Bulunduğumuz coğrafya itibarıyla, Rusya- Ukrayna, şimdi de İsrail - Gazze savaşı başladı. Etrafımızda ve komşularımızda savaşlar bitmiyor. Kendisini dünyanın polisi sanan ABD, çıkarları doğrultusunda CIA’nın yönlendirmesiyle menfaatleri için, madenler ve petrolleri elde etmek ve yağmalamak amacıyla bu savaşların çıkarılmasını ve silah satışlarıyla savaşların sonunu getirmiyor. Ülkeler pandemiden çıktıktan sonra ekonomilerini dengelemeye çalışırken çıkarılan bu savaşlar ülkelerin, özellikle de terör ile savaşan ve komşularında çıkarılan savaşlar nedeniyle bir şekilde ekonomilerini düzeltmeye çalışıyorlar. Bunların başında da Türkiye gelmektedir. Savaş ve ekonomi birbiriyle çok bağlantılı bir süreçtir. Savaşın kazananı olmaz. Çünkü her iki tarafta aslında kaybeder. Savaşın kazananı ise silah tüccarlarıdır. Hem ekonomik kayıp, hem yerle bir olan binalar ve ölen mahsum insanlar. Ağır bir bilanço çıkıyor. “Orta Doğu karışık bir o kadar hayat kaybı var ki inanın ekonomik boyutunu yazmak bile zor geliyor.” Savaş eğer Gazze dışına yayılırsa Lübnan Hizbullah da dâhil olursa işin boyutu çok değişecek gibi görülüyor. O kadar jeopolitik riskler var ki ne geleceğini tahmin edebilirsiniz ne de ekonomiyi. Her an her şey olabilecek bir coğrafyada kaderimiz ile birlikte yaşamaya çalışıyoruz. Ekonomik yönden bu senaryoda Türkiye bir darbe alır. Alır, çünkü bildiğiniz üzere deprem yükü var ve zaten bu yük için ağır vergiler de devrede. Ayrı bir ikinci bütçe yapılmış durumda bir de savaş yükü binerse hesabını siz yapın. Gelecek yılki yerel seçim bütçeleri derken çok karışık ve ağır bir ekonomik süreç bizleri bekliyor. Savaş kısa sürse çok etkisi olmaz ama Netanyahu’nun söz dinlemezliği, savaşın uzun süreceğini gösteriyor. Ben böyle düşünüyorum. Önemli bir coğrafya tabi ki Filistinliler toprakları zamanla İsraillilere sattı. İsrail’in de zorla işgal etmeleri başlayınca, Filistin’in elinde toprak kalmayacak seviyeye geldi. Bu haritaları Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM kürsü konuşmasında göstermişti. Bu harita her yerde bulursunuz. Petrol fiyatları savaş olan bölgelere göre değişebilir, tedirginlik olur. Yabancıların tatil seçimleri de bundan dolayı değişebilir. Turizm büyük bir darbe alabilir. Amerika’da güvenilir limanda faizler yüzde 5 seviyelerinde ve para sabit, bizdeki gibi kur riski yok. Türkiye’de yüzde 30 rahat faiz ile kâğıt alabilirsiniz. Peki, kur da bu seviyelere yakın bir artış gösterirse elde var sıfır! Yani kur riski de var yabancı yatırımcı bu durumdan çok emin olamıyor ve riskli buluyor. Enflasyon yüzde 61 seviyelerinde faiz yüzde 35 seviyesinde giderken yılsonu politika faiz beklentisi yüzde 5 daha artıp yüzde 40 seviyelerinde durması yönünde şekillenmiş durumda. Eğer döviz girişi olmaz ise talepten dolayı kurlar yukarı yönlü gidebilir. Uzmanların görüşü, daha agresif bir faiz artışı gerekecek; başka türlü döviz kurlarını tutabilecek bir güç olmayacak. Savaş daha da uzarsa, mevcut risklerden dolayı yüzde 35-40 politika faizi seviyeleri yeterli olmayacaktır. 2024 yılının B planının şimdiden yapılması gerekiyor. Yeni ekonomi politikaları devreye alınıp olacaklar olmadan büyük fotoğrafa bakmak, önümüzdeki yıllar için önemlidir…