, aranjesi ise Fatih Çakır imzası taşıyor. Mix ve mastering sürecinde Saw Black (Mücahit Bulut) görev aldı. Kayıtlar ise Tekk Studios’ta gerçekleştirildi.
Klibin yönetmen koltuğunda Fatih Çakır otururken, kamerada hem Fatih İşler hem de Fatih Çakır yer aldı. Kamera asistanlığı Cem ve Lara Çakır tarafından yapılırken, styling kısmında Taceddin Yağdıran imzası bulunuyor.
Sokak kültürünün ruhunu taşıyan ve rap müziğin sert tavrını yansıtan “Sin City – Günahlar Şehri”, hem işitsel hem görsel olarak güçlü bir atmosfer yaratıyor. RAP/HIP HOP severlerin mutlaka keşfetmesi gereken bu proje, sanatçıların ortak üretim gücünü ortaya koyuyor.

FUAD ARAS’TAN ANADOLU ESİNTİLİ YENİ TEKLİ: “DENİZ ÜSTÜ KÖPÜRÜR”

Kırşehir’in müzik geleneğinden beslenen sanatçı Fuad Aras, Anadolu’nun ruhunu modern tınılarla harmanladığı yeni teklisi “Deniz Üstü Köpürür” ile müzikseverlerin karşısına çıktı. Home Office Records etiketiyle yayımlanan eser, 4K çözünürlüğündeki video klibiyle netd müzik kanalında yerini aldı.
🎧 YouTube linki: https://www.youtube.com/watch?v=ottzpIjQ1qE
1985 yılında Kırşehir’de doğan Fuad Aras, ortaokul ve lise eğitimini bu şehirde tamamladı. Müziğe olan ilgisi lise yıllarında, okulunun müzik grubu Çöl Grubu ile başladı. Bu dönemde Orta Anadolu’nun köklü ozan geleneğinden derinden etkilenen sanatçı, halk müziğinin özündeki duygusal derinliği modern anlayışla birleştirmeyi kendine ilke edindi.
2010 yılında İstanbul’a taşınan Aras, büyük şehrin sosyal yapısı, sınıfsal farklılıkları ve toplumsal dinamiklerinden beslenerek Özgün Müzik ve Anadolu Rock tarzlarına yöneldi. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte eserlerini çevrim içi platformlarda paylaşmaya başlayan sanatçı, 2025 yılında altı eserden oluşan ilk albümünü müzikseverlerle buluşturdu.
Yeni teklisi “Deniz Üstü Köpürür”, geleneksel ezgileri çağdaş düzenlemelerle bir araya getiriyor. Söz ve müziği anonim olan bu halk türküsü, Kemal Arapoğlu’nun düzenlemesiyle yeniden hayat bulurken, eserde gitarı Soyhan Şenyaylar, bas gitarı Kemal Büyük, bateriyi Ozan Arapoğlu, yaylıları Şenyaylar grubu, solo kemanı Yılmaz Şenyaylar ve nefeslileri Polat Akarçay üstlendi. Mix süreci M. Arapoğlu, mastering ise Muammer Tokmak tarafından gerçekleştirildi.
Video klibin yönetmen koltuğunda Aykut Karagöl oturuyor. Görüntü yönetmenliğini de üstlenen Karagöl, klipte eserin duygusal yoğunluğunu sade ama etkileyici görsel bir dille yansıtırken, ışık şefliğini Doğan Erdoğdu, post prodüksiyonu ise Posthanepost ekibi üstlendi.
“Deniz Üstü Köpürür”ün yanı sıra Fuad Aras, son dönemde art arda yayımladığı dört özel çalışmayla da dikkatleri üzerine çekti. “Gel Gör Beni Aşk Neyledi”, “Üryan Geldim”, “Şiire Gazele” ve “Aldırma Gönül” adlı eserleriyle halk müziği geleneğini günümüz sound’larıyla yeniden yorumlayan sanatçı, özellikle “Üryan Geldim” adlı eseriyle dinleyicilerden tam not aldı. Sözleri anonim, müziği ise Fuad Aras’a ait olan bu eser, sanatçıya göre “yeniden doğmuş bir şarkı” olarak değerlendiriliyor ve Anadolu müziğine taze bir ruh kazandırıyor.
Sanatçı, üretkenliğini hız kesmeden sürdürürken, söz ve müziği kendisine ait olan “Alacakaranlık” adlı yeni şarkısının klibini de önümüzdeki ay yayımlamaya hazırlanıyor. Fuad Aras, bu yeni çalışmasında duygusal yoğunluğu ve kişisel hikâyesini farklı bir müzikal atmosferle buluşturmayı hedefliyor.
Fuad Aras, gelenekten kopmadan yeniyi arayan, her eserinde Anadolu’nun sesini modern dünyanın ritmiyle harmanlayan çizgisiyle, çağdaş halk müziğinin güçlü temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor.
🎵 Fuad Aras – Deniz Üstü Köpürür
📺 İzlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=ottzpIjQ1qE

HAZER YAKUT: MÜZİĞİN KALBİNDE BİR YOLCULUK

24 Haziran 1986’da Uşak’ta doğan Hazer Yakut, müziğe olan ilgisini çocukluk yıllarından itibaren keşfetmiş bir sanatçı. Müzik öğretmeni olan ablası Ceren Yakut, onun müziğe yönelmesinde büyük bir rol oynadı. Eğitim hayatını Uşak Anadolu Lisesi’nde sürdüren Yakut, okulun çok sesli korosunda hem korist hem de solist olarak sahne aldı. Ortaokul yıllarında gitar çalmaya ve beste yapmaya başlayan sanatçı, aynı dönemlerde Uşak’ta çeşitli rock müzik gruplarıyla sahneye çıkarak müzikal yeteneğini geliştirdi. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nde tamamlayan Hazer Yakut, bir süre okullarda rehber öğretmen olarak görev yaptı. Ancak müzik tutkusunu hiçbir zaman bir kenara bırakmadı. İstanbul’da birçok mekânda sahne alarak dinleyici kitlesini genişletti, hatta bir dönem Taksim’de sokak müzisyenliği yaparak müziğin gerçek ruhuyla buluştu. Bu dönemde ayrıca İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikal Sanat Dalı’nda da eğitim aldı. Sanat yolculuğunun yanı sıra çevresel duyarlılığını da ön planda tutan Hazer Yakut, geçtiğimiz yıllarda geri dönüşüm projelerinde önemli görevler üstlenerek fark yarattı. Aynı zamanda Uşak Üniversitesi İşletme Bölümü Yüksek Lisans Programı’nı da başarıyla tamamladı. 2022 yılında söz ve müziği kendisine, düzenlemesi Gürsel Çelik’e ait olan “Deli Kız Deli Oğlan” adlı şarkısıyla müzik piyasasına renkli bir giriş yaptı. 2023’te ise ablası Ceren Yakut’la birlikte söz ve müziğini hazırladığı, yine Gürsel Çelik düzenlemesiyle çıkan “Eros” isimli teklisiyle adından söz ettirdi. 2024 yılında üretkenliğini hız kesmeden sürdüren sanatçı, söz ve müziği kendisine, düzenlemesi Aytaç Kart’a ait olan “Fondip” ve “Yerin Dolmadı” şarkılarını dinleyiciyle buluşturdu. Aynı yıl yine Gürsel Çelik’in düzenlemesini üstlendiği “Birileri Var” ile müzik yolculuğuna yeni bir halka ekledi. 2025 yılına geldiğimizde ise Yakut, sözü ve müziği kendisine, düzenlemesi Aytaç Kart’a ait “Ağla” ve “İvedili” adlı iki single çalışmasıyla üretkenliğini bir kez daha kanıtladı. Bugün Hazer Yakut, müzik sahnesinde enerjisi, sahne karizması, özgün sesi ve içten yorumlarıyla dikkat çekiyor. Yetenekleri, özgün tarzı, vizyoner bakışı, güçlü iletişimi ve pozitif enerjisiyle müzik dünyasında parlayan bir isim olmayı sürdürüyor. Her yeni şarkısında dinleyicisine samimi bir hikâye anlatan Yakut, sahnelerde ve stüdyoda üretmeye devam ediyor. Müziğe olan inancı ve sanata kattığı içtenlikle, Hazer Yakut adını geleceğin unutulmaz kadın sanatçıları arasında görmek hiç de uzak bir ihtimal değil.

MELİSSA : “YALAN” İLE SANAT DÜNYASINA GÜÇLÜ DÖNÜŞ

Müzik dünyası, 17 Ekim 2025’te yayınlanacak yeni bir single’a hazırlanıyor. Aslen Çankırılı olan, 16 Nisan 1988 doğumlu sanatçı Melissa Toklu, “Yalan” adlı şarkısıyla sahnelere güçlü bir dönüş yapıyor. Söz ve müziği Melissa ile Rauf Bayğut imzası taşıyan eser, sanatçının yeteneklerini, kendine özgü tarzını ve çok yönlü birikimini yansıtan özel bir proje olarak dikkati çekiyor.
Almanya’da büyüyen ve eğitimini hem Avrupa’da hem de Türkiye’de sürdüren Melissa, havacılık ve gastronomi bölümlerinde lisans eğitimleri aldı. Kabin memurluğu mesleği ona disiplin, ekip çalışması ve farklı kültürlerle iletişim becerisi kazandırdı. Ancak onun yolculuğu yalnızca havacılıkla sınırlı kalmadı. Avrupa’da aldığı profesyonel mankenlik eğitimiyle podyumlarda yer aldı, Türkiye’de ünlü moda ajansları ve modacılarla çalışarak defilelerde ve televizyon projelerinde boy gösterdi.
Sanatçı, moda ve sahne deneyimini şimdi müzik kariyerine taşıyor. Melissa geçmişte Moda tasarım eğitimi de aldı. Işıltısı, pozitif enerjisi, güçlü iletişimi ve vizyonuyla dikkat çeken Melissa , “Yalan” adlı şarkısının görsel estetik ve sahne performansıyla da fark yaratacağına inanıyor.
Melissa, Almanca ve İngilizceyi ileri seviyede, Fransızcayı orta düzeyde konuşuyor; ayrıca Arapça bilgisine de sahip. Çok kültürlü yaşamının getirdiği zenginlik, onun sanatına da yansıyor.
Sanat dünyasına “Yalan” ile adım atan Melissa, müzikseverlere şu mesajı veriyor: “Hayatın farklı alanlarında deneyim kazandım. Şimdi tüm birikimimi müziğe aktarıyorum. İlk single’ımla sevenlerime güçlü bir enerji ve sahici bir hikâye sunmak istiyorum.”

POSTMODERN: VİYANA’DA KLASİK MÜZİĞE MODERN DOKUNUŞ

Tarih ve sanatın kalbi Viyana, bu sezon klasik müziğe farklı bir soluk kazandıran büyüleyici bir konser serisine ev sahipliği yapıyor. “Postmodern – Konzerte für postmoderne klassische Musik” başlıklı etkinlik, kentin en etkileyici salonlarından biri olan Sofiensäle’de sanatseverlerle buluşuyor.
Klasik müzik, bu kez sadece işitilmiyor; ışık, kostüm ve sahne tasarımıyla adeta yeniden doğuyor. Etkinliği organize eden All Season Events, izleyicilere “duyulan, görülen ve hissedilen” çok boyutlu bir deneyim sunmayı hedefliyor.
Sahnede yer alan isimler, müziği görsel bir sanat eserine dönüştürüyor. Piyanist Nazlı Hacıalioğlu, zarif dokunuşlarıyla tınıları şekillendirirken; viola sanatçısı Tuğçe Özyonar ve keman virtüözü Ion Scripcaru, klasik melodilere modern yorumlar katıyor. Soprano Gesu Zefi’nin güçlü sesi ve balerin Anastasia Markina’nın büyüleyici performansı ise konseri adeta bir duygusal yolculuğa dönüştürüyor.
Devasa avizelerin altında, dramatik ışık oyunları ve özgün sahne tasarımları eşliğinde her nota bir hikâyeye dönüşüyor. Geleneksel klasik müziğin zarafeti korunurken, cesur yorumlarla çağdaş bir kimlik kazanıyor. Etkinliğin mottosu, “Müziği yalnızca kulakla değil, gözle ve kalple hissetmek.”
“Postmodern” serisi, klasik müziğin sınırlarını yeniden çizerek, izleyicisini hem geçmişin görkemiyle hem de bugünün yenilikçi ruhuyla buluşturuyor.

SETTEN TİYATROYA: SAVAŞ ÖZDEMİR VE TEVFİK ERMAN KUTLU’DAN “KIRMIZI BAR”

Televizyon ekranlarından tanıdığımız iki güçlü isim, Savaş Özdemir ve Tevfik Erman Kutlu, bu kez sahnede bir araya geliyor. Özdemir’in kaleminden çıkan ve başrolünü Kutlu ile paylaştığı “Kırmızı Bar”, insanın kendi karanlığıyla yüzleştiği çok katmanlı bir hikâyeyi seyirciyle buluşturuyor.
Zamanın tükenişi, vicdanın sesi
Oyunun yazarı ve oyuncusu Savaş Özdemir, “Kırmızı Bar”ın çıkış noktasını şöyle anlatıyor: “Kırmızı Bar, çaresizce zamanın tükenişini izleyen insanın er ya da geç kendi karanlığıyla ve vicdanıyla yüzleşeceği gerçeğinden doğdu. Geçmişe gömdüğünü sandığın gerçekler döner dolaşır ve seni bulur.”
Uzun süre arşivinde bekleyen oyunun yeniden hayat bulması ise bir set arasında gerçekleşen tesadüfi bir sohbete dayanıyor. Özdemir, o anı şöyle aktarıyor: “Tevfik kardeşimle set arasında sohbet ederken bana tek kişilik bir oyun arayışında olduğunu söyledi. ‘Eğer iki kişilik düşünürsen sana yazdığım bir oyunu okutmak isterim’ dedim. Okuduktan sonra birlikte oynamak istediğini söyledi. Uzun zamandır tiyatrodan uzaktım. Onun heyecanı içimdeki tiyatro aşkını yeniden alevlendirdi.”
Bir barda sabaha karşı başlayan yüzleşme
Tek perde, tek mekân ve tek geceye sığan “Kırmızı Bar”, sabaha karşı elinde tüfekle bara giren yaralı bir adam ile barmen arasında geçen sarsıcı bir karşılaşmayı anlatıyor. Özdemir, oyunun temasını şöyle özetliyor: “Kişisel gibi görünen travmalarımızın ve kimlik arayışımızın aslında toplumsal belleğimizle aynı kökten beslendiğini anlatıyoruz. Bu bir yüzleşme hikâyesi.” Oyunun en çarpıcı repliği olan “Gördüğün son şey ben olacağım!”, her seyircide farklı bir anlam buluyor: “Kimisi için bir tehdit, kimisi için kader, kimisi için vicdanın sesi. Herkes kendi karşılaşmasını yaşayacak.”
Seyirciyle mesafesiz bir tiyatro anlayışı
Kırmızı Bar, klasik dramatik yapıdan ziyade içsel bir akış üzerine kurulu. Özdemir, “Oyunu yazarken dramaturjik kaygılardan çok sezgilerimi serbest bıraktım,” diyor ve ekliyor: “Seyircinin sahneyle olan mesafesini kırıp hikâyeye ortak etmenin tek yolu, insana dair temel duygularımızı ve travmalarımızı tüm çıplaklığıyla göstermekti. Oyunculuk anlayışımızı da bu çıplaklık üzerine inşa ettik.”
Ekip ve sahne arkasında
Oyunun yönetmenliğini Erman Koç, yardımcılığını Dilan Aydın üstleniyor. Savaş Özdemir ve Tevfik Erman Kutlu’nun sahne performansları, “Kırmızı Bar”ı yalnızca bir tiyatro oyunu olmaktan çıkarıp seyirciyi içine çeken bir zaman tüneline dönüştürüyor.

YASİN SÜMER’DEN DUYGUSAL HİT: “SENİNLE”

Karadeniz’in güçlü sesi Yasin Sümer, yeni şarkısı “Seninle” ile müzikseverlerin karşısına çıktı. Cinan Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini alan eser, kısa sürede dinleyicilerden yoğun ilgi gördü. 1995 yılında Rize’nin Pazar ilçesinde dünyaya gelen ve çocuk yaşlardan itibaren müziğe gönül veren Yasin Sümer, yaşamı boyunca birçok zorlukla mücadele etmesine rağmen sanat tutkusundan vazgeçmedi. Ortaokul yıllarında müzik derslerinde şarkı söyleyen “afacan çocuk” olarak bilinen Sümer, küçük yaşta sanatçılığa adım atmıştı. Yengesi de bir şarkı sözü yazarıydı; birlikte geçirdikleri bu müzikal ortam, onun kariyer yolculuğunun temel taşlarını oluşturdu. Henüz 17-18 yaşlarında “Rüzgar” isimli ilk şarkısını yapan Yasin Sümer, ardından aranjör arkadaşı Emre Salep ile yollarını birleştirdi. İkili, “Çaykara”, “Yüreğimin Sancısı” ve Karadeniz ezgileriyle bezenmiş “Hançer” gibi şarkılara imza attı. Sanat yolculuğu boyunca her adımında daha da güçlenen Sümer, yaklaşık 3.5 yıl sonra yönetmen Hasan Güzel ile tanışarak yeni bir sayfa açtı.
Bu iş birliğinin ilk meyvesi, “Seninle” adlı parça oldu. Duygusal sözleri ve etkileyici klibiyle öne çıkan eser, dinleyenlere romantik bir yolculuk sunuyor. Klipte, oyuncu model Ömerhan Artar performansıyla dikkat çekiyor. Şarkının söz ve müziği Emre Salep’e ait. Düzenlemesi yine Emre Salep tarafından yapılan parçanın mix ve mastering işlemleri Kemal Can Başnar’ın imzasını taşıyor. Yönetmen koltuğunda Hasan Güzel’in oturduğu klipte, oyuncu model olarak ise Ömerhan Artar yer alıyor. Yasin Sümer’in “Seninle” adlı şarkısı, YouTube’da da müzikseverlerle buluştu:

https://www.youtube.com/watch?v=P2RW6uqWh5w&list=RDP2RW6uqWh5w&start_radio=1
BLACKSEATRENDİ katkılarından dolayı teşekkür eden sanatçı, “Seninle” ile birlikte Karadeniz’den yükselen güçlü sesini tüm Türkiye’ye ve dijital dünyaya duyurmayı sürdürüyor.