Acıbadem Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Begüm Uzsezer Güler, istemsiz idrar kaçırmanın her yaşta görülebilen ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Özellikle doğum sonrası ve menopoz döneminde daha sık görülen bu durumun utanılacak değil, tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu ifade eden Güler, kadınların şikayetlerini ertelememesi gerektiğini söyledi.

HER YAŞTA GÖRÜLEBİLİYOR
İdrar kaçırmanın kişinin istemi dışında idrarını tutamaması olarak tanımlandığını belirten Dr. Begüm Uzsezer Güler, "İdrar kaçırma, kişinin istemi dışında idrarını tutamaması olarak tanımlanır. Özellikle doğum yapmış kadınlarda, menopoz döneminde ve ileri yaşlarda daha sık görülse de bu durum yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu değildir. Kadınların önemli bir bölümü yaşamlarının herhangi bir döneminde bu sorunla karşılaşabiliyor" dedi.
GEBELİK, DOĞUM VE MENOPOZ RİSKİ ARTIRIYOR
İdrar kaçırmanın birçok farklı nedene bağlı gelişebildiğini belirten Güler, gebelik ve doğum sırasında pelvik taban kaslarının zayıflamasının önemli risk faktörlerinden biri olduğunu söyledi.
Dr. Güler: "Gebelik ve doğum sırasında pelvik taban kaslarının zayıflaması önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması, fazla kilo, kronik kabızlık, uzun süreli öksürük, sigara kullanımı ve ağır kaldırmayı gerektiren işler de idrar kaçırma riskini artırabiliyor" ifadelerini kullandı.
EN SIK GÖRÜLEN TİP GÜLERKEN VEYA ÖKSÜRÜRKEN ORTAYA ÇIKIYOR
Kadınlarda en sık görülen idrar kaçırma tipinin karın içi basıncının arttığı durumlarda yaşandığını belirten Güler: "Öksürme, hapşırma, gülme, egzersiz yapma ya da merdiven çıkma sırasında yaşanan idrar kaçırma en sık karşılaştığımız tablodur. Bazı kadınlarda ise ani ve şiddetli idrar yapma isteği oluşur, tuvalete yetişemeden kaçırma görülebilir. Her iki tip birlikte de görülebilmektedir" dedi.
SOSYAL YAŞAMI VE PSİKOLOJİYİ DE ETKİLİYOR
İdrar kaçırmanın yalnızca fiziksel bir sağlık sorunu olmadığını vurgulayan Dr. Begüm Uzsezer Güler, bu durumun kadınların sosyal yaşamı ve psikolojisi üzerinde de olumsuz etkiler oluşturabildiğini belirtti.
Güler: "Bu problem kadınların sosyal yaşamını, iş hayatını ve psikolojisini de etkileyebiliyor. Spor yapmaktan, uzun yolculuklardan, hatta sosyal ortamlara katılmaktan kaçınan birçok kadınla karşılaşıyoruz. Oysa erken dönemde başlanan tedavilerle oldukça başarılı sonuçlar elde edilebiliyor" ifadelerini kullandı.
TEDAVİ HASTALIĞIN TİPİNE GÖRE BELİRLENİYOR
Tedavi planının kişiye özel hazırlandığını söyleyen Güler, ilk aşamada yaşam tarzı değişiklikleri ve egzersizlerin önerildiğini ifade etti.
Dr. Güler: "İlk aşamada kilo kontrolü, sigaranın bırakılması, kabızlığın önlenmesi ve pelvik taban kaslarını güçlendiren kegel egzersizleri önerilebiliyor. Gerektiğinde ilaç tedavileri uygulanırken, ileri düzey stres tipi idrar kaçırmalarda modern cerrahi yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabiliyor. Günümüzde uygulanan cerrahi teknikler sayesinde hastalar kısa sürede günlük yaşamlarına dönebiliyor" diye konuştu.
"SESSİZCE YAŞAMAYIN, DESTEK ALIN"
İdrar kaçırmanın utanılacak ya da gizlenecek bir durum olmadığını vurgulayan Dr. Begüm Uzsezer Güler, kadınların bu sorunu normalleştirerek yıllarca ertelememesi gerektiğini söyledi.
Güler: "Birçok kadın yıllarca bu sorunu normal kabul ederek yaşamayı tercih ediyor. Oysa erken tanı ve doğru tedaviyle yaşam kalitesini belirgin şekilde artırmak mümkün. İstemsiz idrar kaçırma yaşayan kadınların bu durumu kabullenmek yerine bir uzmana başvurmaları büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.




