Sağlık

Yaz aylarında böbrek taşı alarmı: Uzmanı özellikle bu kişileri uyardı

Sıcak havalarda terlemeyle artan sıvı kaybı böbrek taşı oluşumunu nasıl etkiliyor? Medical Park Tokat Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Cem Dilmen, yaz aylarında idrarın yoğunlaşmasının taş oluşumuna zemin hazırlayabildiğini belirterek yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çekti

Abone Ol

Yaz aylarında sıcak hava ve terlemeye bağlı sıvı kaybının böbrek taşı oluşumu açısından riski artırabildiğini belirten Medical Park Tokat Hastanesi Üroloji Op. Dr. Cem Dilmen, özellikle sıcak iklimlerde böbrek taşı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuruların artabildiğini söyledi.

Op. Dr. Dilmen: "Sıcak havalarda terleme yoluyla sıvı kaybının artması idrar hacmini azaltarak idrarın yoğunlaşmasına neden olabilir. Yoğun idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşumunda rol oynayan maddeler daha kolay kristalleşebilir. Bu nedenle özellikle yaz aylarında yeterli sıvı tüketimine dikkat edilmelidir" dedi.

Sıcak havaların böbrek taşı açısından önemli bir risk oluşturabileceğini belirten Dilmen, "Özellikle sıcak iklimlerde ve yaz aylarında böbrek taşı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurular artabilmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri terleme ile birlikte gelişen sıvı kaybıdır. Yeterli sıvı alınmadığında idrar miktarı azalır ve idrar yoğunlaşır. Bu durum taş oluşumuna zemin hazırlayabilir" diye konuştu.

SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU İÇİN

Böbrek taşı oluşumunu önlemede yeterli sıvı tüketiminin en etkili yöntemlerden biri olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Dilmen, günlük sıvı ihtiyacının kişiden kişiye değişebildiğini ifade etti.

Dilmen: "Günlük sıvı ihtiyacı kişiden kişiye değişmekle birlikte hedef, günde en az 2-2,5 litre idrar çıkarmaktır. Yaz aylarında çoğu erişkin için 2,5-3 litre sıvı tüketimi gerekebilir. Yoğun terleyen kişilerde ise sıvı ihtiyacı daha da artabilir. Özellikle susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su tüketilmesi önemlidir" ifadelerini kullandı.

TUZ VE FAZLA HAYVANSAL PROTEİN TAŞ RİSKİNİ ARTIRABİLİR

Böbrek taşı oluşumunda sıvı tüketiminin yanı sıra beslenme alışkanlıklarının da etkili olduğunu vurgulayan Op. Dr. Dilmen, genetik yatkınlık, fazla tuz tüketimi, aşırı hayvansal protein, obezite, diyabet, bazı metabolik hastalıklar ve hareketsiz yaşamın taş oluşumu riskini artırabileceğini belirtti.

Dilmen: "Genetik yatkınlık, fazla tuz tüketimi, aşırı hayvansal protein, obezite, diyabet, bazı metabolik hastalıklar ve hareketsiz yaşam taş oluşumu riskini artırabilir. Özellikle beslenme alışkanlıkları değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır" dedi.

Yaz aylarında beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Op. Dr. Dilmen, "Aşırı tuz tüketimi idrarla kalsiyum atılımını artırabilir. Şekerli ve gazlı içecekler ile kontrolsüz yüksek protein içeren diyetler de taş oluşumu açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle yeterli su tüketimiyle birlikte dengeli ve Akdeniz tipi beslenme tercih edilmelidir" şeklinde konuştu.

ŞİDDETLİ YAN AĞRISI BÖBREK TAŞININ HABERCİSİ OLABİLİR

Böbrek taşlarının bazı durumlarda belirgin şikâyetlere yol açabildiğini belirten Op. Dr. Dilmen, şiddetli yan ağrısı ve kasığa yayılan ağrının yanı sıra idrarda kan, bulantı ve kusmanın da görülebilen belirtiler arasında olduğunu söyledi.

Dilmen: "Şiddetli yan ağrısı, kasığa yayılan ağrı, idrarda kan, bulantı ve kusma böbrek taşında görülebilen tipik belirtilerdir. Ancak ateş, titreme veya idrar çıkışının durması gibi durumlarda enfeksiyon ve idrar yolu tıkanıklığı açısından acil değerlendirme gerekir" ifadelerini kullandı.

HER BÖBREK TAŞI AMELİYAT GEREKTİRMİYOR

Her böbrek taşında cerrahi müdahalenin gerekli olmadığını vurgulayan Op. Dr. Dilmen, uygulanacak tedavi yönteminin taşın özelliklerine ve hastanın durumuna göre belirlendiğini ifade etti.

Dilmen: "Tedavi yöntemi taşın boyutuna, bulunduğu yere ve hastanın klinik durumuna göre belirlenir. Küçük taşlar bazı hastalarda ilaç tedavisiyle kendiliğinden düşebilir. Uygun hastalarda ESWL olarak adlandırılan taş kırma yöntemi tercih edilebilir. Büyük, enfekte veya idrar akışını engelleyen taşlarda ise endoskopik cerrahi yöntemler gündeme gelebilir" dedi.

BÖBREK TAŞLARINDA KAPALI CERRAHİ YÖNTEMLER KULLANILIYOR

Modern ürolojide böbrek taşlarının önemli bir bölümünün endoskopik yöntemlerle tedavi edilebildiğini anlatan Op. Dr. Dilmen, lazer destekli uygulamaların da uygun hastalarda kullanılabildiğini belirtti.

Dilmen: "Lazer destekli endoskopik yöntemler uygun hastalarda böbrek taşlarının tedavisinde kullanılabilmektedir. Bu yöntemler daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sağlayabilir" dedi.

BÖBREK TAŞI HASTALIĞI TEKRARLAYABİLİR

Böbrek taşı hastalığının tekrarlayabilen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Dilmen, yalnızca mevcut taşın tedavi edilmesinin yeterli olmayabileceğini söyledi.

"Taş hastalığı kronik bir yatkınlıkla ilişkili olabilir. Bu nedenle yalnızca mevcut taşı tedavi etmek değil, taşın neden oluştuğunu araştırmak da önemlidir. Taş analizi, gerekli durumlarda metabolik değerlendirme, yeterli sıvı tüketimi ve kişiye özel beslenme önerileri yeni taş oluşumunun önlenmesine katkı sağlayabilir."

TAŞ ÖYKÜSÜ OLANLAR YAZ AYLARINDA DAHA DİKKATLİ OLMALI

Daha önce böbrek taşı öyküsü bulunan kişilerin sıcak havalarda sıvı kaybına karşı daha dikkatli olması gerektiğini belirten Op. Dr. Dilmen, özellikle uzun süre güneş altında çalışan ve yoğun fiziksel aktivite yapan kişilerin kaybettikleri sıvıyı yerine koymasının önem taşıdığını ifade etti.

Dilmen: "Taş öyküsü olan kişiler susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketmeli. Uzun süre güneş altında çalışan veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler terlemeyle kaybettikleri sıvıyı mutlaka yerine koymalı ve doktorlarının önerdiği kontrolleri aksatmamalıdır" ifadelerini kullandı.

BÖBREK TAŞI OLUŞMADAN ÖNCE ÖNLEM ALINMALI

Böbrek taşı oluşmadan önce alınacak önlemlerin önemine dikkat çeken Op. Dr. Dilmen, yeterli sıvı tüketimi, dengeli beslenme ve kişisel risk faktörlerinin kontrol altında tutulmasının taş oluşumunu önlemeye katkı sağlayabileceğini söyledi.

Dilmen: "Yaz aylarında yeterli sıvı tüketmek, aşırı tuzdan kaçınmak, dengeli beslenmek ve kişisel risk faktörlerini kontrol altında tutmak taş oluşumunun önlenmesine yardımcı olabilir. Basit yaşam tarzı değişiklikleri, ağrılı taş ataklarının ve bazı hastalarda cerrahi tedavi ihtiyacının azaltılmasına katkı sağlayabilir" dedi.