MEMDUH GÜNEY-EGE TELGRAF- Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bütçe görüşmeleri sürerken kürsüye çıkan Milli Eğitim Bakanı (MEB) Yusuf Tekin yaptığı konuşmada bakanlığın imzaladığı protokollerle ilgili bilgiler verdi. Bakan Tekin, “Bu protokollerden bin 167 tanesi resmi kurumlarla, 550 tanesi STK'larla, 986 tanesi ise TEMA'dan Kızılay'a bir sürü STK'yla. Bunların içerisinde sizin 'tarikat, cemaat' dediğiniz, bizim 'STK' dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır. Ben bu protokollerle bize destek olanlara da teşekkür ediyorum. Onlarla protokol yapmaya da devam edeceğiz” cümlelerine tepkiler sürüyor. Bakanın yaptığı açıklamalara TÜSİAD, sanatçılar, veli dernekleri yazılı olarak tepkilerini sürdürürken Veli-Der İzmir Şube Başkanı Necati Kalafat, bakanlığın uzun süredir bu protokolleri imzalandığını sorunun bunların artık açıkça ifade edilebilmesi olduğunu söyledi. Kalafat, “Bu iş birliği adı altında tarikatlara, yozlaşmış gerici kurumlara eğitim sistemi peşkeş çekiliyor. Bu protokoller zaten uzun zamandır çeşitli şekillerde yapılıyordu. ÇEDES, Halk Eğitim ve MEB’in çeşitli kurumlarında bu yapılıyordu ancak artık “Size mi soracağız” noktasına geldi. Bakan, meclis kürsüsünde tarikatları ve cemaatleri sivil toplum örgütü olarak değerlendirdi” dedi.

“SORUNLAR DİNİ FAALİYETLERE KANAL AÇARAK MI ÇÖZÜLECEK”
Türkiye’nin uluslararası eğitim değerlendirme sonuçlarında dip yaptığını söyleyen Kalafat, “Her sene 3 milyondan fazla çocuk üniversite sınavına giriyor ve çocukların mezun olduktan sonra okudukları bölümlerle alakalı iş bulma imkanı çok az. Her sene bir milyondan fazla öğrenci temel barajı geçemiyor. Bilimsel olarak ya da iş bulabilme imkanı olarak üniversitelerin akademik kıymeti düşmüşken bakanlık tarikatlara protokollerle izin veriyor. Eğitim sistemimizin sorunu dini faaliyetlere kanal açmak mıdır yoksa bilimin ışığında sorunları çözmeye çalışmak mıdır?” ifadelerini kullandı.
“HEM İDEOLOJİK HEM FİNANSAL”
“Tarikat ve cemaatlerle protokol imzalanmasının hem ideolojik hem de finansal tarafı var” diyen Kalafat, “Halk eğitim üzerinden kadrolar açılıyor oralara cemaatlerden birilerini yerleştiriyorlar. Bu bir yaklaşım tarzıdır. Bu sorunlarla geleceğimiz olan çocuklarımız değersizleştiriliyor. Veliler olarak biz bunu görüyoruz bakanlık ve siyaset içerinde aklı selim olan yetkilileri uyarıyoruz. Hem maddi hem de ideolojik olarak eğitim sisteminde çocuklarımızın geleceğiyle oynuyorlar” dedi.
“BAKANLIĞIN GÖREVİ LAİK EĞİTİM VERMEK”
“Yusuf Tekin Milli Eğitim Bakanlığı’nda müsteşar olduğu günden beri bu protokoller devam ediyor” diyen Eğitim İş İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Adem Yıldırım, “Geçmişte bu protokollerin iptali için yargıya başvurduk ancak uzun süren mahkemeler sonucunda protokollerin iptaline yönelik bir karar çıkmadı. Bakan kürsüdeki açıklamasında “Gençlerin dağa çıkması engelleniyor” dedi. Buradaki sorun devletin bu protokollerle mi gençlerin dağa çıkmasını engelleyecek olması. Bakan bunların hepsini söyleme gafletinde bulundu ve tekkeleri kapatan cumhuriyetin, anayasaya göre laik eğitim verme görevinde olan bakanlığın gericilerle birlikte iş birliği yaptığını itiraf etti” dedi.

“ÇOCUKLARIMIZ KARANLIK PLANLARIN PİYONU OLMAK ZORUNDA MI”
Yıldırım, “Çocukların dağa çıkma tehlikesi varsa eğer devlet yetersiz mi ki Milli Eğitim Bakanlığı tarikatlarla çalışıyor. 15 Temmuz’da yaşanılan bir acı tecrübemiz varken ve bu tecrübemiz hala daha acısını sürdürüyorken bu darbeyi yapanlardan boşaltılan yerlere bakanlığın eliyle yeniden birilerinin enjekte edilmesi bile bile lades değil midir? Bu bahtsız açıklamada “Hizmet” kelimesi bilerek mi tercih edilmiştir. Bu ülkede okula giden çocuklarımız karanlık planlarınızın piyonu olmak zorunda mıdır? Öğrenciler ve eğitim sistemimiz öğretmenler yerine protokolle getirilen kişilere maruz bırakılmak zorunda mıdır?” ifadelerini kullandı.
“LAİK EĞİTİMİ ORTADAN KALDIRMA MÜCADELESİ”
ÇEDES protokolüne değinen Yıldırım, “Bakanlığın laik eğitimi ortadan kaldırmak için projeleri var. Okul öncesi eğitim veren kuruma imamın gelip çocuklarla sohbet ettiğini görüyoruz. Formasyonu olmayan eğitimden uzaktan yakından ilgisi olmayan kişilerin okula sokulması yanlıştır. Eğer ihtiyaç varsa atama bekleyen yüz binlerce arkadaşımız var. Bu açıklama itiraf ve ihbar niteliğindedir. Bizde bu protokollerin iptal edilmesi için yargı yoluna başvuracağız ve laik eğitimin korunması için mücadele edeceğiz” dedi.




