İnsan beyninin anne karnındaki gelişiminden doğum sonrasına kadar geçirdiği değişimleri inceleyen araştırma, nöronların genetik yapısına ilişkin önemli sonuçlar ortaya koydu. Nature dergisinde yayımlanan çalışmada, beynin gelişim sürecinde genetik değişiklik taşıyan hücrelerin oranının nasıl değiştiği incelendi. Araştırma kapsamında 2 bin 300'den fazla sinir hücresi değerlendirildi. Elde edilen bulgular, beynin hafıza, öğrenme ve bilinç gibi işlevlerle ilişkili serebral korteks bölgesindeki nöronların genetik özelliklerine ve gelişim sürecindeki değişimlerine ışık tuttu.

YÜZDE 6 SEVİYESİNE GERİLEDİ

Boston Çocuk Hastanesi'nde görev yapan pediatrik nörojenetikçi Dr. Diane Shao liderliğindeki araştırma ekibi, 14 haftalık fetüslerden 90 yaşın üzerindeki bireylere kadar farklı yaş gruplarından alınan beyin dokularını inceledi. Tek hücre dizileme analizlerinde, anne karnındaki fetüslerin beyinlerindeki nöronların yüzde 25'inden fazlasında, kromozom parçalarının kaybı veya artışıyla ilişkili kopya sayısı varyasyonları tespit edildi. Doğum sonrasındaki bebek beyinlerinde ise bu tür değişiklikler taşıyan hücrelerin oranının yüzde 6 seviyesine gerilediği bildirildi. Araştırmada ortaya çıkan bu fark, beynin gelişim sürecinde genetik yapısı değişmiş nöronların oranında belirgin bir azalma yaşandığını gösterdi. Bilim insanları, bulguların beyin gelişimindeki hücresel seçilim mekanizmalarının anlaşılması açısından önem taşıdığını belirtti.

Aynı yemeği yiyen iki kişi neden farklı kilo alıyor? Nedeni ne? Uzman isim açıkladı
Aynı yemeği yiyen iki kişi neden farklı kilo alıyor? Nedeni ne? Uzman isim açıkladı
İçeriği Görüntüle

SİNİR HÜCRELERİNİN BAĞLANTILARI DA İNCELENDİ

Araştırmada, genetik değişiklik taşıyan nöronların diğer sinir hücreleriyle sinaps adı verilen bağlantıları kurma yeteneklerinde de farklılıklar bulunduğu ortaya kondu. King's College London nörobilimcisi Oscar Marín'in değerlendirmelerine göre, beynin işlevini yerine getiremeyen veya anormal bağlantılar oluşturan hücreleri elemesi, hücre sayısı ile doku kalitesi arasındaki dengenin korunmasında rol oynayabilir. Bu bulgular, beynin gelişim sırasında yalnızca sinir hücresi üretmediğini, aynı zamanda hücrelerin genetik özellikleri ve bağlantılarıyla ilişkili süreçlerin de şekillendiğini gösteren araştırmalar arasında yer aldı.

OTİZM VE EPİLEPSİ AÇISINDAN ÖNEM TAŞIYOR

Araştırmanın sonuçlarının, otizm spektrum bozukluğu ve epilepsi gibi nörogelişimsel rahatsızlıkların altında yatan mekanizmaların anlaşılmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor. Hücresel ayıklama mekanizmasındaki olası bozuklukların, beynin gelişimini ve sinir hücreleri arasındaki iletişimi etkileyebileceği düşünülüyor. Ancak bu bulguların söz konusu hastalıkların nedenlerini tek başına açıkladığı veya yeni tedavilerin hazır olduğu anlamına gelmediği belirtilmeli.

PARKİNSON İÇİN DE ARAŞTIRMA GEREKİYOR

Araştırma kapsamında gündeme gelen konulardan biri de hücresel ayıklama mekanizmasının Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarda rol oynayan dopaminerjik nöronlar üzerindeki etkisi oldu. Uzmanlar, bu mekanizmanın farklı sinir hücresi türlerinde ve hastalıklarda nasıl işlediğinin daha ayrıntılı araştırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Çalışmanın, beynin gelişim sürecini ve bazı nörolojik hastalıkların kökenini anlamaya yönelik yeni araştırmalara zemin oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ