Muğla'nın Milas İlçesi'ne bağlı İkizköy’deki Akbelen Ormanı, bölgedeki enerji şirketinin faaliyetlerine karşı çetin bir mücadeleyle korunuyordu. Yaklaşık 2 yıldır gece gündüz ağaç nöbeti tutan vatandaşlar kesimlere engel oluyordu. Daha önce de maden faaliyeti nedeniyle ağaçları kesilen, evleri ellerinden alınan ve başka köylere gitmek zorunda bırakılan köylüler birkez daha evsiz, yurtsuz kalmak istemediklerini, ata topraklarını bırakmayacaklarını anlatmışlardı. 

Maalesef bu hafta jandarma barikatıyla ormana giren yetkililer ağaçları kesmeye başladı. Ağaçları korumak isteyenler jandarmanın sert müdahalesiyle karşılaştı.

akbelen-ormaniakbelen-ormani

Önce, cop, kalkan ve biber gazıyla müdahale edildiği, bu sırada 4 kişinin yaralandığı, 8 kişinin gözaltına alındığı; ikinci müdahalenin ise daha sert olduğu, biber gazının yanı sıra TOMA'ların da kullanıldığı ve ormanı savunanlara tazyikli su ile müdahale edildiği bildirildi.

Biber gazı ve tazyikli sudan etkilenen İkizköylü 65 yaşındaki Havva Ova, fenalaşarak hastaneye kaldırıldı. Bazı kişilerin ise başından yaralandığı ifade edildi. 

Yaşam savunucularından gelen bilgiler kaosun sürdüğünü gösteriyor. Akbelen Ormanı'na ulaşmak isteyen vatandaşlara 3 noktada GBT kontrolü yapıldığı, alanda haberleşmeyi önlemek amacıyla sinyal kesici kullanıldığı ve çekim yapmak isteyen gazetecilerin engellendiği aktarıldı. 

Fotoğraflarda kesim yapılan bölgelerin çöplüğe döndüğü de görülüyor. 

akbelen1

Öte yandan kesim motoru olan vatandaşlardan destek istenilen mesajlar ifşa edildi. Halka ağaç kesmesi için yevmiyeli iş teklif edildiği iddia ediliyor. Kaç ağaç kesildiği henüz bilinmiyor. 

Bu kıyamet niye? Sanatçılar, bilim insanları, sivil toplum kuruluşları ağaç kıyımına isyan ediyor. Akbelen'deki vatandaşlar ağaç değil, yaşam savunucusu. Savundukları yaşam kimin, hepimizin. Toplumun her kesiminden itiraz yükselirken, toprak çıplak, bölge halkı evsiz, düzensiz, köksüz kalırken bu inat niye? 

Memleketin her köşesinde başka bir çığlık...Oysa ormanı yok etmek suç değil mi? Hem de canavarca hisle... Talan ederek... 

Görüyoruz ki "İklim değişikliği", "çevre" bakanlık ismi olunca çevreci olunmuyor. Sorunları belirleyip özümsemek, gerçekçi çözümler üretmek gerek. Vatan toprağını karış karış koruyacak, geliştirecek, vatan evlatlarına aydınlık gelecek sağlayacak adımlar ancak toplumun beklentilerine kulak vermekle atılabilir. Paraya değil, vatana yatırımla atılabilir. Artık elinizi vicdanınıza koyun, bu ihanete "Dur!" deyin. 

Son söz olarak, Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu'nun “Akbelen Ormanı” açıklamasını paylaşıyorum:

"24 Temmuz 2023 tarihinde sabah 06.00 sularında sosyal medyada paylaşılan

görüntüler ile aldığımız bilgiler ışığında Bodrum ve Milas’ı besleyen en önemli su havzasında bulunan Akbelen Ormanı’nında ağaçların kömür ocağı yapmak için kesilmeye başlandığını

öğrenmiş bulunmaktayız.

Bölgedeki orman ekosisteminin Ören – Yoğunoluk istikametindeki kısmı geçtiğimiz yıllarda ülkemizde yaşanan orman yangınlarında tamamen yok olmuştur. Ayrıca Hüsamlar,

Çakıralan, Sekköy, Bağdamlar bölgesindeki orman alanları Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri ile Linyit Maden İşletmesi tarafından kömür elde etmek amacıyla kesilmiştir.

Kömür sahasından Kuzeybatı istikametindeki son doğal orman Akbelen Ormanı’dır. Bu yapılanlar ülkemizin de imzaladığı Paris anlaşmasında belirtilen “enerji için kömür kullanımını sonlandırma” taahhüdü ile çelişmektedir. Muğla’daki üç termik santral, Türkiye’nin elektrik ihtiyacının sadece yüzde 2’sini oluşturmaktadır ve ülkemizin kurulu enerji gücü ülke ihtiyacını fazlasıyla karşılayacak kapasitededir. Ekosistem ve iklim değişikliğinin önlenmesi için hayati önemi olan ormanlarımız yüzde 2 ‘lik enerji için feda edilemez.

Sürdürülebilir bir gelecek için, geleceğimiz, çocuklarımız için bu kıyıma dur diyoruz. Sürdürülebilir kalkınmanın önüne dünyamızın ve tüm canlıların geleceğini koyuyoruz. Akbelen Ormanı’nın kesilmesi durumunda zaten işlevinin büyük bir ölçekte orman

yangınları ve kömür madenciliği ile kaybetmiş durumda olan ve bölgenin en önemli su kaynağı olan yüzey suyu havzası işlevini tamamen kaybedecektir.

Ayrıca; Akbelen Ormanı, yerleşimler, tarım alanları ile maden sahaları arasında kalan son doğal yaşam ortamı olduğu için özellikle Türkiye’nin taraf olduğu Bern Sözleşmesi Ek Liste II Kesin

Korunacak Hayvan Türleri listesinde bulunan ve alanda en az bir defa gözlemlenen veya sesi

duyulan kuş türlerinin üreme, beslenme, barınma ve dinlenme amacıyla kullandığı doğal yaşam ortamıdır.

Akbelen Ormanı, Ören-İkizköy hattı ile İkizköy-Tuzabat ile İkizköy-Çamlıca-Bağyaka hattındaki doğal ormanları birbirine bağlayan doğal bir koridor işlevi sağlamaktadır. Akbelen Ormanı’nın ortadan kaldırılması, bu doğal ekolojik köprüyü ortadan kaldırarak, Milas’ın güneyi ile kuzeyini birbirinden ayırarak büyük bir doğal yaşam ortamı parçalanmasına sebep olacaktır.

Muğla’da var olan üç termik santral ve yarattığı hava kirliliği ve sera gazlarına karşı, karbondioksiti absorbe ederek kirliliği ve sera etkisini azaltan, Muğla’mıza nefes aldıran ormanlarımız yok olursa, turizmin, balın, zeytinin merkezi Muğla büyük yara alacaktır. Bu yapılan girişim, halkın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının elinden alınmasıdır.

Akbelen Ormanı, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen orman yangınları ile büyük ölçekte tahrip olan Ören – İkizköy hattındaki ormana bağımlı türler için bir sığınak işlevi de görmektedir.

Anayasa’nın 169. Maddesi Bütün ormanların gözetimi devlete aittir demektedir. Bu nedenle, devam etmekte olan orman kesiminin acil olarak durdurulması gereklidir. Buradan devlet yöneticilerine, Tarım Orman Genel Müdürlüğü’ne, Çevre, Şehircilik

ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na çağrıda bulunuyoruz: Bu kıyıma dur deyin! Nefes alma kaynaklarımız, ağaçlarımız yangınlarla yok olurken, dünyamız iklim krizi ile yanıp kavrulurken, dünyamızın adeta bir sigortası görevi gören ormanlarımıza kıyılmasına izin

vermeyin!"