Kıbrıs Barış Harekâtı 20 Temmuz 1974 günü sabahın ilk saatlerinde başladı.

20 Temmuz 1974'te Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen Kıbrıs Barış Harekatı sonucunda Türk toplumunun hakları ve güvenliği Kıbrıs konusunda garantör devlet olan Türkiye Cumhuriyeti tarafından teminat altına alınmıştır.

20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkının özgürlüğü ve onurlu varoluş mücadelesi açısından bir dönüm noktasıdır. Türkiye’nin garantör devlet olarak Uluslararası hukuktan doğan meşru haklarını kullandığı Kıbrıs Barış Harekatı, adada barış ve istikrarın gelmesine vesile olmuş, Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkının geleceğini güvence altına almıştır.

20 Temmuz sabah saat 05.00’te “Mehmetçik Kıbrıs’ta..”

“Harekât sabaha karşı 5’te başladı. Türk paraşütçüleri yeşil adaya indi” ifadeleriyle vatandaşlarımızın bilgisinin olduğu Kıbrıs barış harekâtı süresince radyosu olanlar radyolarının başında bilgi almak için adeta nöbet tuttular.

Aynı zamanda Başbakan Bülent Ecevit’in de harekâtla ilgili sabah 06.00’da yaptığı ilk açıklama; “Yalnız savaş için değil, barış için adaya ve yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz. Bu karara ancak bütün diplomatik, politik yolları denedikten sonra mecbur olarak vardık.” Sözleri o dönemin hükümetinin kararlılığını tüm dünyaya duyurdu.

“Bir Rum hücumbotu batırıldı. 14 ilde sıkıyönetim ilan edildi.”

“Lefke ve Girne’ye çıktık.”

Denktaş: “Bir asırlık hasreti giderdik. Mutluyuz.”

“İlk iki çıkarma başarı ile sona erdi.”

“Lefkoşe-Girne arası kontrolümüz altında”

“Panik halindeki darbeci Rumlar ağır kayıplar verdi.” Başlıkları o günlerin en önemli gazete başlıklarıydı.

Sadece bir gün sonra yani 21 Temmuz 1974 pazar günü bazı gazete manşetleri “Zafer zafer.” şeklindeydi.

“Havadan ve denizden dalga dalga inen askerlerimize Rumlar beyaz bayrak çekerek teslim oluyorlar.” “Lefkoşe düştü Mehmetçik, Limasol Magosa ve Baf’dan adanın içine doğru ilerliyor. 2 hücumbot batırdık. Yunanistan’da isyan çıktı.” “Lefkoşe-Girne yolu elimize geçti. Ledra Palas Oteli düştü, Türk birlikleri süratle ilerliyor.” “Artık Girne diye bir limanımız var.”

“Girne’yi alan birliğin komutanı şehit düştü. Muavini yaralandı.”

“Dalga dalga Kıbrıs’a iniyoruz.”

“Girne’yi alan birliğin komutanı şehit düştü. Muavini yaralandı.” Gibi haberler Türk milletinin göğsüne su serpti.

Gelelim bugüne;

Kıbrıs barış harekatı yıl dönümünde neden sönük kutlanır.

24 Nisan 2004 tarihinde adanın her iki kesiminde de eş zamanlı olarak referanduma sunulan Annan Planı, Kıbrıs Adası'nı iki kesimli, eşit yetkilere sahip iki kurucu devletten (Kıbrıs Türk Devleti ve Kıbrıs Rum Devleti) oluşan bağımsız ve federal bir Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında birleştirmeyi amaçlayan Birleşmiş Milletler önerisiydi.

Yönetim federal hükümette bakanlıkların en az üçte biri Türklerden oluşacaktı. Devlet başkanlığı ve başbakanlık makamları 10 ayda bir Türk ve Rum liderler arasında el değiştirecekti.

Annan Planı, Kıbrıs Adası'nı iki kesimli, eşit yetkilere sahip iki kurucu devletten (Kıbrıs Türk Devleti ve Kıbrıs Rum Devleti) oluşan bağımsız ve federal bir Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında birleştirmeyi amaçlayan Birleşmiş Milletler önerisiydi.

Yapılan referandumda Annan planını Rumlar reddetti. Rumlar Annan planını reddetmeseydi, muhtemelen Kıbrıs bu gün eskisi gibi karmaşa içerisinde olacak, bir şekilde elimizden çıkması için çaba harcanacaktı. İyi ki, Rumlar reddetti.