Hatice KÖYLÜ-EGETELGRAF/ Son yıllarda tüm dünyada ve Türkiye’de tatil anlayışı köklü bir değişim geçiriyor. Değişen ekonomik koşullar, metropol hayatının getirdiği yoğun stres, kalabalıklar ve pandemi dönemiyle birlikte hayatımıza giren izole yaşam arayışı, insanları alternatif rotalara yönlendirdi. Bu rotaların en başında ise şüphesiz özgürlüğün simgesi haline gelen karavan turizmi yer alıyor. İzmir’de 12 dönümlük geniş bir mandalina bahçesi içinde hem yerli hem de yabancı karavan tutkunlarına hizmet veren karavan parkı işletmecisi Duygu Penbe, Ege Telgraf ekranlarında merak edilenleri yanıtladı. Eşiyle bir karavan evde yaşan ve bu kültürü tecrübe eden Penbe, karavan hayatının zorluklarından güzelliklerine, kurumsal kamp alanı yönetiminden çocukların gelişimine olan katkılarını anlattı.

Duygu Hanım, sizi tanıyabilir miyiz? Karavan park işletmeciliği fikri nasıl ortaya çıktı, bu serüven nasıl başladı?
Ben Celal Bayar Üniversitesi Tenis Antrenörlüğü Bölümü mezunuyum. Uzun yıllar sporla, kortlarla iç içe bir hayatım vardı. Eşimle birlikte gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi çok seviyorduk. Gerek arabayla gerek motorla sürekli yollardaydık. Benim tenis dolayısıyla açık havada, dışarıda olmaya zaten büyük bir hayranlığım vardı. Doğada olmak bizim için bir yaşam tarzıydı. Derken araya pandemi dönemi girdi. Tam o süreçte oğlumuz dünyaya geldi, ardından bir işsizlik dönemi yaşadık. "Ne yapabiliriz, nasıl bir yol çizebiliriz?" diye kara kara düşünürken aklımıza böyle bir fikir geldi. Madem doğayı bu kadar seviyoruz, neden bunu bir iş modeline dönüştürmüyoruz dedik. Eşimle el ele verdik ve İzmir’deki alanımızı yavaş yavaş genişletmeye, büyütmeye başladık. Amatör bir ruhla başladığımız bu işi zamanla tamamen kurumsallaştırdık. Şu an eşimle birlikte İzmir Ayazkaravan Park’ın işletmeciliğini yapıyoruz ve kendimiz de bu alanın içinde barınıyoruz. Yani aslında sunduğumuz hayatı bizzat yaşıyoruz.
"MALİYETİN GETİRDİKLERİ"
Karavan turizmi son yıllarda adeta bir patlama yaşadı. İnsanlar neden kitle turizminden, lüks otellerden kaçıp karavan hayatına bu kadar büyük bir ilgi göstermeye başladı?
Bence bu ilginin en büyük ve birincil sebebi ekonomik nedenler, yani otel fiyatlarının inanılmaz derecede pahalı olması. İnsanlar artık bir haftalık otel tatiline servet ödemek istemiyor. İkinci neden ise dijital dünyanın etkisiyle doğaya dönüş akımının yükselmesi. Sosyal medyada dönen doğa videoları, yeni ve kendine özgü yaşam trendleri insanları çok etkiliyor. Şehrin binaları, trafiği ve beton griliği ruhsal bir yorgunluk yaratıyor. Sabah kalkıyorsunuz, pencereyi açıyorsunuz ve karşınızda sadece devasa binalar var. Hele ki şu yaz sıcaklarında şehirler nefes alınmaz hale geliyor. İnsanlar artık özgürleşmenin peşinde. Karavan size lüks olmayan ama son derece özgür bir hayat sunuyor. Ağaçların altında, yeşilliğin ortasında veya deniz kenarında uyanıyorsunuz. Nerede uyanmak istiyorsanız, kendinizi nerede rahat hissediyorsanız orası sizin eviniz oluyor. İşte bu huzur, insanların ruhunu dinlendiriyor. Kolay mı dendiğinde elbet zorlukları var ama doğada uyanmanın verdiği o nefes, tüm zorlukları unutturuyor.

KAÇIŞ NOKTASI: KARAVAN PARKLAR
Peki, tam olarak "Karavan Park" nedir? Bir karavan kullanıcısı sizin tesisinize geldiğinde hangi hizmetleri alıyor? Detaylandırabilir misiniz?
Karavan park, temelde karavan kullanıcılarına güvenli bir otopark ve barınma alanı sunan profesyonel bir sistem. Bizim tesisimizde hem sadece otopark hizmeti hem de yaşayıp barınma şeklinde iki seçenekli sistemimiz var. Hatta buna ek olarak bot ve tekne otoparkı hizmeti de veriyoruz. Otopark hizmetinde, karavan sadece park halinde duracağı için daha az bir metrekare tahsis ediliyor.
Biliyorsunuz, artık yasal düzenlemeler çok sıkılaştı. Bu yüzden karavan parklar bir zorunluluk haline geldi. Tesisimizde motokaravan ve çekme karavanların tüm ihtiyaçları karşılanıyor. Her karavanın elektrik ve su bağlantısı var. Karavanların içindeki duş ve tuvaletlerin pis su giderlerini, gri su atıklarını bağladığımız profesyonel bir ana boru hattımız mevcut. Bunun dışında misafirlerimize 7/24 sıcak su, ortak tuvalet ve banyolar, çamaşırhane, kurutma makinesi, dışarıda rahatça bulaşık yıkayabilecekleri alanlar, yüksek hızlı internet ve kesintisiz güvenlik hizmeti sunuyoruz.
ÇOCUKLAR VE DOĞA
Hafta sonları ailelerin çocuklarını alışveriş merkezlerine götürme alışkanlığı var. Oysa karavan parklar çocuklar için çok daha büyük bir özgürlük alanı. Doğanın çocuk gelişimi üzerindeki etkilerini nasıl gözlemliyorsunuz?
Size tesisimizden somut bir örnek vereyim: Şu an LGS sınavına hazırlanan bir kampçımızın çocuğu var. Ailesi çocuğu getirdi, doğayla baş başa bıraktı. Çocuk testlerini, sorularını burada, ağaçların altında çözüyor, kitabını burada okuyor. Doğanın sunduğu bu sessizlik ve oksijen onun için muazzam bir motivasyon kaynağı oldu. Hatta okuldaki öğretmeni bile çocuktaki bu olumlu değişimi, odaklanma becerisini ve derslerindeki başarı artışını fark edip aileye sormuş. Doğa tıpkı spor gibidir. Bir çocuğun hayatına sporu, altyapıyı ne kadar erken dahil ederseniz, özel hayatında ve derslerinde o kadar başarılı, sağlıklı ilişkiler kurabilen bir birey olur. Kampçılık da bana göre bir nevi spor dalıdır; çadır kurmak, doğanın dinamiklerine uyum sağlamak bir disiplin gerektirir. Bugünün çocukları okuldan eve geldiklerinde ellerinde ya bir tablet, ya telefon ya da televizyon buluyorlar. Dijital bir esaret var. Ben bunu kendi 4,5 yaşındaki oğlumda da deneyimliyorum. Oğlum saat 16.30’da kreşten çıkıyor, saat 17.00’de kampa geliyor; top oynuyor, bisiklete biniyor, kamptaki bahçemizi suluyor. "Tablet izlemiyor mu, geri kalıyor mu?" diye soruyorlar. Hayır, asla geri kalmıyor; aksine yaşıtlarından el becerileri, motor kas gelişimi ve vücut yapısı olarak çok daha ileride ve başarılı. Doğa insanın ruhunu besler, işi yerinde görmesini sağlar.

Karavan hayatına mesafeli duranların en büyük endişesi genelde güvenlik oluyor. "Karavan parklar tenha mıdır, başımıza bir şey gelir mi?" korkusu var. Siz bu güvenliği nasıl sağlıyorsunuz?
İnsanlarda ne yazık ki "Karavan parklar ıssız, tenha yerlerdir" gibi yanlış bir algı var. Biz bu algıyı tamamen yıkıyoruz. Bizim kırmızı çizgimiz güvenlik. Burası tamamen bir aile yeri. Tesisimizin dört bir yanı hareket sensörlü, yüksek çözünürlüklü kameralarla çevrili ve 7/24 izleniyor. Giriş-çıkışlar tamamen kontrolümüz altında; kapı şifreli ve korumalıdır. Eşimle birlikte gece gündüz orada yaşadığımız için ve ekstra personellerimiz de olduğu için alana tam bir hakimiyetimiz var. Bizden habersiz kuş uçmaz. Kampçılarımızın dışarıdan bir misafiri geleceği zaman bile mutlaka bize önceden haber vermeleri gerekiyor. Alana giren herkesten mutlaka kimlik bilgileri alınıyor. Motokaravanların ve misafir araçların plakalarını sisteme kaydediyoruz. Eşimle birlikte bilgisayar üzerinden yönettiğimiz, PDF formatında sakladığımız çok sıkı bir dijital dosyalama ve kayıt sistemimiz var. Aynı zamanda bölge emniyet güçleriyle de sürekli iletişim ve dirsek teması halindeyiz. Kimlik bildirim sistemimiz tıkır tıkır çalışıyor. Bu yüzden insanlar buraya geldiklerinde evlerindekinden çok daha güvende ve huzurlu oluyor.
KAMP KÜLTÜRÜ
"Alanımız sadece bir park alanı değil, aynı zamanda yaşayan bir topluluk. Kış ayları için kapalı alanımız, yaz ayları içinse devasa açık alanımız mevcut. Tesisimizde kampçılarımızla bir araya gelip ateş çukurları yakıyor, partiler düzenliyoruz. 80'ler ve 90'ler konseptli nostalji gecelerimiz, kampçılarımızın doğum günü kutlamaları oldukça renkli geçiyor. Sosyal medyadan duyuru yapıyoruz; 'Sandalyenizi, içeceğinizi alın gelin' diyoruz. Aramızda profesyonel şarkı söyleyen dostlarımız var, canlı müzik geceleri yapıyoruz. Önümüzdeki süreçte bu vizyonu daha da büyüterek seramik, el sanatları, çanta yapımı, hamak örme ve yoga workshopları (atölyeleri) başlatacağız."

‘HASTANEYE UZAKLIK’
Bir karavan kullanıcısı veya yeni bir karavan park seçmek isteyen bir kişi, seçim yaparken nelere dikkat etmeli? Altın kurallar nelerdir?
İlk dikkat edilmesi gereken nokta kesinlikle konumdur. Seçeceğiniz yer merkeze yakın mı, en önemlisi bir sağlık kuruluşuna veya hastaneye yakın mı? Acil bir sağlık durumunda ambulans veya taksi ne kadar sürede gelebiliyor, siz kaç dakikada hastaneye ulaşabiliyorsunuz? Bunlar hayati sorulardır ve mutlaka hesaba katılmalıdır. İkinci olarak az önce belirttiğim gibi güvenlik sorulmalıdır. İşletmeye ilk olarak "Güvenliği nasıl sağlıyorsunuz? Giriş-çıkış saatleriniz nedir?" soruları yöneltilmelidir. Örneğin bizim tesisimizde kışın saat 22.00, yazın ise en geç 23.00’ten sonra dışarıdan içeriye kimseyi kabul etmiyoruz. Gece saat 01.00’de gelip tesise girmek isteyenlere kapıyı açmıyoruz çünkü içeride uyuyan, dinlenen insanların huzurunu ve güvenliğini korumak zorundayız. Giriş-çıkış disiplini olan yerler her zaman daha kalitelidir.
SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM
Peki, Ayazkaravan Park’ı diğer işletmelerden ayıran, sizi ayrıcalıklı kılan temel özellikler nelerdir?
Bizi ayıran en büyük özelliğimiz, 12 dönümlük muazzam büyüklükte bir arazi üzerinde kurulmuş olmamız. Kesinlikle sıkış tıkış, dar bir alanımız yok. Karavanlar arasında geniş ve ferah mesafeler var. Arazimizin içinde devasa bir mandalina bahçesi, nar ve çağla ağaçları bulunuyor. Kampçılarımız dalından meyveleri kendi elleriyle, gönül rahatlığıyla toplayıp yiyebiliyorlar. Bu anlamda çok şanslılar. Merkeze, ana yollara, taksi duraklarına çok yakınız; kapımıza kadar her türlü yemek siparişi gelebiliyor. Hem doğanın tam kalbindeyiz hem de şehirden kopuk değiliz. Hayat gerçekten çok kısa ve her geçen gün hızla akıp gidiyor. Benim insanlara en büyük tavsiyem; hayallerinizi, mutluluğunuzu, özgürlüğünüzü veya gerçekleştirmek istediğiniz ne varsa asla ertelemeyin. Kamp yapmak, karavanda yaşamak, insana muazzam bir ruh katıyor. Elbette zorlukları var; evinizdeki 150 metrekarelik konfor alanını bırakıp birkaç metrekarede yaşamayı öğreniyorsunuz ama karşılığında eşsiz bir iç huzuru kazanıyorsunuz. Önemli olan da o iç huzurdur. Ayda bir kere bile olsa hafta sonları mutlaka şehirden kaçın ve doğayla baş başa kalın.




