Hastanelerde yeşil kavramı, kullanılan enerji ve suyun daha verimli kullanılmasını sağlamak, tüm israfları ortadan kaldırmak, çevre dostu bina tasarımları sağlayarak toplumun sağlık düzeyine olumlu katkı yapmak olarak ifade edilmektedir

Tıbbi atıkların kaynağında ayrıştırılması ve toplanmasından nihai olarak bertaraf edilmesine kadarki her sürecin güvenli ve uygun bir şekilde yapılması hem çalışan hem de çevre sağlığı açısından oldukça önemli. Bir diğer bileşen su yönetimi. Su, hastane lerin yoğun kullanmak zorunda olduğu önemli bir kaynak.
Su tüketiminin azaltılmasında kullanılabilecek en temel yaklaşım eski ekipmanların, uygun ve verimli yeni ekipmanlarla değiştirilmesi. Özellikle içme suyu dışındaki kullanımlarda suyu geri dönüştürmek için oluşturulan kanalizasyon arıtma  sistemi ve yağmur toplama sistemlerinden elde edilen geri dönüştürülmüş sular kullanılabilir. 

Yeşil hastane konsept içerisinde yer alan bileşenlerden bir diğeri de çevre dostu satın alma. Güvenli ve çevresel zararı en az olan ürünlerin tercih edilmesi yoluyla daha az zehirli, daha az kirletici, daha fazla enerji verimliliği sağlayan, geri dönüşümü yüksek; hastalar, çalışanlar ve çevre için daha sağlıklı ve güvenli malzemelerin alınması ve kullanılması sağlanabilir.
Hastanelerin yeşil hastane olması veya dönüşmesi konusundaki zorluklara da değinmenin faydalı olacağını düşünüyorum. Öncelikle hastanelerde kesintisiz enerji gerekliliği, sistemler de ikincil, hatta üçüncül yedekleme sistemlerini gerekli kılabiliyor. Sağlık sektörüne özgü sağlık ve güvenlik yönetmeliklerinin yanı sıra sağlık hizmeti sunulan binalara ilişkin oluşturulan yönetmelikler, bazı sürdürülebilir uygulamaları sınırlandırabiliyor.
 Diğer bir zorlaştırıcı nokta ise hastanelerin katı enfeksiyon protokollerine ilişkin uygulamalar. Ayrıca hastane akredite standartları kapsamında yerine getirilmesi gereken uygulamalar çevreye duyarlı seçimleri zorlaştırabiliyor. Aynı şekilde teşhis ve tedavide 
kullanılan teknoloji ve cihazların gerek kullanımına bağlı gerekse temizlik, dezenfekte edilmesi veya sterilizasyonunda toksik ve tehlikeli malzeme ve kimyasalların kullanılması zorunlu olabiliyor.

10 BAŞLIKTA DEĞERLENDİRME

Değerlendirme 10 başlıkta (yönetim, sağlık ve mutluluk, enerji kullanımı, taşıma, su, materyal, atık, arazi kullanımı ve ekolojisi, kirlilik ve inovasyon) toplam 110 puan üzerinden yapılıyor.
Değerlendirme 9 başlıkta (sürdürülebilirlik, su verimliliği, enerji ve atmosfer, materyaller ve kaynaklar, iç alan çevre kalitesi, inovasyon ve bölgesel etmenler) toplam 110 puan üzerinden yapılıyor. Değerlendirme sonucunda 40 üzerinde puan alan hastanelere sertifika veriliyor. Bu sertifikalardan 80 ve üstü puan alan hastaneler “platinyum”, 60-79 arası puan alan hastaneler “altın” ve 50-59 arası puan alan hastaneler “gümüş” sertifika ile belgelendiriliyor.
Dünyada yeşil hastanelere yönelik dönüşüm konusunda neler söylemek istersiniz?
Başlangıçta sağlık hizmeti sunan kurumlar dışında uygulanan yeşil yapı hareketlerine zaman içerisinde hastaneler de dahil oldu. Sosyal ve ekolojik bütünlüğe sahip olmayan bir organizasyonun operasyonel maliyetlerinin yüksek, buna karşın müşteri bağlılığı ve memnuniyetinin düşük olması nedeniyle rekabet edebilmesi ve ayakta kalabilmesi zorlaşacak. Hastanelerin yeşil hastaneye dönüşmeleri bir yandan ihtiyaç duydukları enerji ve malzemelerin kullanımında tasarrufa gitmelerini sağlarken diğer yandan çalışanlar, eğitim görenler ve tedavi gören hastaların daha sağlıklı, mutlu ve üretken olmalarını sağlayacak.
Yeşil hastaneye dönüşümde etki eden bir diğer faktör ise sürdürülebilirlik konusunda Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü gibi uluslararası kuruluşlar tarafından hazırlanan raporlar. Uluslararası çok taraflı çevre anlaşmalarının da etkisiyle ülkelerin farkındalık ve sorumluluklarının artması da dönüşümü olumlu etkiliyor. Ayrıca ülkeden ülkeye değişmekle birlikte maliyetlerine bakılmaksızın hastanelerin enerji tüketimi ve çevreye olan etkilerinin azaltılmasına yönelik bazı uygulamalar yapmasını şart koşan birçok yasal düzenleme de sürece katkı sağlıyor.
Yeşil hastaneler konusunda model alabileceğimiz bir ülke var mı? Varsa dönüşümde izledikleri yolu anlatırmısınız?
Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki yeşil hastane sertifikası veren sistemler olmakla birlikte yeşil ve sağlıklı bir hastanenin nasıl olduğunu veya olması gerektiğini tanımlayan küresel bir standart henüz yok. Ancak “yeşil ve sağlıklı bir hastane” halk sağlığını destekleyen hastanedir, diyebiliriz.
İngiltere’nin, sağlık sistemini bir bütün olarak ele aldığı ve sistemin doğrudan ve dolaylı olarak ilişki içerisinde olduğu, tüm faktörlerden kaynaklı zararlı etkileri göz önünde bulundurduğu görülüyor. Ve bu amaçla “Delvering a Net Zero National Health Service” başlıklı bir rapor yayımlandı. Çalışma kapsamında bakımın sağlanması, kişisel seyahat, tedarik zinciri ve özel sağlık hizmeti sunucularından alınan klinik hizmetler şeklinde dört kategoriye ayrılan sağlık sisteminin emisyonlarına Sera Gazı Protokolü kapsamındaki (1, 2 ve 3) ve kişisel seyahat emisyonları dahil edildi.

GENEL KAPSAM

*1. Sağlık sisteminden kaynaklanan doğrudan emisyonları (kullanılan fosil yakıtlar, anestetik gazlar vb),
*2. Elektrik ve buhar gibi satın alınan enerjiden kaynaklanan emisyonları,
*3. Diğer tüm emisyonları ve
*4. Kişisel seyahat emisyonlarını(NHS hizmetlerine ve evde kullanılan ilaçlara gidiş-gelişlerinden kaynaklanan) kapsıyor.
İngiltere dünyada net sıfır emisyon elde etme taahhüdünde bulunan ilk sağlık sistemi oldu. Bu kapsamda NHS tarafından oluşturulan, Sürdürülebilirlik Kalkınma Birimi’nce ilk olarak 2008 yılında başlayan NHS’nin karbon ayakizi değerlendirmesi düzenli olarak yapılıyor. İngiltere net sıfır emisyon taahhüdüne ilişkin modellemede dört ana unsur ortaya koydu: Bunlardan ilki ayakizi temel emisyonlarının tahmin edilmesi. Çünkü düşük veya sıfır karbon stratejisi belirlemenin ilk adımı karbon ayak izinin belirlenmesi. İkin ci adım karbon ayakizi emisyonlarının 2050 yılına kadar projeksiyonunun yapılması. Daha sonra sırayla önerilen ve üzerinde anlaşmaya varılan politik engellemelerin NHS karbon ayakizi üzerindeki etkisinin modellenmesi ve politik engellemeler içindeki belirli müdahalelerin NHS karbon ayakizi üzerindeki etkisinin modellenmesinin yapılması.
Ülkemizde yeşil hastaneler konusun da, hem Sağlık Bakanlığı nezdinde hem akademik çerçevede hem de sağlık sektöründe hangi çalışmalar yürütülüyor?
Türkiye’de bu anlamda değerlendirebileceğimiz ilk adım 1993 yılında hastanelerin de içinde olduğu yapıların çevreye olan olumsuz etkilerini azaltmak için yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği.

Ayrıca, 2007 yılında, Dünya Yeşil Binalar Konseyi’ne bağlı olarak Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK) kuruldu. Yeşil hastane ile ilgili olarak ise Sağlık Bakanlığı’nın 2012 tarihli Mevcut ve Yeni Yapılacak Sağlık Tesislerin de Uyulması Gereken Asgari Teknik Standartlar Genelgesi ile 200 yatak ve üzeri kapasitedeki tüm hastanelerin uluslararası yeşil bina sertifika sistemi olan LEED’i zorunlu hale getirmesi ile Türkiye’de yeşil hastane döneminin başladığı söylenebilir. 
Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından 2014 yılında “güvenli yeşil bina” sertifikasına ilişkin çalışmalar tamamlansa da özel ve kamu kuruluşlarından beklenen ilgiyi göremedi. Ancak İstanbul Kalkınma Ajansı’nın mali desteği ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2012-2014 yılları arasında Sürdürülebilir Enerji Etkin Binalar (SEEB-TR) projesini yürüttü ve Türkiye şartlarına uygun, aralarında hastanelerin de olduğu beş farklı bina çeşidine (konut, okul, ofis, otel ve hastane) uygun sertifika versiyonu oluşturdu. 

Nisan 2016’da Türkiye’nin de yer aldığı Paris Anlaşması imzalandı ve anlaşma Ekim 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı kararı ile yolunda, stratejilerimizi iyi belirleyerek etkili uygulamaları hayata geçirmemiz gerekiyor. Şu an için ülkemizde 20 civarında hastane “yeşil hastane” sertifikasına sahip. Bu sertifikalar ise LEED, TUV Hessen ve EDGE (Excellence in Design for Greater Efficiencies) sistemleri.
Yeşil hastane sertifikalı hastane sayısının artması aynı zamanda bu hastanelerde sunulacak sağlık hizmetlerinin kalitesinin de artacağının bir göstergesi olabilir. Bu açıdan hem kamu hem de özel hastane yönetici ya da karar alıcıların bu konuda gerekli adımları atmaları büyük önem arz etmektedir. (BİTTİ)

Kaynak : Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Sağlık Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Oğuz Işık