Nihat AK/EGE TELGRAF- Türkiye’nin gözde turizm merkezlerinde kamu görevlilerinden aylık 500 bin liraya kadar ulaşan kira bedellerinin talep edilmesi, barınma krizini yeni bir boyuta taşıdı. Doktorundan mühendisine, öğretmeninden güvenlik personeline kadar birçok emekçinin çadır, konteyner ve karavan gibi geçici çözümlere yönelmesi, kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve kalitesi konusundaki tartışmalarını alevlendirdi. Emekçi temsilcileri ile gayrimenkul sektörünün önde gelen isimleri, Ege Telgraf’a yaptıkları değerlendirmelerde sorunun nedenlerini ve çözüm önerilerini ortaya koydu.

‘KİRA MAAŞI YUTUYOR’

Özellikle son yıllarda sabit gelirli çalışanlar ve devlet memurlarının kent merkezleri ile turistik ve sayfiye bölgelerinde ciddi barınma sorunları yaşadığını aktaran Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, “Çeşme, Foça, Bodrum gibi yüksek talep gören bölgelerde kira bedelleri birçok memurun maaşına yaklaşmakta, hatta bazı durumlarda aşabilmektedir. Bu nedenle kamu çalışanları bu bölgelere gitmek istememekte, görev yapanlar ise ekonomik açıdan büyük zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır.

‘EĞİTİM VE GİDERLER’

Barınma sorununun yanı sıra kent merkezleri ve turistik bölgelerdeki yüksek yaşam maliyetleri de sabit gelirli vatandaşları zorlamaktadır. Eğitim konusunda da önemli sıkıntılar yaşanmaktadır. Devlet okullarında sınıf mevcutlarının yüksek olması aileleri farklı arayışlara yöneltirken, çocuklarını özel okullarda okutmak isteyen memurlar ise karşılarına çıkan yüksek eğitim ücretleri nedeniyle ciddi ekonomik yük altında kalmaktadır. Kira, yaşam giderleri ve eğitim maliyetleri bir araya geldiğinde sabit gelirli kesim için bu bölgelerde yaşam her geçen gün daha da zorlaşmaktadır” dedi.

‘LOJMANLAR DÖNSÜN’

Bu bölgelerde kamu görevlilerimizin rahat görev yapabilmesi ve bu bölgelerin tercih edilebilir olması için lojman sistemine mutlaka yeniden geçilmesi gerektiğini gündeme getiren Genel Başkan Doğruyol, “Bugün 60-70 bin lira maaş alan bir memurun Çeşme’de, Foça’da, Bodrum’da ev sahibi olma şansı yoktur. Bu bölgelerde en mütevazı, en basit bir konutun bile bedeli 8-10 milyon liranın altına düşmemektedir. Mutlaka bir destek mekanizmasına ihtiyaç vardır. Bu destek ya lojman olmalıdır ya da farklı bir barınma desteği sağlanmalıdır. Ancak mevcut maaş seviyeleriyle bu sorunun çözülmesi mümkün görünmemektedir. Yüksek kiralar yalnızca çalışanları değil, kamusal hizmetlerin sürekliliğini de olumsuz etkiliyor. Normal şartlarda 10 personelin görev yapması gereken birimlerde hizmetler zaman zaman 2 personelle yürütülmeye çalışılıyor. Personel eksikliğinin gölgesinde sürdürülen bu çaba ise kaçınılmaz olarak hizmet kalitesine yansıyor” ifadeleriyle durumu özetledi.

‘AİLELERİNDEN UZAKTA’

Kamu çalışanlarının kent ve turizm merkezlerinde yaşam mücadelesi verdiğinin altını çizen Türk-İş Ege Bölge Başkanı Hayrettin Çakmak, “Kira fiyatları da, pazar fiyatları da el yakıyor. Bu nedenle devlet memurları, kamu işçileri ve diğer kamu görevlileri turistik bölgelerde ikamet etmek istemiyor, daha çok kırsal bölgelere yönelmek zorunda kalıyor. Bugün kaymakamlık personelinden ilçe jandarma personeline kadar devletimizin sahadaki temsilcileri en fazla 85 bin, 95 bin, hatta 100 bin lira seviyesinde gelir elde edebiliyor. Ancak turizm ilçelerinde kira bedelleri 40 bin liranın altına düşmüyor. Bu nedenle birçok kamu çalışanı ailesinden uzak yaşamak, geçici barınma imkânlarıyla hayatını sürdürmek zorunda kalıyor. Bu tablo hem çalışanı zorluyor hem de kamu hizmetlerinin verimliliğini ve kalitesini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle devletimizin özellikle barınma konusunda kamu çalışanlarını koruyacak yeni düzenlemeleri ve destek mekanizmalarını hayata geçirmesi büyük önem taşıyor” sözleriyle eleştiride bulundu.

Gram altın düşüşe geçti: İşte 19 Haziran güncel fiyatları
Gram altın düşüşe geçti: İşte 19 Haziran güncel fiyatları
İçeriği Görüntüle

BARINMA ÇIKMAZI

Kent ve turizm merkezlerinde afaki kiraların talep edildiğini dile getiren İzmir Emlak Kulübü Derneği Başkanı Rıdvan Akgün, “Kamu personelleri turizm sezonunda aylık 100 bin, 200 bin, 300 bin, hatta 400 bin ile 500 bin lira arasında değişen kira talepleriyle karşı karşıya kalabilmektedir. İzmir’in merkezi bölgelerinde normal kiralık daireler için 40 bin, 50 bin, 60 bin ve 70 bin lira kira istenirken, şehrin çeperlerinde dahi kiralar 20 bin liradan başlayıp 40 bin liraya kadar çıkabilmektedir. Nitelikli ve yeni 3+1 dairelerde kira bedelleri 80 bin, 90 bin ve 100 bin liraya ulaşırken, 30-40-50 yıllık ancak bakımlı eski daireler bile 40 bin ile 50 bin lira arasında kiralanmaktadır.
Bodrum, Çeşme, Kuşadası ve Urla gibi turizm merkezlerinde ise tablo çok daha ağırdır. Bu bölgelerde yıllık 1 milyon 200 bin liraya denk gelen 100 bin liralık aylık kira bedeli, çoğu zaman 3 aylık sezona sıkıştırılarak aylık 300 bin, 400 bin hatta 500 bin lira seviyelerinde talep edilmektedir. Bu rakamların altından memurun da, ücretlinin de, kiracının da kalkabilmesi mümkün değildir”sözleriyle konuya dikkat çekti.

SAĞLIK SORUNLARININ ANASI

Barınma krizinin diğer sorunların anası olduğuna da vurgu yapan Akgün, “Bir memurun ya da ücretlinin maaşının yarıdan fazlasını kiraya vermesi, ev bütçesinin yaklaşık yüzde 60’ının barınmaya gitmesi anlamına geliyor. İnsanlar kaliteli gıdalar yerine muadil ürünlere yöneliyor. Bu durum da sağlık sorunlarını artırıyor, obeziteyi yaygınlaştırıyor ve sağlık sistemine ek yük getiriyor. Aslında barınma sorunu sadece bir konut sorunu değil, doğrudan bir sağlık sorunudur. Bugün hobi bahçelerine, kooperatif arsalarına, konteyner yapılara ve 150-200 bin lira seviyesindeki küçük karavanlara olan yoğun talebin temel nedenlerinden biri de insanların daha düşük maliyetle barınma arayışıdır. Boşanmalar artıyor, insanlar evlenmekten kaçınıyor, yalnız yaşamayı ve minimal hayatı tercih ediyor. Geçinemeyenler ise ailelerinin yanına dönmek zorunda kalıyor. Kısacası barınma sorunu bugün ekonomiden sağlığa, aile yapısından sosyal yaşama kadar birçok alanı doğrudan etkileyen temel bir sorun haline gelmiştir” sözleriyle eleştirisini dile getirdi.

‘ÇÖZÜM ÇOK BASİT’

Özellikle Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Toplu Konut İdaresi ve Emlak Konut'un ortak bir çalışma yürütmesi halinde barınma krizinin kısa vadede önemli ölçüde çözülebileceğini belirten Akgün, çözüm formülünü şu cümlelerle dile getirdi, “Barınma sorununun çözümü aslında sanıldığı kadar zor değil. Hangi şehirde ne kadar konut ihtiyacı olduğu valilikler tarafından tespit edilir, uygun alanların altyapısı hazırlanır ve ardından Türkiye’nin güçlü konut, prefabrik ve konteyner üretim kapasitesi devreye girer. İhtiyaç duyulan konutlar 3 ila 5 ay gibi kısa sürelerde üretilerek vatandaşın kullanımına sunulabilir. Öte yandan Türkiye’de yaklaşık 5 milyona yakın gönüllü mültecinin bulunması da konut ve kira piyasasını etkileyen unsurlardan biri olarak görülmektedir. Özellikle gönüllü geri dönüşlerin beklenen düzeyde gerçekleşmemesi, konut talebini artırırken kira ve satış fiyatları üzerindeki baskıyı da büyütmektedir. Barınma sorunu çözülmeden, şehirlerin huzuru da sofraların bereketi de eksik kalmaya devam edecektir” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi