Çocuklarda görmeyle ilgili bazı sorunlar, günlük yaşamda belirgin bir şikayete neden olmadığı için okul çağına kadar fark edilmeyebiliyor. Özellikle bir gözün diğerinden daha iyi görmesi durumunda çocuk yaşamını iyi gören gözüyle sürdürebiliyor ve görme problemi uzun süre fark edilmeyebiliyor.

Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Optisyenlik Ana Bilim Dalı Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, ailelerin çocukların “göremiyorum” demesini beklememesi gerektiğini belirterek okula başlamadan önce görme açısından değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekti.

Altunsoy, "Çocuklar çoğu zaman görmelerindeki eksikliği ifade edemez. Çünkü nasıl görmeleri gerektiğini bilmedikleri için bulanık görmeyi normal kabul edebilirler. Bu nedenle ailelerin yalnızca çocuğun şikâyet etmesini beklememesi gerekir" dedi.

OKUL ÖNCESİNDE GÖRME DEĞERLENDİRMESİ ÖNEMLİ

Çocuğun okula başlamadan önce görme keskinliği, gözlerin birbiriyle uyumu ve muhtemel kırma kusurları açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Altunsoy, bazı çocukların ise daha erken ve kapsamlı değerlendirmeye ihtiyaç duyabileceğini söyledi.

Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, "Ailede miyopi, yüksek kırma kusuru, şaşılık veya göz tembelliği öyküsü bulunması; çocuğun prematüre doğması, gelişimsel gecikme ya da göz sağlığını etkileyebilecek sistemik bir hastalığının bulunması durumunda daha erken ve kapsamlı değerlendirme yapılmalıdır" uyarısında bulundu.

Işık açık uyuyorsanız dikkat! Meğer gün içindeki yorgunluğunuzun sebebi buymuş: Sessizce vücudu etkiliyor
Işık açık uyuyorsanız dikkat! Meğer gün içindeki yorgunluğunuzun sebebi buymuş: Sessizce vücudu etkiliyor
İçeriği Görüntüle

TAHTAYA YAKLAŞMA GÖRME SORUNUNUN İŞARETİ OLABİLİR

Okula başlayan çocuklarda bazı davranış ve alışkanlıkların görme sorunlarına işaret edebileceğini belirten Altunsoy, "Çocuğun tahtayı görmekte zorlanması, tahtaya yaklaşmaya çalışması, televizyona çok yakından bakması veya kitap ve ekranı yüzüne fazla yaklaştırması aileler ve öğretmenler tarafından dikkate alınmalıdır" dedi.

Altunsoy, bazı belirtilerin de çocuğun göz ve görme sistemi açısından değerlendirilmesini gerektirebileceğini belirtti.

"Gözlerini kısarak bakmak, bir gözünü kapatmak veya eliyle örtmek, başını sürekli bir tarafa eğerek bakmak, okurken satır atlamak veya okuduğu yeri sık sık kaybetmek, okuma ve yakın çalışma sırasında çabuk yorulmak, gözlerini sık sık ovuşturmak veya normalden fazla kırpmak, baş ağrısı, göz yorgunluğu veya bulanık görmeden yakınmak, gözlerde kayma, kızarıklık, sulanma veya ışık hassasiyeti görülmesi, derslere ilginin veya akademik performansın açıklanamayan biçimde azalması."

Bu belirtilerin her zaman bir göz hastalığı anlamına gelmediğini belirten Altunsoy, ancak bu tür durumlarda çocuğun göz ve görme sistemi açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

ÖĞRETMENLERİN GÖZLEMLERİ DE ÖNEM TAŞIYOR

Öğr. Gör. Altunsoy, öğretmenlerin çocuklardaki görme sorunlarının fark edilmesinde önemli bir role sahip olduğuna dikkat çekti.

"Bazı çocukların tahtayı görememesi, okumaktan kaçınması veya derse ilgisinin azalması yanlışlıkla dikkat eksikliği ya da isteksizlik olarak değerlendirilebilir. Oysa altta yatan neden görme problemi olabilir" ifadelerini kullanan Altunsoy, bu tür davranışların göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

EKRAN KULLANIMINDA 20-20-20 KURALI

Okul döneminde uzun süre kesintisiz yakın çalışma ve ekran kullanımından kaçınılması gerektiğini belirten Altunsoy, okuma ve ekran mesafesinin yaklaşık 30 santimetreden az olmamasını önerdi.

Çocukların ekran kullanımında 20-20-20 kuralının uygulanabileceğini belirten Altunsoy, "Her 20 dakikada bir, 20 saniye süreyle yaklaşık 20 feet, yani 6 metre uzağa bakılması sağlanabilir" dedi.

Çocukların gün içerisinde mümkün olduğunca açık havada vakit geçirmesinin de özellikle miyopi gelişme riskinin azaltılması bakımından destekleyici olabileceğini ifade eden Altunsoy, yeterli aydınlatmanın sağlanması, ekran parlaklığının ortam ışığına göre ayarlanması ve spor sırasında uygun koruyucu gözlük kullanılmasının da göz sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi.

GÖZLÜK KULLANMAK GÖZ NUMARASINI ARTIRMAZ

Çocukların gözlüğü hekimin önerdiği süre ve şekilde kullanması gerektiğini belirten Öğr. Gör. Altunsoy, "Gözlük kullanmanın çocuğun göz numarasını artıracağı veya gözleri gözlüğe alıştıracağı düşüncesi doğru değildir. Aksine, reçete edilen gözlüğün kullanılmaması özellikle göz tembelliği riski bulunan çocuklarda görsel gelişimi olumsuz etkileyebilir" dedi.

Çocuğun gözlüğe alışmasının birkaç gün veya birkaç hafta sürebileceğini belirten Altunsoy, bu süreçte ailelerin olumlu ve teşvik edici bir tutum sergilemesinin önemini vurguladı.

Öğr. Gör. Altunsoy, "Çocuğun sürekli gözlüğünü çıkarması, gözlüğün üzerinden bakması, baş ağrısı yaşaması veya gözlüğü takmak istememesi durumunda ise çerçevenin uyumu ve reçetenin yeniden kontrol edilmesi gerekiyor" uyarısında bulundu.

GÖRME TARAMASI KAPSAMLI MUAYENENİN YERİNE GEÇMİYOR

Görme taramasının muhtemel bir sorunun belirlenmesinde ilk basamak olduğunu ancak kapsamlı göz muayenesinin yerine geçmediğini vurgulayan Altunsoy, tarama sonucunda yönlendirilen çocuğun gerçekten göz muayenesine ulaştırılmasının ve gerekli tedavinin takip edilmesinin sürecin önemli aşamalarından biri olduğunu söyledi.

Çocukluk döneminde fark edilmeyen görme sorunlarının yalnızca görme keskinliğini değil; okuma hızını, dikkat süresini, el-göz koordinasyonunu, akademik başarıyı ve çocuğun özgüvenini de etkileyebileceğini belirten Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, sözlerini şöyle tamamladı: "Çocuk her zaman ‘iyi göremiyorum’ demez. Bazen tahtaya yaklaşır, bazen okumaktan kaçınır, bazen de ders başarısı düşer. Bu nedenle okul hazırlığı yalnızca çantayı ve kırtasiye malzemelerini değil, göz sağlığı kontrolünü de içermelidir. Çocuk gözlüğü de yalnızca bir aksesuar değil; sağlıklı görsel gelişimin ve eğitim hayatının önemli bir parçasıdır."

Kaynak: İHA