Nihat AK/EGE TELGRAF- Kasaplara tavuk parçalama yetkisi verilmesi halinde beyaz et fiyatlarında yüzde 40’a varan ucuzlama sağlanabileceğini belirten Türkiye Kasaplar Federasyonu Genel Başkanı Osman Yardımcı, mevcut uygulamanın hem küçük esnafı hem de tüketiciyi mağdur ettiğini söyledi. Ege Telgraf’a özel değerlendirmelerde bulunan Yardımcı, kasap esnafının tavuğu parçalayarak satabilmesinin rekabeti artıracağını, bazı ürünlerde kilogram başına 200 TL’ye varan fiyat avantajı sağlayacağını ifade etti.

YÜZDE 40 İNDİRİM

Bakanlık tarafından kasaplara tavuk parçalama yetkisi verilmesi halinde hem küçük esnafın güçleneceğine hem de vatandaşın mutfağına doğrudan katkı sağlayacağına vurgu yapan Türkiye Kasaplar Federasyonu Genel Başkanı Osman Yardımcı, “Bir danayı parçalayabiliyorsak, tavuğu da parçalayabilmeliyiz. Bu konuda bakanlığa da resmi görüşümüzü ilettik. Kasap esnafına tavuk parçalama yetkisi verilmesi halinde hem sektör rahatlayacak hem de vatandaş daha uygun fiyatla tavuk eti tüketebilecek. Bugün paketli sistem nedeniyle fiyatlar belirli kalıplar içinde oluşuyor. Oysa kasap esnafı tavuğu kendi işletmesinde parçalayabilse, vatandaş bütçesine uygun ürünleri daha düşük fiyatlarla satın alabilecek. Örneğin göğüs ya da pirzola yerine kanat, baget gibi ürünlerde yüzde 30 ila 40 arasında fiyat avantajı sağlanabilir. Bizim savunduğumuz şey çok net. Küçük esnafa güvenilsin, gerekli yetki verilsin. Kasap kendi işini yapsın, vatandaş da daha uygun fiyatla ete ulaşsın. Bugün 400-500 lira seviyesindeki bazı ürünlerin fiyatı, bu serbestlik sayesinde ciddi oranda aşağı çekilebilir. Kilogramda 200 TL gibi çok ciddi bir indirim sağlayabiliriz” dedi.

KANAT VE PİRZOLA

Beyaz etteki asıl sorunun vatandaşın en çok tükettiği kanat ve pirzola gibi ürünlerde yaşandığına dikkati çeken Genel Başkan Yardımcı, “Özellikle yaz aylarının gelmesiyle birlikte mangal sezonu açılıyor ve vatandaşın en çok tercih ettiği kanat ile pirzolaya talep bir anda yükseliyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da fiyatlar özellikle bu iki üründe tavan yaptı. Kanat, kısa süre içinde 250 liradan 350 liraya çıktı. Ancak bu artış bütün tavuğa yayılmış bir zam değil; belirli ürünlerde yaşanan arz-talep dengesizliğinin sonucudur. Tavukta genel bir fiyat patlaması varmış gibi bir algı oluşturuluyor ama gerçek tablo bu değil. Bütün tavukta, kalçalı butta ya da birçok üründe fahiş bir artış yok. Son bir yıl içinde gerçekleşen zam oranları genel olarak yüzde 15-20 seviyelerinde. Ancak mesele bazı ürünlerde yaşanan dengesizliktir” diye konuştu.

ENTEGRELER ADİL OLMALI

Beyaz et üreticilerinin kendileri için istedikleri şartları piyasada da uygulaması gerektiğini belirten Genel Başkan Yardımcı, “Operasyon sürecindeki firmalar hakkında konuşmak çok doğru olmaz. Ama bazı gerçeklerinde göz ardı edilmemesi gerekir. Beyaz et sektöründe yıllar boyunca çok sert bir rekabet yaşandı. Entegre tesisler pazar payı için büyük bir yarış içindeydi ve bu süreçte 4-5 büyük firma ağır zararlar ederek faaliyetlerini sonlandırdı. Ancak görüyoruz ki bu kapanmalardan sonra sektördeki rekabet anlayışı zayıflarken, fiyatlarda ortak bir eğilim ortaya çıkmaya başladı. Bugün kamuoyunda 13 firma varmış gibi görünse de, bazı firmaların birden fazla şirket üzerinden faaliyet gösterdiği biliniyor. Nitekim bu firmalar nedeniyle sektör daha önce çeşitli bakanlıkların inceleme ve operasyonlarına da konu oldu. Bu nedenle piyasadaki yapının çok dikkatli takip edilmesi gerekiyor. Bizim itirazımız çok açık. Entegre tesisler kendi çıkarları söz konusu olduğunda ortak hareket edebiliyor ancak piyasaya ürün verirken aynı adil yaklaşımı göstermiyor. Zincir marketlere bir fiyat, kasap esnafına başka bir fiyat uygulanıyor. Hatta bazı durumlarda kasap esnafı, marketlerin satış fiyatına yakın rakamlardan ürün almak zorunda kalıyor. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Kasap esnafını üç harfli marketlerle haksız bir rekabetin içine iten bu anlayıştan vazgeçilmelidir. Beyaz et sektöründeki entegre tesisler fiyat politikasında şeffaf ve adil davranmalı, markete ucuz, kasaba pahalı ürün verme uygulamasına son vermelidir. Devletin de bu süreci yakından incelemesi ve piyasadaki rekabet dengesini koruması şarttır” şeklinde konuştu.

KIRMIZI ETTE OPERASYON

Geçtiğimiz yıllarda kırmızı ete yapılın operasyon şartlarının oluşmadığına değinen Genel Başkan Yardımcı, “Kırmızı ette geçmişte çeşitli operasyonlar ve denetimler yapıldı. Ancak bugün itibarıyla kırmızı et piyasasında böyle bir müdahaleyi gerektirecek olağanüstü bir tablo görünmüyor. Çünkü ortada ne fahiş bir fiyat artışı var ne de piyasayı sarsacak bir hareketlilik” ifadelerini kullandı.

KAN KAYBETTİĞİNİN GÖSTERGESİ

Küçük esnafların işletmelerini kapatmak zorunda kaldığına dikkati çeken Yardımcı, ““2024’ten 2025’in sonuna kadar yalnızca Antalya’da 127 kasap dükkânı kapandı. Bu rakam sıradan bir küçülme değil, sektör adına ciddi bir alarmdır. Evet, son 3 ay içerisinde yaklaşık 20-25 yeni kasap dükkânı açıldı. Ancak bunların önemli bir bölümü, başka mesleği olmadığı için kredi kullanarak yeniden iş kurmaya çalışan meslektaşlarımızdan oluşuyor. Antalya, yılda 7 ila 8 milyon turist ağırlayan bir şehir. Böylesine büyük bir turizm potansiyeline rağmen kasap esnafı ayakta kalmakta zorlanıyorsa burada ciddi bir yapısal sorun var demektir. Antalya’daki mevcut kasap sayısının en az iki katı olması gerekirken, tam tersine dükkânlar kapanıyor. 127 işletmenin kapanması, yalnızca esnafın değil yerel ekonominin ve geleneksel perakende sektörünün de kan kaybettiğini gösteriyor” diye konuştu.

Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşları açıklandı! TÜPRAŞ liderliği bırakmadı
Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşları açıklandı! TÜPRAŞ liderliği bırakmadı
İçeriği Görüntüle

KOLTUK HESABI YAPANLAR

Koltuk hesabı yapmaktan esnafın dertlerini iktidara anlatamaya vakit bulamayanların olduğunu savunan Yardımcı, “Bugün küçük esnaf alarm veriyor, duyan yok. En küçük kasap dükkânının aylık gideri 100 bin liranın üzerine çıkmış durumda. Biz Antalya Kasaplar Odası ve ülke genelindeki kasaplar odaları olarak meslektaşlarımızın derdini anlatıyoruz. Türkiye Kasaplar Federasyonu olarak yıllardır sorunları anlatıyor, çözüm önerilerimizi sunuyoruz. Ancak esnafın sesini iktidara daha güçlü duyurması gerekenler, ne yazık ki koltuk hesabından esnaf hesabına vakit ayıramıyorlar. Küçük esnafın derdini konuşmak yerine seçim konuşuluyor. Hatta 'Seçimi icat eden nur içinde yatmasın' diyenler bile çıkıyor.
Kira, elektrik, doğal gaz, hammadde ve lojistik giderleri her geçen gün artıyor. Vatandaş temel ihtiyaçlarını bile zor karşılarken esnafın satışları düşüyor. Kazanmadan ödenen vergiler ve sigorta primleri esnafın belini büküyor. Esnafın pirim gün sayısının düşürülmesi hale gündemde değil. Küçük esnaf dev sermaye karşısında yalnız bırakılıyor. Kredi faizleri yüksek, uygun kaynak bulmak zor. Satılan malın parasını zamanında alamayan esnaf borçla dönmeye çalışıyor. Birçok esnaf artık büyümeyi değil, dükkânını kapatmadan ay sonunu getirmeyi düşünüyor. Esnaf çökerse, şehirlerin kalbi de zayıflar" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi