NİHAT AK-EGETELGRAF GAZETESİ/ Zeytinin başkenti Akhisar’da dallardan bereket taşıyor, çiftçinin bilançosundan zarar fışkırıyor! Ege Telgraf’a özel değerlendirmelerde bulunan Akhisar Ziraat Odası Başkanı Ahmet Akbuğa, plansız üretim, çöken fiyatlar ve şahlanan maliyetlerin emeği kuşattığını vurguladı. Toprağın yeşil altını çoğalırken üreticinin alın teri, bolluğun girdabında değersizleşiyor.

ÜRETİCİDE FİYAT HÜSRANI

Zeytin ve zeytinyağı fiyatlarında geçmiş yılların fiyatının altında kalındığını vurgulayan Akhisar Ziraat Odası Başkanı Ahmet Akbuğa, “Bizim burada dört çeşit zeytin ürünümüz var. Domat zeytininin kilogram fiyatının ortalama 70–80 liranın aşağısında olmaması lazımdı. Uslu, eğri burun çeşidimizin de 50–60, 60–70 lira civarında seyretmesi gerekiyordu. Üretimimizin yüzde 80’ine hitap eden Trilye cinsi zeytinimiz var. Bunun geçen seneki fiyat ortalaması 80–90 lirayı buluyordu. Bu sene ortalamasının 120 ile 150 lira arasında olması lazımdı. Ama maalesef şimdi söylediğim rakamların yarısıyla mücadele ediyoruz. Şu andaki piyasa bu şekilde. Bu rakamlar olsaydı çiftçiyi kurtarırdı. Zeytinyağına baktığımızda, bundan üç sene önce fiyat 250 lira civarındaydı. Şu andaki fiyatlar ise 180–200 lira civarında seyrediyor. Zeytinyağının fiyatı 250 liranın altına düşmemiş olsaydı, bu sene verim de yüksek olduğu için bizi tatmin edebilirdi. 250 liranın aşağısına düşmediği müddetçe üretici açısından daha iyi olurdu” dedi.

Ahmet Akbuğa-2

PLANSIZ DİKİM ÜRETİMİ TAŞIRDI

İşsizlik, istihdam ve ihracat... Bakan Bolat'tan peş peşe önemli açıklamalar
İşsizlik, istihdam ve ihracat... Bakan Bolat'tan peş peşe önemli açıklamalar
İçeriği Görüntüle

Bu seneki rekoltede hava şartlarından, güzel yağışlardan dolayı geçen seneye göre ciddi bir artışın olduğunu dile getiren Başkan Akbuğa, “Akhisar’da geçen seneki rekoltemiz 120 bin ton civarındaydı. Şimdi 350–370 bin ton, hatta 400 bin tona dayanıyor. Rekolte artışı yalnızca Akhisar’la sınırlı değil. Mersin’de, Antalya’nın bir bölümünde, Muğla’da, Milas ve Fethiye’de, Aydın kesiminde kimlerle görüşsek geçen seneye göre ciddi artış olduğunu söylüyorlar. Görüştüğümüz bölgelerden gelen bilgiler, Türkiye genelinde zeytin rekoltesinde yaygın bir artış yaşandığına işaret ediyor. Allah verdi, bereket var. Biz yıllardan beri planlı üretim dedik. Akdeniz’de, Güneydoğu’da, bizim bölgemizde çok hızlı zeytin ağacı dikimi oldu. Bunlar her sene meyveye dönüşüyor. Biz ne kadar üretiyoruz, ne kadar tüketiyoruz, ne kadar ihracat yapıyoruz? Bunun hesabının 15–20 sene önce yapılması lazımdı. Tabana da ektirdik, kıra da ektirdik. Bizim bölgemizde açık arazi kalmadı. Mersin tarafında limonu söküp zeytin diken var. Bu bölgelere zeytin veya üzüm dikilmemiş olsaydı ürünler dengelenecekti. Tarım Bakanlığı ve yetkililer yıllar önce yönlendirme yapmalıydı. Şu anda tüketimden fazla üretim yapıyoruz” diye konuştu.

‘BEBEK GİBİ BAKIYORUZ’

Zeytin ağaçlarını binbir zahmetle yetiştirdiklerini belirten Başkan Akbuğa, “Zeytin ağacı kırda, bayırda, dağda, tepede kendiliğinden yetişir; üretici de yılda bir kez gider, ürününü toplar düşüncesi, bizim bölgemizdeki gerçeği yansıtmıyor. Türkiye’nin bazı bölgelerinde bakım şartları farklı olabilir. Ancak biz Akhisar’da zeytin ağacına bir bebek hassasiyetiyle bakıyoruz. Ağacın sağlığı, verimi ve ürün kalitesi için yıl boyunca çalışıyoruz. Tarlayı ihtiyaca göre birkaç defa sürüyoruz. Her sürümde traktör çalışıyor, mazot tüketiliyor, işçilik gerekiyor. Gübreyi almak, bahçeye taşımak ve uygulamak ayrı masraf. Ağacı budamak, çıkan dalları temizlemek ayrı emek istiyor. Hastalıkları ve zararlıları takip ediyor, ilaçlama yapıyoruz. İlacın bedeline makine, mazot ve uygulama işçiliği ekleniyor. Sulamada suyu ağaca ulaştırmanın, sistemi çalıştırmanın ve bakımını yapmanın maliyeti var. Bunların tamamı, zeytin daha dalındayken üstlendiğimiz giderler. İşimiz hasatta başlamıyor; hasada kadar zaten birçok kez masraf yapıyoruz. Zeytinin fiyatı konuşulurken yıl boyunca verdiğimiz emek ve yaptığımız bütün harcamalar da hesaba katılmalı. Üreticinin kazancı değerlendirilirken bu bakımın maliyeti mutlaka dikkate alınmalı” ifadelerini kullandı.

Z E Y T İ N2-2

3’ÜN 1’İ ÇİFTÇİYE

Hasat döneminde yevmiyelerin çok yükseldiğinin altını çizen Akhisar Ziraat Odası Başkanı Ahmet Akbuğa, “Bazen beş kişiyi bahçeye götürüyoruz, topladığımız zeytin o günkü işçinin masrafını karşılamıyor. Yıl boyunca yaptığımız sürüm, gübreleme, budama, ilaçlama, sulama masrafları ne olacak? Bunları kim karşılayacak? Eskiden yüzde 30–40 payla bütün masrafları üstlenip toplamayı kabul edenler vardı. Şimdi yarı yarıya teklifini bile kabul etmiyorlar. Ürünün yüzde 60’ını, yüzde 70’ini karşı tarafa verirsek biz işin içinden nasıl çıkacağız? Bir yıl biz bakacağız, masrafı biz yapacağız, sonunda ürünümüzü toplatabilmek için böyle oranlarla karşılaşacağız. Bunun hesabı nerede? Üretici zeytini toplasa ayrı sıkıntı, dalında bıraksa ayrı sıkıntı. Kendi yetiştirdiğimiz ürünü hasat etmenin hesabını çıkaramıyoruz. Bereketin ortasında düştüğümüz duruma bakın!” dedi.

DANEYE 20 YAĞA 70

Zeytin ve zeytinyağına kilogram bazında destek verilmesini isteyen Başkan Akbuğa, “Dane zeytine kilogram başına 15–20 lira destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bana göre 20 lira verilmesi lazım. Zeytinyağında da 50 lira olabilir, 60–70 lira civarında olabilir. Zeytinin kendisine de zeytinyağına da ürün bazında destekleme yapılması gerekiyor. Başka türlü bu fiyatlarla üreticiyi kurtarmak mümkün olmaz” sözleriyle ciddi uyarıda bulundu.

Z E Y T İ N3

AÇIN İHRACAT KAPILARINI

İhracatın sürdürülebilir kılınması gerektiğini savunan Başkan Akbuğa, “Geçen yıl ihracatın önünün kapanması hem zeytini hem zeytinyağını olumsuz etkiledi. Uluslararası pazarlarda bazı müşterilerimizi kaybettik. Şimdi ihracat yapsak bile kaybettiğimiz pazarlara dönmek kolay olmuyor. Bizim maliyetlerimiz yüksek, dünya fiyatlarıyla rekabet etmekte zorlanıyoruz. İhracatta süreklilik sağlanması lazım. Üretici de ihracatçı da önünü görebilmeli. Biz kaliteli zeytinyağı üretiyoruz. Tüketimden fazla üretimimiz var. Bunun bir kısmını ivedilikle yurt dışına satmamız gerekiyor. Dökme olsun, ambalajlı olsun, ihracatın önü açık tutulmalı. Markalı, ambalajlı ürün göndermek isteyenlerin de önü açılmalı, desteklenmeli. Tarım Bakanlığı genç üreticileri yönlendirmeli. Bu işler üç beş kişinin elinde kalmamalı.

Ege Zeyti̇nnn

Lisanslı depoculuk da gündeme gelebilir ama mesele yalnızca ürünü depoya koymak değil. Her yıl yeni dikilen ağaçlar meyveye yatıyor, üretim büyüyor. Ne kadar üretiyoruz, ne kadar tüketiyoruz, ne kadar ihraç ediyoruz? Bunun hesabı yapılmadan, pazar bulunmadan yalnızca depolamayla bu işin içinden çıkamayız. Ürünü bekletmek, satış sorununu ortadan kaldırmıyor. Üreticinin elindeki zeytinin ve zeytinyağının değerlendirilmesi lazım. İhracatın önünü açacak, üreticiyi ayakta tutacak adımlar artık gecikmeden atılmalı. Yoksa bu yüksek rekoltenin altında üretici ezilecek, sıkıntılar daha da büyüyecek” sözleriyle taleplerini dile getirdi.

Kaynak: EGETELGRAF