1 Mayıs için sendikalar çağrılarını yineledi. Bu yıl da meydanlar “Emek ve dayanışma” için doldu. Dövizler, pankartlar, sloganlar aynı sözleri haykırdı.

Adalet, hak, hukuk, eşit işe eşit ücret, iş güvenliği, iş cinayetleri, çocuk işçiler her yıl olduğu gibi gündeme getirildi. Eriyen alım gücü ve yolsuzluklar eleştirildi.

Bu 1 Mayıs klasiğinde mesajlar netti ama meydanlarda bağırabilenlerin kaçı işçiydi?

Emeğin avaz avaz savunulmasını çok değerli buluyorum ancak emekçinin dışarıda kaldığı gerçek bir organizasyon değil 1 Mayıslar.

İşçilerin işte, memurların tatilde olduğu, yalnız sivil toplum örgütü ve siyasi parti üyelerinin toplandığı bir eylem oluyor her yıl.

Garson işte, şoför işte, resmi tatilde çalışabilen işletmenin 1 Mayıs ödemesini yatıran patronun çalışanları işte…

Birkaç bıyıklının toplanıp kadın haklarını tartıştığı programlardan ne farkı kaldı bu eylemlerin?

Kadınsız kadın hakları, işçisiz 1 Mayıs… Hak arama konuları üzerimizde eğreti durur hep, mücadele ruhumuz zedelenmiş gibi.

Neyseki son yıllarda artan farkındalık hem kadınların erkeklerin sınırını çizebilmesine hem de meydanlarda daha fazla işçi olabilmesi için haykırılmasına neden oluyor.

O nedenle bu 1 Mayıs’ta “İşçiler de gelecekti ama çalışıyorlar” en beğendiğim pankarttı.

Uyanalım, sadece bağırmak uyanık olmak demek değildir.