Çalışma hayatımızda istifa ile işyerinden ayrılmak yaygındır. Özellikle işyerleri işçilerden istifa dilekçesi alarak iş akitlerini sona erdirebildikleri gibi çalışanlar da istifa ederek işten ayrılabilirler.

İstifa dilekçesi ile iş akdi sona eren çalışanın normal şartlar altında kıdem tazminatı hakkı bulunmamaktadır. Bununla birlikte bazı istifa dilekçelerindeki içeriklere bağlı olarak Yargıtay istifadan hemen sonra haklı fesih sebeplerinin öne sürülmesi halinde çalışan lehine kıdem tazminatına hükmedebilmektedir.
Ailevi nedenlerle ifadesini kullanarak istifa ederek işten ayrılan çalışan sayısı sahada çok fazladır. Bugünkü yazımızda ailevi nedenlerle istifa eden çalışanların kısa süre içinde haklı neden öne sürerek dava açması halinde kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı konusuna değineceğiz.

Fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup bu beyan, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır.
Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhâl sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanı olup muhataba ulaşması ile sonuç doğurur.

İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır. Hukuki niteliği itibarıyla fesih bildirimi, yenilik doğuran bir hak olup beyanın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğurur; bu nedenle karşı tarafın kabulüne gerek yoktur.

Hukuk sistemimizde feshin işçi veya işveren tarafından yapılmasına bağlanan hukuki sonuçlar farklı olduğundan fesih bildiriminin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Yine iş sözleşmesinin her iki tarafça feshedilmiş olması hâlinde de ilk önce kimin tarafından feshedildiğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Uygulamada işçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte çalışan ve işveren arasındaki iş ilişkisi sona erer. Ailevi nedenlere dayanarak istifa ettiğine ilişkin dilekçeler ise yargı önünde işverenden kaynaklanmayan, işçinin kendisinden kaynaklanan fesih halleri arasında sayılmaktadır.

Örneğin “gördüğüm lüzum üzerine istifa ediyorum” ibaresinde sonradan haklı fesih sebepleri öne sürülerek kıdem tazminatı talebi yolu yargı önünde güncel içtihatlarca mümkün iken ailevi sebeplerle istifalarda sonradan haklı fesih sebeplerinin öne sürülmesi kabul edilmemektedir.

İşverenin tazminatların derhâl ödeneceği sözünü vererek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması hâlinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu hâlde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilir ve ispatı halinde istifa dilekçesi olsa dahi yargılama neticesinde kıdem tazminatına hak kazanılır.
Özetle işten ayrılırken istifa dilekçesinde yer vereceğimiz kelimeler bile İş Hukukunda ve yargılamasında çok önemlidir. Bir cümle ile kıdem tazminatına hak kazanabilirken, bir cümle ile de kıdem tazminatı hakkınızı kaybedebilirsiniz.