Sağlık

Çocuklarda obezite alarmı: Bugünün çocukları yarının hastaları olabilir

Türkiye'de obezite oranları her geçen yıl yükselirken, ortaya çıkan veriler sağlık alanında dikkat çeken bir tabloyu gözler önüne serdi. Uzmanlara göre artık yalnızca yetişkinlerde değil, çocuklarda da yaygınlaşan obezite; diyabetten kalp hastalıklarına, kanserden solunum problemlerine kadar çok sayıda ciddi sağlık sorunuyla doğrudan bağlantılı durumda.

Abone Ol

Modern çağın en önemli sağlık sorunlarından biri olarak gösterilen obezite, Türkiye'de dikkat çekici boyutlara ulaştı. Son araştırmalara göre ülkede her üç yetişkinden biri obezite ile mücadele ediyor. Bu oranlarla Türkiye, Avrupa genelinde obezite görülme sıklığının en yüksek olduğu ülke olarak öne çıkıyor.

Medicana Ataköy Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Doç. Dr. Erkan Yardımcı, obezitenin yalnızca estetik kaygılarla ilişkilendirilen bir kilo problemi olmadığını, birçok ciddi hastalığın temelinde yer alan kronik bir sağlık sorunu olduğunu belirtti.

KADINLARDA OBEZİTE ORANI DAHA YÜKSEK

Türkiye Sağlık Araştırması 2025 verilerini değerlendiren Doç. Dr. Erkan Yardımcı, kadınlar ve erkekler arasındaki obezite oranlarına ilişkin dikkat çeken bilgiler paylaştı.

Yardımcı: "Ülkemizde obezite kadınlarda erkeklere kıyasla daha yüksek düzeydedir. Araştırma sonuçlarına göre obezite oranı kadınlarda yüzde 24,8, erkeklerde ise yüzde 18,7 olarak belirlenmiştir. Bir diğer dikkat çekici bulgu ise fazla kilolu bireylerin oranlarıdır. Kadınlarda fazla kilolu birey oranı yüzde 32,2 iken erkeklerde bu oran yüzde 43,1'e ulaşmaktadır. Fazla kilolu birey oranının yüksek olması, gerekli önleyici sağlık uygulamalarının hayata geçirilmemesi durumunda gelecekte obezite prevalansının daha da artabileceğine işaret etmektedir" dedi.

ÇOCUKLARDAKİ TABLO ENDİŞE YARATIYOR

Çocukluk çağı obezitesinin de önemli bir sorun haline geldiğini belirten Doç. Dr. Erkan Yardımcı, Dünya Sağlık Örgütü ve Çocukluk Çağı Obezite İzleme Girişimi verilerine dikkat çekti.

Yardımcı: "DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) ve COSI (Çocukluk Çağı Obezite İzleme Girişimi) verilerine göre Türkiye'de ilkokul çağındaki çocukların yaklaşık yüzde 10'u obez, yüzde 15'ten fazlası ise fazla kilolu gruplarda yer almaktadır. Çocukluk çağında obez olan bireylerin yüzde 70-80'i erişkin dönemde de obez kalıyor. Türkiye bu oranlarla OECD (Avrupa bölgesi raporları) verilerine göre 1. sırada bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye'nin obezite prevalansı bazı çalışmalarda ABD'ye yaklaşan seviyelerde bildirilmektedir. Bugünün fazla kilolu çocukları yarının diyabet hastası, kalp hastası veya kronik sağlık sorunlarıyla mücadele eden yetişkini olabilir. Bu nedenle de obezite ile mücadele sadece hastanelerde değil; evlerde, okul kantinlerinde, parklarda ve sofralarda başlamalıdır" şeklinde konuştu.

OBEZİTE BİRLİKTE PEK ÇOK HASTALIĞI GETİRİYOR

Obezitenin yaşam kalitesini düşürmenin yanı sıra birçok ciddi hastalıkla doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden Yardımcı, sağlık risklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Doç. Dr. Erkan Yardımcı: "Obezite sadece bir "kilo sorunu" olmayıp beraberinde hayatı tehdit edici birçok hastalığa neden olmaktadır. Özellikle obez bireylerde Tip 2 diyabet hastalığı riski 3-7 kat artmakta olup Türkiye, Avrupa'da diyabet sıklığının en hızlı arttığı ülke konumundadır. Ayrıca kardiyovasküler hastalıklar, solunum problemleri, karaciğer hastalıkları, kalp krizi, felç ve başta meme-kolon kanseri olmak üzere birçok kanser türünün oluşmasında doğrudan ilişkili olduğu bilinmektedir. Obezite ve beraberinde gelişen hastalıklar genel olarak değerlendirildiğinde obez bireylerin ölüm riski yüzde 20-40 arasında artmaktadır" dedi.

GÖRÜNMEYEN EKONOMİK YÜK MİLYARLARCA LİRAYA ULAŞIYOR

Obezitenin yalnızca bireysel sağlık sorunu olmadığını, aynı zamanda ekonomik sonuçlar doğurduğunu belirten Yardımcı, sağlık harcamaları üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Yardımcı: "Tedavi maliyetleri, iş gücü kayıpları, erken emeklilikler ve kronik hastalıkların yol açtığı ekonomik yük her yıl milyarlarca liraya ulaşmaktadır. Obezitenin ülke ekonomileri üzerine getirdiği yük çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Genel sağlık harcamalarının yüzde 5-10'u obezite ve beraberinde gelişen hastalıklar ile ilişkilidir. Türkiye'de her yıl milyarlarca TL maliyet olup, OECD verilerine göre obezite, ülkelerin GSYİH'sinin yüzde 1-3'ünü etkilemektedir. Ayrıca iş gücü kaybı, erken emeklilik ve kronik hastalıkların tedavi maliyetleri de dolaylı olarak bir yük oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.

"SADECE İRADE SORUNU DEĞİL"

Obezitenin yalnızca bireysel tercihler veya irade eksikliğiyle açıklanamayacağını belirten Yardımcı, bu durumun kronik bir hastalık olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Doç. Dr. Erkan Yardımcı: "Obeziteyi sadece bir irade sorunu olarak görmeyip, kronik bir hastalık olarak multidisipliner (çok yönlü) bir tedavi yaklaşımıyla mücadele edilmesi gereken bir sağlık pandemisi olarak değerlendirmek gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Erkan Yardımcı, "Obeziteyi önlemek ve beraberinde getirdiği 40'tan fazla kronik hastalığı tedavi etmekten 10 kat daha kolaydır. Okullardan sofralara, şehir planlamalarından gıda endüstrisine kadar köklü bir mücadele başlatmazsak; yakın gelecekte ne üreten sağlıklı bir nüfusumuz ne de yeterli bir sağlık bütçemiz olacak. Obezite ile mücadele artık bir tercih değil, bir sağlık zorunluluğudur" diye konuştu.