Kaos, hayret, ibret zamanı. Şu günlerde sazı, kalemi, eline alan çalıyor, yazıyor 'Hakem aşağı hakem yukarı'. Başka yok mu ? Olmaz mı, madem ki 'Biz büyük bir aile' isek. Diğer aile fertleri, hısım akrabalar filan ? Adilane ama ahbap dost işi filan değil. Her zaman yazarız, söyleriz 'Futbolcular kötü değil, hakemler de öcü değil. Açık kapı bırakmak gerek. Hayat bu ne olur ne olmaz. 'İstisnalar kaideyi bozmaz' tamam ama. Kasanın içinde çürük elma olmaması mümkün mü ? Olursa da diğerlerini temasla çürütmemesi mümkün mü peki ? Öyle hakemler geldi ki bu aleme, tertemiz gelip tertemiz gittiler. Bir sevdanın, hayalin peşinde koştular. Sinop İlkokulu, doğduğum yıl 1966'dan, aynı sınıftaki çocuklar, kankalar, yaşamın başındalar. Öğretmenleri Macide Güney, Mustafa Erbil, Cengiz Öziş, Tunç Uras, İsmail Albayrak, Mümtaz Uslu, Ali Lütfü Zarflıoğlu, Memduh Tatlıcı, Mehmet Altay, Fahrettin Erdem, Kazım Çapkan, Hüsrev Minoğlu, Salim Güney, Mustafa Gümüş, Ünal Tahmaz, Hasan Hikmet, Aziz Konukman, Ümit Atabek, Levent Bektaş, Bahattin Ermiş, Kurtuluş Öztürk. Büyüdüler, geliştiler, olgunlaştılar, meslek sahibi oldular. İçlerinde öyle biri var ki hem ruhlara dokundu hem de topa fotoğraftaki gibi. Levent Bektaş'tır O. Şair, söz yazarı, radyocu, televizyoncu ve de sağlıkçı bildiğim, tanıdığım özellikleri, sıfatları. Düşünen, yazan, yazabilen insan bir de başka bir özelliği var ki. İdealist, aydın, dürüst bir futbol hakemi, gözlemcisi. 'Kara cübbe' dediklerinin de bir ruhu var, maneviyatı var. İçini boşaltmaya çalıştıkları gibi. Boş değil ki futbol hakemliği. Sadece düdük üflemek, bayrak sallamak da değil ki. Tüm uğraşlarıma rağmen, hakem kıyafetli bir tanecik fotoğrafını dahi bulamadım, eksik kaldı. Bize böyle öğretmediler çaresiz kaldım, kusura bakmayın. Konuştuk yaşarken, moral vermeye çalıştım, haddim olmadan. Rahmet olsun Levent Bektaş hocama, üstadıma, adı geçen tüm sanatseverlere. Ne dertler tanıdım kısa ömrümde, Yalçındı dert dağı aşamadım ki, Ölüp gideceğim günün birinde, Yaşımı sormayın yaşamadım ki / Sevdaya inandım pişman ettiler, Seni kaderime düşman ettiler, Yıllar yaşanmadan çekip gittiler, Yaşımı sormayın yaşamadım ki / Beyazlar peş peşe doldu saçlara, Çekilmez ne dertler geldi başıma, Çiğnene çiğnene döndüm taşlara, Yaşımı sormayın yaşamadım ki, Sevdaya inandım pişman ettiler, Beni kaderime düşman ettiler, Yıllar yaşanmadan geçip gittiler, Yaşımı sormayın yaşamadım ki / Müzik; Selahattin Cesur, Düzenleme; Zafer Dilek. Şair, söz, söz yazarı, güfte; Levent Bektaş.

İLK ŞİİRİ SİNOPSPOR'A

Bırakın Gitsin, Yıllar Utansın, Acıların Çocuğu, Acıların Kadını, Canım Efendim, Yaşımı Sormayın Yaşamadım Ki, Masal, Sana Omuzumda Ağla Diyorum, Tenezzül Etmem, Hatırlıyorum, Kumarda Kaybettim Aşkta Kaybettim, Yeterdi Bana, Sazlara Selam Söyle, Unutma Yanındayım, Sinop'ta Nostalji, Aşkımız Güme Gitti, Ben Olsaydım, Islanmış Gözlerinde, İki Gönül Olsa da şiirleri, bestelenen, bestelenmeyi bekleyenlerden sadece birkaçı. Vahdet Vural, Sibel Can, Seda Sayan, Nalan Altınörs, Cengiz Kurtoğlu, Devran Çağlar, İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses, Zeki Müren, Emrah, Bergen, Muazzez Abacı, Kibariye, Hakan Altun, Nejat Alp, Gökhan Sezen seslendirdiler, can verdiler şiirlerine. Besteciler de var tabi. Şekil veren. Şiir olmazsa beste güzel olmazsa, okuyanı da hakkını veremezse, tutmaz. Olmaz, tersi de doğrudur. Şiirin kötüsü olmaz, beste ve ses renk verir canlandırır. Çok emek verdiği Gözde FM'i vardı, ne oldu ? Telif hakkı çok üzdü, bilirim. O ne oldu, bilemiyorum. Ama şarkıları, eserleri hala dinleniyor, tarihe yazdı çünkü. 1955'de Sinop'ta doğdu, Ankara Çevre Sağlığı Koleji mezunu. Amasya ile Kütahya'da görev yaptı, 1976'da Sinop'a döndü. Bu yıllarda, yollarda biriktirdi, yazdı. 1999'da sağlık sektöründen emekli oldu. 1995'de radyoculuğu sevdi. İlk şiirini Orta 1'de, çok sevdiği gönül verdiği Sinopspor için yazdı. Doğduğu, doyduğu memleketinin takımı için yani. Hürriyet'in Kelebek'inde Ümit Yaşar Oğuzcan vardı. Edebi yazı ve şiir yolladı. Üstat Oğuzcan 'Bırakma, yaz gönder' diye de tembih etti, teşvik etti. 19'unda 'Ümit Zindanı' adlı şiir kitabını bastırdı, ilk ve tek kitabı. Şiir yazmayı 'Sancılı doğuma' benzetirdi. Şiirleri arasında ayrım yapmazdı ama 'Canım Efendim'i pek bi severdi. İki yıl önce kaybettik. Ruhi acılarını yazdı, fazlaca da dayanamadı fiziki acılarına. 13 Aralık 2025 Cumartesi günü vefatının yıldönümü. Büyük usta, mezarı bile olmayan Sabahattin Ali, Aldırma Gönül'ü ve daha nicelerini Sinop Cezaevi'nde yazmıştı. Sinop'un havasından suyunda mıdır ? Şair olabilmek, şair kalabilmek kalabilmek zanaattır, sanattır. Sesleriyle şiiri öne plana çıkaranlar da. Şiiri yazanlar da bir bir veda ediyor, eserleri kalıcı oluyor. Sesine, sanatına hayran olduğum Muazzez Abacı'yı da kaybedince, Levent Bektaş hocam aklıma geldi işte. 'Canım efendim' Levent Bektaş'a 'Divam, Megastarım ' Muazzez Abacı'ya rahmetle şükranla. Vurgun'u da öyle bir okurdu ki. Biri yazdı, biri söyledi, melek olup gittiler. Eserleri kaldı, yadigâr.