Okullar açılıyor, mevsimler değişiyor… Derken bir bakıyoruz; çocuk daha yeni iyileşmişken yeniden burun akıntısı, öksürük veya halsizlik başlıyor. Aslında çocukların yılda birkaç kez enfeksiyon geçirmesi özellikle okul çağında oldukça normal. Ancak günlük hayatta fark etmeden yaptığımız bazı alışkanlıklar, çocuğun genel sağlığını ve enfeksiyonlara karşı direncini olumsuz etkileyebilir.
Geç yatmak ve düzensiz uyumak; Çocukların büyümesi ve gelişmesi için uyku en az beslenme kadar önemli. Gece geç saatlere kadar televizyon, tablet veya telefon başında kalmak; her gün farklı saatte yatıp kalkmak çocuğun yeterli ve kaliteli uyumasını zorlaştırabilir. “Hafta sonu nasıl olsa uyur” demek de her zaman çözüm değil. Çocukların yaşına uygun, düzenli bir uyku düzeni olması önemli.
Sebze-meyveyi ihmal etmek; “Benim çocuğum sebze yemiyor.” Bu cümleyi pek çok anne babadan duyuyoruz. Sadece makarna, pilav, patates, hazır atıştırmalıklar ve tatlılardan oluşan bir beslenme düzeni çocuğun ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral, protein ve lifi yeterince almasını zorlaştırabilir. Çocuğu zorlamak yerine sebzeyi farklı şekillerde sunmak, sofraya birlikte oturmak ve ebeveyn olarak iyi örnek olmak çoğu zaman daha işe yarar.
Gün boyu hareketsiz kalmak; Çocukların da hareket etmeye ihtiyacı var. Saatlerce ekran karşısında oturmak yerine açık havada oyun oynamak, yürümek, bisiklete binmek veya bir spor dalıyla ilgilenmek hem fiziksel hem de ruhsal sağlık açısından faydalıdır. Çocuğun hareket etmesi için illa profesyonel sporcu olması gerekmiyor. Koşmak, oynamak, parka gitmek bile hareket.
Sürekli paketli ve şekerli gıdalar tüketmek; Çocukların tamamen yasaklı bir beslenme düzenine ihtiyacı yok. Ancak şekerli içecekler, abur cuburlar ve aşırı işlenmiş gıdalar günlük beslenmenin temelini oluşturmamalı. Bir çocuğun doğum günü pastası yemesi bağışıklığını bozmaz. Asıl mesele, her gün ve sık tüketilen besinlerin niteliğidir. Evde meyve, yoğurt, kuruyemiş gibi daha besleyici seçeneklerin bulunması küçük ama etkili bir adım olabilir.
El yıkama ve hijyeni ya tamamen unutmak ya da abartmak; Çocuklara el yıkamayı öğretmek enfeksiyonlardan korunmada çok önemli. Özellikle yemeklerden önce ve tuvalet sonrası ellerin doğru şekilde yıkanması alışkanlık haline getirilmeli. Ama burada da denge önemli. Çocuğu her dakika dezenfektanla silmek, dışarı çıkmasına izin vermemek veya her mikroptan korkmasını sağlamak sağlıklı bir yaklaşım değil. Çocukların bağışıklık sistemi çevresindeki mikroorganizmalarla karşılaşarak gelişen karmaşık bir sistemdir. Amaç çocuğu bütün mikroplardan izole etmek değil, doğru hijyen alışkanlıklarını kazandırmaktır. Anne babaların en sık düştüğü yanılgılardan biri bu. “Bağışıklığı güçlensin” diye gelişigüzel vitamin ve takviye kullanmak, sağlıklı beslenmenin yerini tutmaz. Çocuğun gerçekten bir vitamin veya mineral eksikliği varsa bunun değerlendirilmesi ve gerekiyorsa doktor önerisiyle destek verilmesi daha doğrudur. Bağışıklık için tek bir mucize besin veya mucize vitamin yok. İyi uyku + dengeli beslenme + hareket + uygun hijyen + sağlıklı yaşam alışkanlıkları bir bütün olarak düşünülmeli. Çocuğun yılda birkaç kez nezle olması her zaman “bağışıklığı zayıf” anlamına gelmez. Özellikle okul ve kreş döneminde çocukların sık enfeksiyon geçirmesi oldukça yaygındır. Biz anne babaların görevi çocuğu hastalıklardan tamamen uzak tutmak değil; sağlıklı büyümesi için güçlü bir temel oluşturmaktır.