Nihat AK/EGE TELGRAF- Her yaz başında uçak ve helikopter sayıları açıklanıyor, ardından binlerce hektar orman yok oluyor. “11 dakikada müdahale” denilen yangınların ardından geriye ise kül, kayıp ve cevapsız sorular kalıyor. Uzmanlara göre sorun araç eksikliğinden ziyade; plansızlık, yetersiz hazırlık ve yıllardır görmezden gelinen gerçekler.

CİDDİ BİR SORUN VAR

Yangınla mücadelenin vitrin cümleleriyle değil bilimle planlı şekilde yapılabileceğine vurgu yapan Türkiye Ormancılar Derneği Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara, “Orman yangınları, uçak ve helikopter sayılarıyla değil, yangın çıkmadan alınan önlemlerle kontrol altına alınır. Risk azaltıcı çalışmalar yapılmadığında, sahaya sürülen araç sayısının tek başına hiçbir anlamı kalmaz. Çünkü mesele müdahaleden önce hazırlık meselesidir. Bugün yangınların yüzde 40’tan fazlasının nedeni hâlâ bilinmiyor. Nedeni ortaya çıkarılamayan her yangın, geleceğe bırakılmış yeni bir tehdittir. Hava gücü üzerinden algı yaratılıyor ama yangını söndüren asıl güç kara ekipleridir. Sonucu belirleyen; eğitim, organizasyon ve zamanında müdahaledir.

“11 dakikada müdahale” deniliyor ama ortada kül olan binlerce hektar var. Kayıplar 10 bin hektardan 25 bin hektara çıktıysa, bundan ders çıkarmak lazım. Orman yangınları vitrin söylemleriyle değil; bilim, planlama ve gerçek hazırlıkla durdurulur” şeklinde konuştu.

YANGIN RİSKİ KATLANDI

Yangınlar açısından riskli bir döneme girildiği uyarısını yapan Başkan Özkara, “Türkiye’de orman yangınlarında son 10 yılda ciddi bir artış yaşandı. 1937’den 10 yıl öncesine kadar yıllık ortalama bin 435 olan yangın sayısı bugün yaklaşık bin 750 seviyelerine ulaştı. Özellikle aşırı sıcaklıklar, düşük bağıl nem, kuraklık ve iklim değişikliğinin etkileri yangın riskini her geçen yıl daha da büyütüyor.

2021 yılında Muğla ve Antalya’da yaklaşık 140 bin hektarlık alanın zarar gördüğü büyük yangınlar, iklim krizinin ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını hepimize gösterdi. Artık yalnızca orman yangınları değil, ani seller ve aşırı hava olayları da daha sık yaşanıyor. Son aylarda etkili olan kuraklık nedeniyle bu yazın da oldukça riskli geçmesini bekliyoruz. Bu nedenle hem kurumların hem de vatandaşlarımızın çok daha dikkatli ve duyarlı davranması büyük önem taşıyor” diye konuştu.

Neşet Ertaş’ın bilinmeyen yönleri bu kitapta! İlk kez festivalde yayımlanacak
Neşet Ertaş’ın bilinmeyen yönleri bu kitapta! İlk kez festivalde yayımlanacak
İçeriği Görüntüle

YANICI MADDE YÜKÜ

Yanıcı madde yükünden ivedilikle kurtulunması gerektiğini belirten Genel Başkanı Özkara, “Orman yangınlarıyla mücadelede en önemli adımlardan biri, yangın çıkmadan önce ormanı dirençli hale getirmektir. Bunun için özellikle yol kenarlarında ve yerleşim alanlarına yakın bölgelerde kuru ot, çalı ve diğer yanıcı materyallerin temizlenmesi gerekiyor. Bu çalışmaların tamamen yapılmadığını söylemek haksızlık olur ancak mevcut uygulamaların yeterli seviyede olmadığı açık. Yangınla mücadelede asıl başarı, alevler başlamadan önce yanıcı madde yükünü azaltabilmekten geçiyor” diye konuştu.

‘KRİTİK ÖNEME SAHİP’

Yangınların büyük ketleri de tehdit ettiğine dikkati çeken Genel Başkan Özkara, “Orman yangınları artık sadece kırsalı değil, kentlerin kıyısındaki yaşam alanlarını da tehdit ediyor. Çanakkale’de geçen yıl yaşanan yangınlar, alevlerin sahil sitelerine kadar ulaşabildiğini açıkça gösterdi. Doğayla yerleşim arasındaki sınır doğru planlanmazsa, yangın yalnızca ormanı değil yaşam alanlarını da yok ediyor. Bu yüzden ormanlarla yerleşim alanları arasında mutlaka güvenli tampon bölgeler oluşturulmalı. Sıcaklığın arttığı, nemin düştüğü ve şiddetli rüzgârın etkili olduğu dönemlerde risk katlanıyor. Rüzgâr saatte 100 kilometreyi geçtiğinde ise yangın kontrolden çıkan büyük bir felakete dönüşüyor. Özellikle tepe yangınlarında hem doğa hem yerleşimler ağır bedel ödüyor” şeklide konuştu.

‘KÖYLÜLER DIŞLANAMAZ’

Orman köylüsünün süreç dışında bırakılmaması gerektiğine vurgu yapan Genel Başkan Özkara, “Türkiye’de orman yangınlarıyla mücadelede en büyük güç, yıllardır o topraklarda yaşayan orman köylüsüdür. Araziyi, rüzgârı, ulaşım yollarını en iyi onlar bilir. Orman köylüsünü sürecin dışına iterek yangınla mücadele edilemez. Çözüm köyleri boşaltmak değil, yangına dirençli hale getirmektir. Basınçlı su sistemleri kurulmalı, yerel müdahale ekipleri oluşturulmalı, tahliye planları önceden hazırlanmalıdır. Yaşlıların ve hayvanların nasıl kurtarılacağı bile önceden belirlenmelidir. Orman yangını sıradan bir mücadele alanı değildir. Tecrübesiz insanları birkaç günlük eğitimle ateşin içine sürmek doğru olmaz. Eskişehir’de 10 kişinin hayatını kaybettiği facia, acı bir gösterge oldu” ifadelerini kullandı.

“İHTİYAÇ YOK” SORGULANMALI

İzmir’de eğitim merkezinin kapatılmasının sorgulanması gerektiğini belirten Genel Başkan Özkara, “İklim krizinin etkilerini artık sadece raporlarda değil, yanan ormanlarda ve kaybettiğimiz canlarda görüyoruz. Orman yangınlarını tamamen sıfırlamak zor olabilir ama sayısını azaltmak ve etkisini en aza indirmek artık bir zorunluluktur. Bunun yolu da toplumu bilinçlendirmekten ve sahadaki ekipleri doğru eğitmekten geçiyor.

Orman yangınıyla mücadele masa başında öğrenilecek bir iş değildir. Engebeli arazide, alevlerin ortasında görev yapmak ciddi tecrübe ve sürekli eğitim ister. Son yıllarda yaşanan kazalar da bunun ne kadar hayati olduğunu gösterdi.

Buca’daki orman yangını eğitim merkezinin 2018’de ‘ihtiyaç yok’ denilerek kapatılması bugün yeniden sorgulanmalıdır. Yaşanan büyük yangınlar, bu kararın ne kadar yanlış olduğunu ortaya koydu. Yangınla mücadelede güçlü ekipman kadar güçlü eğitim de şarttır. Bu nedenle Buca Eğitim Merkezi yeniden açılmalı ve personel sürekli uygulamalı eğitimden geçirilmelidir” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi