Çevremizi tanımakla başlar, koruma güdüsü. Yaşadığımız evrenin içinde ne olduğumuzu bilmek, sınırlarımızı zorlamak yerine uyum göstermektir aslında. Yıllar yılı tekstil endüstrisi, daha ucuz, daha kullanışlı ürünler üretmek hedefiyle, dokumanın içine petrolden üretilen elyaf malzemeleri, sentetikleri geliştirdi ve tekstil ürünleri çeşitlendi. 
Endüstri geliştikçe, hacmi ve çeşitliliği arttıkça, sentetik türleri çoğaltıldı. Sentetik iplikler dokumalara, kumaşlara, elbiselere, eşyalara, döşemelere, kaplama olarak kullanılan malzemelere girdi. Plastiğin türlü çeşidi hayatı kolaylaştırdı, ucuzlattı ve pratik hale getirdi. Petro kimyanın yan ürünleri hayatımızın her alanında kullanılmaya, hayatın vazgeçilmezi olmaya devam etti. 
Tekstil ile başlayan bu lokomotif sektör, gelişmeyi sürdürdükçe bir yandan da insan nüfusu hızla artı. Sanayinin her alanı gelişti. İlaç sanayi, teknoloji, elektrik, elektronik, bilişim sektörleri çağ atladı. Ancak hepsi sürerken bir başka yıkım kimsenin fark etmediği hızla evrenimizi ele geçiriyordu. 
Okyanuslarda çöp, plastik adaları görülmeye başladığında bilim insanları suları incelemeye başlamışlardı bile. Bugün okyanuslarda, denizlerde plastik parçacıkları mikron seviyesinde patlama yapmış durumda. Hatta artık gökyüzündeki bulutlarda dahi mikro plastik partiküller saptanıyor. Yani sadece içtiğimiz suda, yediğimiz balıkta değil soluduğumuz havada dahi mikro plastikler var. 
Dünyamızı yönettiğini düşünen finans devleri, bir grup elit, topu topu bir avuç milyarder olduğu bilinmektedir. Varlıkları, sahip oldukları dev sermaye gücü sayesinde elbet ki kendilerini evrenin hakimleri gibi görmeleri kaçınılmazdır. Milyar dolar servete sahip oldukları gerekçesiyle ayrıcalıklı kimseler olmaları dışında hepsi etten kandan, biyolojik olarak, hepimizden biridir, onlar da insandır. 
Kendilerine, soludukları atmosferde, içtikleri suda, yedikleri balıkta plastik olduğunu izah eden kimse yok mudur? Evsiz, yoksul birinin ciğerine veya midesine girecek plastik partikül o vücutta ne tür hastalıklara vesile olacaksa, en elit şahsın ciğerlerine de aynı zararı vereceği anlaşılamamış mıdır? Farklı bir atmosferi solumadığımız bilinmiyor mu?